ALABALIK YETİŞTİRİCİLİĞİ
Alabalık ülkemizde ilk ele alınan ve başarılı bir şekilde uygulanan bir
yetiştiricilik yöntemidir. Ülkemize ilk olarak 1970 li yıllarda
başlayan çalışmalardan çok olumlu sonuçlar alınmıştır. Öyle ki günümüzde
alabalık yetiştiriciliğinin ele alınabileceği kaynak sayısının ülkemizde
oldukça azaldığı söylenebilir. Ama bu durum ülkemizde alabalık
yetiştiriciliği daha fazla geliştirilemez anlamını da çıkarmaz.
İnancımız odur ki ileriki yıllarda bu konuda daha pek çok gelişme
olacaktır. Şöyle ki bu gün sofralık alabalık üretiminde kullanılan ve
yavru üretimine uygun olan su kaynakları ileride sadece yavru balık
üretimine yönelebilir. Bu yerlerde üretilen yavruların, barajlarda veya
Karadeniz de su sıcaklığının alabalık gelişmesine uygun olduğu kış
aylarında besiye alınarak ülkemiz üretiminin iki üç katına
çıkarılabileceğini beklemekte olasıdır. ülkemizdeki alabalık üretimi
2002 yılı için 1000’i aşan işletmede 40.000 ton dolayındadır. 1970 li
yıllarda alabalık soğuk sularda yetişen nadir bir balık türüdür diye
tanıyan halkımız, bu gün her Pazar yerinde tezgahlarda nerede ise en
ucuz pazarlanan balıklar arasında görmesi bu konuda sağlanan gelişmenin
bir işareti sayılmalıdır. Bu gelişmelerin sağlanması pek çok atılımcı
için başlangıçta pek kolay olmamıştır. 1970 li yıllarda İlk kez üretime
açılan işletmeler pek çok zorluklarla karşılaşmışlardır. Günümüzde
rahmetli olmuş olan Denizlide Ömer Yavuz, Bilecik te Hasan Papilla gibi
daha adlarını sayamayacağım pek çok azimli üretici başlangıçta çok büyük
zorluklarla karşılaşmışlar ve büyük çabalar harcamışlardır. Bu gün ise
Avrupa çapında ün yapmış ve yılda 1000 tondan daha fazla alabalık üreten
işletmelerimiz vardır. Örneğin Aydınlı Mustafa Bağcı’ nın Köyceğizdeki,
işletmeleri Avrupa içerisinde dahi önde gelen kuruluşlar arasında
sayılabilir. Bu gibi başarılı kuruluşların artması da ülkemiz balık
yetiştiriciliğinin gelişmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
YETİŞTİRİCİLİĞİ YAPILAN
ALABALIK TÜRLERİ
Dünyada yetiştiriciliği yapılan Alabalık türlerini iki şekilde
sınıflandırmak mümkündür. Dış yayınlarda alabalık türleri genellikle
Avrupa ve Amerika alabalıkları olmak üzere iki grupta incelenmektedir.
Ülkemiz ve yetiştiricilik bakımından ise, alabalık türlerini yerli
alabalıklar ve kültür alabalıkları olmak üzere ele alan
araştırmacılarımız da vardır. Bu sınıflandırmalara göre en önemli
alabalık türleri ni şu şekilde sınıflandırabiliriz.
Kahverengi alabalık (Salmo trutto fario)
Avrupa alabalıklarından Kahverengi alabalıklar (Salmo trutto fario, L.)
Avrupanın dağlık bölgelerinin bir türüdür. Kırmızı benekleri
belirgindir. Bu grup içerisinde Salmo trutto marmaratus Ülkemizin batı
bölgelerinde Kaz dağlarında yaşamaktadır. Atlantik som balıklan (Salmo
salar L.) Göçebe bir türdür. Portekizden İskandinav ülkelerine kadar pek
çok temiz sulu nehirlerde bulunur. Atlantik Okyanusuna bakan Kuzey
Amerika sahillerinde de yaşamaktadır.
Danube som balıkları (Hucho hucho L.) Kuzey Avrupa’nın bir çok
göllerinin balıklandırılması için ele alınan bir türdür. Bir metre
uzunluğa kadar büyüyebilmektedir. Salvelinus alpinus Asya ve Kuzey
Amerika sahillerinde de bulunan bir türdür. Derin göllerde yaşamayı
tercih etmektedirler. Renk ve şekil bakımından çok güzel görünümleri
vardır.

Diğer bir grup olarak ele alabileceğimiz Amerika alabalıkları içerisinde
en ünlü olanı Gökkuşağı Alabalıklarıdır (Oncarhynohus mykiss veya Salmo
gairdneri R., ). Dünyada ve ülkemizde yetiştiriciliği en yaygın olan
alabalık türüdür. Ege koşullarında 10-11 ayda porsiyonluk ortalama 250
gr ağırlığa ulaşabilmektedir. Ülkemizde alabalık yetiştirecek olanların
ele alacağı birinci alabalık türü durumundadır. Su sıcaklığının tedrici
yükselmesi durumunda yüksek su sıcaklıklarına uyum sağlayabilmektedir.
Bol su ortamında su sıcaklığının 22-23 dereceye yükselmesi balıklar
üzerinde kötü bir etki yaratmamaktadır. Fakat ideal yetiştirme sıcaklığı
14-17 derece dolaylarıdır. İyi kalitedeki bir kg. yapay yem ile bir kg.
canlı ağırlık artışı sağlanabilmektedir. Bu verim düzeyine ıslah ve yem
kalitesinin yükseltilmesi ile ulaşılmıştır. Evcil bir balık türüdür.
Diğer kültür alabalıklarına oranla daha dayanıklıdır Çeşitli alt türleri
bulunmaktadır.
Oncarhynohus mykiss, Kuzey Amerikanın bir türü olup 1880 yıllarında
Avrupa ya getirilmiştir. Yine bu gruptan Salmo clackii R. Amerikanın
kuzey bölgelerinde gökkuşağı alabalıklarına oranla daha iç bölgelerde
yaşayan bir türdür. Pasifik som balıkları (Oncorhynchus sp.) denizlerden
nehirlere göç eden ve yumurtalarını bıraktıktan sonra ölen som
balıklarını içermektedir. Bu grup içerisinde pek çok tür bulunmaktadır.
Salvelinus fontinalis Kuzey Amerikanın Atlantik okyanusuna bakan kıyı ve
buralara dökülen nehirlerde yaşamaktadır. Amerika göl alabalıkları (Salvelinus
namaycuch W.) Kuzey Amerikanın derin göllerinin bir türüdür.
Alabalık türlerinin ülkemiz ve yetiştiricilik bakımından
sınıflandırılması. Durumunda;
Yerli Alabalıklar olarak . Salmo trutto abanticus iç ve Doğu Anadolu'nun
dağ göllerinde yaşar. Göl alabalığı olarak tanınırlar. Vücutlarında
kahverengi halkalar içinde siyah noktaları ile tanınırlar. Salmo trutto
labrax, PAAL. İse Karadeniz e dökülen akarsularımız da bulunur. Vücut
üzerindeki geniş gri mavi benekleri ile tanınırlar. 10-15 kg. ağırlığa
kadar ulaşabilen bir türdür.Salmo trutto magrostigma, A. DUM. ise
Ülkemizin güney ve güney batı bölgeleri soğuk nehirlerinde bulunur.
Üzerinde siyah benekler bulunan çatal kuyrukları vardır. Rengi siyah ile
gri arasıdır. Salmo trutto caspius, KESSL.Kuzey doğu Anadolu bölgemizde
bulunur. Vücudunun yan kısmında etrafı açık kahverengi ve ortası siyah
noktalı benekleri ile tanınırlar. Salmo trutto morpha fario L.Fırat
nehrinin üst kısımlarında bulunur. Vücutlarının yan tarafında benekler
vardır
Ülkemizde Gökkuşağı alabalığı yanında Kültürü yapılan diğer alabalık
türleri ise (Shasta gökkuşağı alabalığı) Dünyaya Kaliforniya dan
yayılmıştır Renkleri açıktır Üzerlerinde az koyu siyah noktalar bulunur.
Yan taraflarında geniş kırmızı çizgiler vardır. Gelişme özellikleri çok
iyidir
.Salmo gairdneri gairdneri (Çelikbaşlı gökkuşağı alabalığı) Amerika
orijinlidir Yan taraftaki kırmızı çizgileri daha parlaktır. Sırt çizgisi
boyunca ve sırta yakın kısımlarda birçok kırmızı beneklere sahiptirler
Geç yumurta verirler.
ALABALIKLARIN SU İSTEKLERİ
Alabalık yetiştiriciliği için kaynak, akarsu, göl ve yeraltı suları
kullanılabilir En uygunu kaynak sularıdır. Suyun berrak olması istenir.
İçilebilir temiz sular tercih edilir. Su sıcaklığının yılın her
mevsiminde 14-15 derece dolayında olması en uygunudur Yumurtlama ve
yavru çıkışı için su sıcaklığı 7-15 derece arasında olabilir. Yetiştirme
ve yemeklik balık üretimi için su sıcaklığının yavaş yavaş yükselmesi ve
gökkuşağı alabalıkları için 20 dereceye ulaşması önemli bir sakınca
yaratmaz Hatta gökkuşağı alabalıkları bol su ortamında 23-24 derece su
sıcaklıklarında bile yaşayabilmektedirler Fakat sıcaklık artışında
dikkatli olunması yine de önemli bir konudur. Her türün farklı
dönemlerinde farklı sıcaklık istekleri vardır. Örneğin, gökkuşağı
alabalığında yumurtlama ve yumurta kuluçkalanması için 10-12 °C, yavru
dönemi için 12-14 °C , besi için 15-17 °C sıcaklık değerleri en iyi
verim sağlamak içinen uygun değerler olarak verilmektedir. Son yıllarda
ülkemizde Karadeniz de tuzlu su da alabalık yetiştirilmesi yaygınlaşmış
bulunmaktadır. Alabalıklar su sıcaklığı uygun olduğu taktirde %0 20
tuzlu deniz sularında da kolayca yaşabilmektedirler. Bu nedenle kış
aylarında su sıcaklığının 17-18 °C’den daha az olduğu dönemlerde
Karadeniz de ağ kafeslerde alabalık yetiştirilebilmektedir. Bu konudaki
ülkemizdeki ilk denemelerden biri kitabın yazarı tarafından 1978-1979
yıllarında denenmiş ve başarılı olunabileceği vurgulanmıştır. Ayrıca göl
ve barajlarda ağ kafeslerde balık yetiştiriciliği bakımından ülkemizde
çok büyük potansiyel olduğu belirtilebilir. Bu konu da tüm baraj ve
göllerimizin mevsimlere göre su koşulları incelenerek yeni olanaklar
yaratılması ülkemiz yararına olacaktır
Suyun pH'sı 6,5 7,5 arasında olmalıdır Suyun az sert olması ve SBV
değerinin 4'u aşmaması tercih edilir. SBV değeri ve pH hakkında genel
balık yetiştirme kitaplanında bilgi verilmiştir. İncelenmesini öneririm.
Alabalıklar bol oksijen bulunan sularda yetiştirilirler. Su sıcaklığının
20 dereceyi aşmamasının istenmesi ılık sularda oksijen miktarının düşük
olmasındandır. Diğer bir ifade ile balıkları rahatsız eden suyun
sıcaklığı değil ılık sularda az oksijen bulunmasıdır. Örneğin sıcaklığı
1 derece olan suda 14 mg/lt. oksijen bulunur iken 10-20 ve 30 derece
sıcaklığındaki sularda 11.3-9.19 ve 7.67 mg/lt. erimiş oksijen bulunur.
Alabalıklar için oksijen miktarının 6-7 mg/lt den daha aşağıya düşmesi
iyi sayılmaz. Alabalıklar az oksijenli sulardan hoşlanmadıkları için
başarılı bir üretim için bol su ve sıcaklığı 20 dereceden aşağı sular
aranılır.
Diğer Maddeler
Alabalık sularında potasyum hidroksit (KOH) 15 ppm, bakır 1 ppm,
magnezyum klorür (MgCl2) 4000 ppm, kurşun nitrat (Pn(NO3))2 ppm, kurşun
klorür (PbCU 0.3 ppm amonyak yavrular için 0,005 ppm, yetişkin balıklar
için 1 ppm, klor 0.25 ppm'den fazla olmamalıdır. Su içerisinde çeşitli
lifler tortu ve organik artıklar bulunmamalıdır. özellikle yumurtaların
bulunduğu tavalara giden suların çok temiz olması gerekli hatta
zorunludur. Çünkü yumurtalar üzerine birikebilecek mil ve kum artıkları
çıkış gücünü büyük oranda etkileyebilir ve yumurta ölümlerine neden
olur.
Su Miktarı
En az 100 Lt/sn su miktarına sahip olmak ideal bir alabalık üretim
işletmesi kurmak için gereklidir. Daha az su miktarına sahip olan
kaynaklarda da alabalık üretimi ele alınabilir ise de ısınma olabilir ve
bu durum balık üretimi için tehlikeli bir ortam yaratabilir. Yabancı
yayınlara göre 100 Lt/sn su bulunan bir kaynakta 6-9 ton balık
yetiştirilebileceği bildirilir. Fakat iyi bir planlama yapılır ise 100
lt/sn su ortamında 15-20 ton alabalık üretmek mümkündür. Diğer yaşlarda
ise,
1000 yumurta için 0.5 -1 Lt/dakika,
0-2 aylık 1000 adet yavru için 1 - 3 lt/dakika,
4-8 aylık 1000 adet yavru için 6-10 lt/dakika
su gerektiği belirtilebilir. Bazı yazarlar her bir aylık yaşta 1000
balık için 1 lt/dakika su hesaplanması gerektiğini önermektedirler.
Örneğin, balık yavruları 7 aylık ise 1000 balık için 7 lt/dakika su
gerektiği hesaplanabilir. Yalnız bu arada şu konuyu da hatırlamak
gerekir ki; balıkların ihtiyacı olan suyun hesaplanmasında balıkların ay
olarak yaşları yanında gelişme durumlarının da dikkate alınması gerekir.
İyi yemlenmiş ve gelişmesi hızlı olan gruplarda su ihtiyacının bir
miktar daha yüksek tutulması düşünülür.
Balık yetiştirmede su idaresi çok önemlidir. Örneğin 100 Lt/sn su içeren
bir kaynakta 15.000 kg balık yetiştirilebileceği belirtilmiş olmakla
beraber iyi bir menajman ile bu üretimi yılda 25-30 tona çıkarmakta
mümkündür.
ALABALIK TESİSLERİ
Arazinin özel mülk veya tapulu olması kuruluş işlemlerini azaltır. Fakat
hazine malı araziler de kiralanabilir. Bu kiralama işlemlerinden önce
bazı çalışmaların yapılmış olması gerekir. Ülkemizde en çok 10-15 yıl
süre ile kiraya verilme işlemi uygulanmakta ve süre tekrar
uzatılabilmektedir.
Yetiştiricilik yapılacak alanın su kaynağına yakın olması yararlı
olacaktır. Çünkü kaynaktan uzaklaştıkça suyun yol boyunca ısınma,
bulanma ve yabancı atıklarla kirlenme riski vardır. Kaynak uzak ise suyu
boru ile ısınmadan getirmek te planlanabilir. Arazi meyilli ve havuz
yapımına uygun olmalıdır. Su normal cazibe ile havuzlara alınabilmeli ve
havuzlar istenildiğinde kolayca boşaltılabilmelidir.
İşletme alanının biraz önce belirtildiği gibi kaynağa yakın ve havuz
kurulmaya elverişli olması yanında diğer bazı özellikler de aranır.
Bunların başında yol durumu gelir. Gerek inşaat sırasında gerekli
malzemelerin taşınması ve üretim zamanında ürünün kolayca nakli
bakımından ulaşım sorununun bulunmaması lâzımdır. Pazara da yakın olması
istenir. İnşaat malzemeleri temininin kolay olması tesis maliyetini
düşürecektir İş gücü ve yem temini gibi konuların kolaylıkla sağlanması
dikkate alınmalıdır İçme suyu ve elektrik gibi konular da
düşünülmelidir.
Alabalık işletmelerinde Damızlık ve stok havuzları, üretim havuzları
Kuluçka havuzları ve yavru üretim havuzlan olmak üzere 4 tür havuz
bulunması gerektiği söylenebilir
Kuluçka havuzları ve yavru üretim havuzlan bina içerisinde plânlanır.
Çünkü yumurta ve yavrular 3-5 cm ye ulaşıncaya kadar mutlaka az ışıklı
yerde tutulmaları zorunluluğu vardır Yumurta ve çok küçük yavruların
direkt olarak güneş ışığında yaşayamayıp öldükleri kesinlikle
bilinmelidir.
Kuluçkahane ve kuluçka havuzları
Üretilecek balık miktarına göre plânlanır. Üstü örtülü pencereleri
kapatılabilir karanlık olabilecek şekilde inşa edilirler. Kuluçkahane de
kuluçka tavalarının konulacağı kuluçka kanalları bulunur Kuluçka
tavaları çeşitli ebatlarda olabilir ise de 50X50 boyutlu olarak
önerilebilir. Kuluçka tavalarının konulacağı uzun kanal şeklindeki
havuzcuklar da tava boyutlarına göre planlanır, örneğin 49 x 50x15
boyutlu tavalar kullanılacak ise 50 cm. enindeki kanallar planlanabilir,
örneğin işletme de 20 ton balık üretimi plânlayalım Her biri 250 gr.
geleceği hesabı ile 80.000 adet balık üretilecek demektir. Balıklar bu
yaşa gelinceye kadar %20 zaiyat olabileceği var sayılır ise bu durumda,
100.000 dolayında yumurtanın kuluçkaya konulması gerektiği hesap
edilir. Bir tavaya ortalama 10.000 adet yumurta konulabilir. Bu durumda
10 adet kuluçka tavasına ve bunların konulacağı kanala gereksinim
duyulacaktır. 80.000 yavru balık 3-4 cm; boya ulaşıncaya kadar bina
içinde tutulacağına göre 1 m2 ye 2000-3000 yavru konulacağı hesabı ile
30-40 m2 iç havuz yapılması planlanabilir. Bu iç havuzlar 0.5 veya 1 m.
genişlikte 0.75 derinlik ve bina enine göre 5-10 m. uzunlukta
yapılabilir. 1 m. enindeki havuzlar gerektiğinde kuluçka tavalarının
ikisini yan yana koyarak kullanma amacıyla da yararlanılabilir. Su
derinliği yumurta konulduğunda yumurtaların üst kısmında 5-8 cm. su
bulunacak şekilde plânlanır. İlk bir iki ay su derinliği larvalar için,
30-40 cm. tutulur. Yavrular büyüdükçe su derinliği 60-75 cm. ye
çıkarılabilir.
Üretim havuzları ve diğerleri
Alabalık havuzlarının betondan yapılması tercih edilir. 1 m2 su alanında
15-20 kg. alabalık yetiştirilebilir. Uygun yetiştirme ve bilinçli bir
planlama ile de yıl ortalaması olarak 1 m2 de 30 kg balık pazarlamak ta
mümkündür. havuzların çok çeşitli şekillerde planlanması mümkün ise de
son yıllarda 2-4 m. enindeki kanal tipinde uzun havuzlar inşa
edilmektedir. Görüşümüze göre en ideali 3 m. olmaktadır. Su derinliği
1,2 m. ile 1,40 m. arasında olabilir. Su giriş çıkışları kontrollu ve
ızgaralı olarak yapılır. Planlamada süzgeçler ve boşaltma düzenleri
dikkatle planlanır. İdare binası. yem deposu, işletme çok büyük ise
küçük bir laboratuvar, soğuk hava ünitesi ve personelin kalacağı yerler
de plânlamalarda dikkate alınır. Binaların havuzların kontrolü mümkün
kılacak bir yerde inşa edilmeleri yararlı olacaktır.
ALABALIKLAR HAKKINDA GENEL
BİLGİLER
Ülkemizde alabalıklar porsiyonluk tabir edilen 3-4 tanesi 1 kg çeken
ortalama 200-300 gr. ağırlıkta iken pazarlanmaktadır.. Gökkuşağı
alabalıkları bu ağırlığa 10-12 ayda ulaştırılabilmektedir. Son yıllarda
Karadeniz de besiye alınmış ve 1 kg dolayındaki balıklarında pazarlar da
yer aldığı gözlenmektedir. Bir kg ağırlığındaki bir dişi alabalık
1600-2000 adet yumurta verebilir. Alabalık yumurtaları 4-5 mm.
çapındadır. Ülkemizde yetiştiriciliği yapılan gökkuşağı alabalıklarının
yumurtalarından yavru çıkışı 14-15 derece su sıcaklığında 21 gün sürer.
Su daha soğuk ise bu süre bir miktar uzar. örneğin su 12 derece ise 26
gün, 10 derece ise 30 günde yavru çıkışı tamamlanır. Bazı yayınlarda
yumurtalardan yavru çıkışı derece/gün olarak belirtilir. Bu yöntem ile
işletmemizde kaç günde yumurtadan yavru çıkacağını basitçe
hesaplayabiliriz, örneğin, Gökkuşağı alabalıklarında 300 derece gün,
kahverengi alabalıklarda ise 400-450 derece gündür. Diyelim ki Gökkuşağı
alabalığı yetiştirilen işletmemizde kuluçkalarda kullanılacak suyun
sıcaklığı 14°C dir. Bu zaman 300/14=21-22 günde yavruların yumurtadan
çıkacakları hesaplanır.
Erkek alabalıklardan sağımla alınan üreme hücreleri topluluğuna süt
tabir edilir. Bu sütün 1 cm3 ünde milyonlarca erkek üreme hücresi olan
spermatozoid bulunur. Bir erkek balıktan bir mevsimde 1 kaç kez süt
alınabilir. Bu nedenle bir işletmede dişi balık sayısının 1/3 ü oranında
erkek balık bulundurmak yeterli olabilir. Normal besi koşullarında bir
erkekten iki haftada bir süt alımı mümkündür.
Yumurtlama zamanında dişi alabalıkta karın şişkin, anüs kızarık,
yuvarlakça ve dışa doğru çıkıktır. Erkek balıkta ise karın düz
yapıdadır. Erkek balığın karnına yandan hafifçe basılınca beyaz renkli
süt çıktığı görülür. Erkeğin rengi üreme zamanında parlaklaşır ve
kızıllaşır. Yaşlı erkeklerde ağız ucu üste doğru kıvrıklaşır. Bir
işletmede 1.000.000 adet yumurta üretimi için 750 kg. damızlık balık
bulundurmak yeterlidir.
Yumurta ve yavru üretimi.
Yumurta sağımından 1-2 ay önce yemleme azaltılır. Yumurtlama dönemi
yaklaştıkça balıkların suyun geldiği yerde toplanma eğilimleri artar. Bu
dönemde yemlemenin kesilmesi gerekir veya verilen yem miktarı azaltılır.
Ayrıca erkek dişi ayırımı yapılarak özel olarak hazırlanmış ve
temizlenmiş havuzlara konulur. Verimli bir yumurta alımı için, bir yıl
önceden başlayan yemlemenin kalite ve miktar bakımından en yüksek
düzeyde tutulması çok yararlı olacaktır.
Doğal yem yiyen balıklarda yumurta rengi pembe kırmızı, yapay yemle
büyütülen balıklardan elde edilen yumurtaların rengi ise soluk beyaz
veya az sarımsı olur. Fakat her iki renk yumurtadan da başarılı şekilde
yavru üretilebilir.
Damızlık balıkların beslenmesi devamlı olmalıdır. Kesik kesik beslenen
ve düzenli gelişme kazandırılmayan balıklardan iyi bir damızlık özelliği
beklenemez.
Damızlıkta kullanılacak dişi balıkların 3-4 yaşında olması en uygunudur.
Fakat, iyi beslenmiş iki yaşlı balıklardan da başarı ile yumurta elde
edilebilir. Erkek balıkların ise 2-4 yaş arasında olması istenir. Fakat,
gerek erkek, gerekse dişilerde 350 gr.'ı geçen balıklardan da damızlık
olarak yararlanılabilir. 6-7 yaşını geçen balıklar ise damızlıktan
çıkarılmalıdır. Çünkü bu balıklarda kısırlık artar ve yumurtalarda döl
tutma oranı yarı yarıya azalabilir. Balığın ağırlığı arttıkça yumurta
büyüklüğü ve elde edilecek yumurta sayısı da artar.

Üreme Zamanı
Alabalık türlerine göre değişebilir. Gökkuşağı alabalıklarında genel
olarak Ocak, Mart aylan arasıdır. Fakat fertlere ve hatlara görede fark
edebilir, örneğin Japonya da seçim ve seleksiyon yolu ile Ekim-Kasım
aylarında yumurta veren gökkuşağı alabalık hatları geliştirilmiştir.
Seleksiyon bilindiği gibi yeni generasyonu meydana getirecek bireylerin
seçimi işlemidir ve bunun sonucu gelecek generasyonda ortaya çıkacaktır.
Üreme zamanı bölgelere ve iklime göre de fark eder. Suyun kuvvetli akışı
da etkili olur. Güçlü ve akıntılı sularda bulunan balıklarda üreme
zamanı daha erkendir Balıkların sağlığı ve iyi bir yemleme de üreme
zamanının erken oluşmasında etkendir Yapılan çalışmalar balık yaşının
üreme zamanını etkilemediğini ortaya koymuştur
Üretim
Üretim zamanı gelince ilk yapılacak iş erkek ve dişi balıkların
ayrılmasıdır. Havuzlardaki tüm balıkları kısa sürede yakalamak için
balık yakalama arabasına sahip olunması çok yararlı olacaktır Ayrılan
dişi ve erkek balıklar ayrı küçük havuzlara alınırlar. Bu havuzlar
dölleme işleminin yapılacağı binaya yakın olmalıdır. Havuzların
derinliği 0.75-1 m., uzunlukları 2-3 m., genişlikleri de 1 m. dolayında
olmalıdır. Böylece işlem sırasında balıkların yakalanması kolay
olacaktır. Bu havuzların dip kısmında çakıl veya bitki bulunmamalıdır.
Çünkü, balıkların yumurta bırakmalarına etken olacak bir ortam
yaratılmış olur. Beton ve düz olarak yapılmış olması en uygunudur. Bu
havuzların üst kısmı ağ ile kapatılmalı veya kenarları balıkların
sıçradıkları zaman kaçamayacakları kadar 30-40 cm yüksek olmalıdır.
Yumurtlama zamanı gelen balıklarda suyun geldiği yöne doğru gidebilme
amacı ile zıplama eğilimlerinin arttığı görülür. Damızlık balıkların
tutulduğu bu havuzlara mümkün olduğu kadar bol su verilmelidir. Böylece
cinsel olgunluğun, hızla gelişmesi sağlanabilir. Fakat akıntının çok
fazla olması da doğru değildir. Yumuşak ve balıkları sürüklemeyen bir
akıntı sağlanmalıdır. Havuzlara konulan damızlık balıklar her hafta
kontrol edilerek yumurta alım zamanının gelip gelmediği izlenmelidir.
Böylece en uygun yumurta alım zamanı kolaylıkla saptanır ve sağım
işlemine geçilebilir. Eğer dişi balığın karnı şiş ve az bir basınç ile
anüsten yuvarlak olgun yumurtalar çıkıyor ise yumurta alım zamanı gelmiş
veya çok yakınlaşmış demektir. Erkeklerde ise üreme zamanı süt kremsi
beyaz renktedir. Kötü süt sulu görünümdedir. Üreme zamanı değil ise
erkeğin karnına basılır ise süt gelmeyebilir veya az gelir. Aynca kanama
da görülebilir.
Dişi balıklarda olgun yumurtalar yuvarlaktır. Yumurta olgun olarak 8-10
gün kalabilir. Fazla olgunlaşan yumurtalardan çoğunlukla erkek balık
çıkar ve bunların bir kısmında da kötü özellikler görülebilir. Döllenme
oranı da düşebilir. Gerek döllenme, gerek döllenmeden sonra kuluçkalama
da, gerekse yumurtadan yavru çıktıktan sonra ölüm oranı yüksek olabilir.
Bu nedenle sağım işleminin devamlı kontrol edilerek zamanında yapılması
çok önemlidir. Elde edilecek sıhhatli yavrulardan ileride sıhhatli
balıklar yetiştirilebileceği unutulmamalıdır. Ayrıca yumurtalar daha
olgunlaşmadan sağım yapılır ise aynı aksaklıklar izlenebilir
Eğer dişi balıktan bir yıl yumurta sağılmaz ise balık bu yumurtaları
kendi vücudunda eritir ve absorbe eder. Bu durum kısırlığa neden olur.
Bu nedenle dişi balıkların yumurtasından yararlanılsın yararlanılmasın
her yıl mutlaka sağılmalı ve yumurtalar alınmalıdır.
Yapay Tohumlama
İki şekilde yapılır. Birincisi kuru yöntem, ikincisi ise yaş yöntemdir.
Kuru yöntem su ile karıştırmadan yapılan dölleme işlemidir, yaş yöntem
ise su içerisinde yapılan dölleme işlemidir. Yaş yöntemin çok süratli
uygulanması gerekir. Kuru yöntem yaş yöntemden daha uygun ve yaygın bir
uygulamadır. Çünkü alabalık erkek tohumları su içerisinde 30 saniye gibi
kısa bir süre içerisinde ölmeye başlarlar ve en uzun olarak ancak 1-2
dakika su içerisinde yaşayabilirler. Bunun yanında kuru yöntemle
çalışıldığında spermatpzoitler daha uzun süre yaşar ve hayatiyetlerini
koruyabilirler. Ülkemizdeki çalışmalarda tamamıyla kuru yöntem ele
alınlığından bu yöntemin pratik yetiştiricilik açısından önemi dikkate
alınarak aşağıda etraflıca açıklanmıştır.
Kuru yöntem ile yapay tohumlama
Kuru yöntem ile yapay tohumlama yapmak için öncelikle bir kısım
malzemenin hazırlanması gerekir. Bu malzemeler, 2-3 adet yuvarlak kap
(20-30 cm. çaplı), temiz bir el havlusu, yumurtaları yıkamak için
delikli tencere, yumurtaları karıştırmak için horoz veya kaz tüyü, bir
masa, su geçirmez muşamba önlük veya pantolon, balıkları yakalamak için
gerekli kepçeler ve taşımak için kovalar ile yumurtaların konulacağı
kuluçka tablalarıdır
Kuru yöntemin uygulanması
Daha önce de belirttiğimiz gibi dişi ve erkek balıkların önceden ayrı
havuzlara ayrılmış olması yararlı olacaktır. İşlem günü erkek ve dişi
balıklardan o gün sağım yapılacak olanlar tekrar bir ayıklamaya tabi
tutulur. Böylece işleme başlanıldığı anda sağılacak olan bütün
balıkların ayrılmış olması yararlı olur. Balığın tutulması havlu veya
yün eldiven ile olur ise balık elden kaymaz. Tecrübeli kişiler çıplak
elle de balığı zedelemeden tutabilirler. Balıklar küçük ise sağım bir
tek kişi tarafından yapılır, iri ise bir kişi iki eli ile balığı tutar
diğer kişi ise sağımı yapar. Balık küçük ise bir el ile balık tutulur
iken diğer elin baş ve işaret parmağı ile sağım yapılır. Sağım sırasında
balığın sırtı az gövdeye dönük ve yere doğrudur. Sağım anüsten baş kısma
doğru olur. Anüse en yakın olan yumurtalar en olgun yumurtalardır önce
anüse yakın olan yumurtalar sağılır, örneğin anüse 3-4 cm. kısımda
bulunan yumurtalar balığın karnı bu kısımda sıvazlanarak sağılır.
Anüsten baş kısma doğru çıkılarak sağım birkaç kez tekrarlanarak tüm
yumurta alınır. Yumurtalar olgun ise sağım çok kolay olacaktır. Tüm
yumurta boşaltılmadan sağıma son verilmez. Karnın bastırılarak sağım
yapılmasında parmağın basıncı balığın iç organlarını zedelememelidir.
Kanama yapabilir. Fakat zaman zaman görülecek az bir kanamanın bir
zararı yoktur. Telaşa kapılmamalıdır. Balık bu zedelenmeyi kolayca
kapatabilir. Elbetteki sağım sırasında balık mümkün olduğunca
zedelenmemeye çalışılır.
Sağılan yumurtaların içerisinde kırık yumurtaların proteinlerini
uzaklaştırmak için yumurtaların izotonik eriyik içerisinde yakanması
gerekir. Eğer bu eriyik içerisinde yıkama yapılmaz ise ileride
mantarlaşmalara veya bakteri üremesine neden olabilirler. İzotonik
eriyiği;
Tuz(Na cl) 90.4 gr
Kalsiyum klörür (CaCl2) 2.6 gr.
Potasyum klörür ( KCl) 2,4 gr.
Su 10 Ll.
olarak hazırlanır. Biraz bikarbonat ilavesi ile su Ph’sının 7’ye
ayarlanması gerekir. Sağılan yumurtaların bu izotonik su ile
yıkanmasından sınra dölleme işlemine geçilir.
İki veya dört dişinin yumurtası aynı kaba sağıldıktan sonra yumurta
üzerine iki erkeğin sütü sağılır. Erkek balık da sağılmadan önce
kurulanmalıdır, özellikle kuyruk kısmında ve anüse yakın kısımlarda
damlayacak su kalmaması gerekir. Çünkü bu kısımlardan sağılan süt
üzerine su damlayacak olur ise erkek üreme hücreleri kısa sürede
ölürler. Dişi balıkta karın kısmına basınç yapılarak yumurtanın
çıkarılmasına karşılık erkek balıkta biraz yan kısımlara basınç yaparak
süt çıkartılır. Bir kaç damla süt bir kap yumurtayı döllemek için
yeterlidir. Kesin sonuç için iki erkekten alınan süt müşterek
kullanılır. Çünkü, balıklardan birinin kısır olması durumunda diğer
balığın spermleri tüm yumurtaları döllemeye yeterli olacaktır.
Yumurta üzerine süt sağıldıktan sonra tüy ile yumurtalar sakin ve
telaşsız bir şekilde karıştırılır. Karıştırılan yumurta yarısına kadar
su ile dolu bir kaba konulur ve hemen süratle tekrar tüy ile
karıştırılır. Bu karıştırma 3-4 kez suyu döndürme şeklinde yeterlidir.
Döllenme işlemi böylece tamamlanmış olur
Yumurtalar bu kap içerisinde 20 dakika bekletildikten sonra yumurtalar
tekrar 5-6 kez yıkanır. Bu yıkamada kötü yumurtalar, kan artıkları ve
süt artıkları temizlenmiş olur. Temizlenen yumurtalar yumurta tavalarına
konulur ve işlem bu şekilde tamamlanmış olur
Sağım işlemlerinin yapıldığı yer yumurtaların konulacağı kuluçka
tavalarına uzak ise yumurtaların taşınması kapalı bir kap içerisinde
yapılmalı ve yumurtaların güneş ışığı görmesi önlenmelidir. Fakat bir
çok yetiştirici sağım yerinin tavaların konulacağı kuluçka havuzlarına
yakın olmasını planlarlar. Böylece sağım ve hemen sonra yumurtalar
tavalara yerleştirilerek kuluçka yerlerine konulmaları sağlıklı bir
şekilde sağlanmış olur.
Döllenme işleminden sonra ilk 36 saatlik dönemde yumurtalar bir yerden
diğer yere biraz dikkatli davranmak şartı ile nakledilebilirler. Bu
dönemden sonra, gözlerin iki siyah nokta şeklinde gelişmesine kadar
14-16. güne kadar yumurtaların nakledilmeleri çok tehlikelidir. Bu
dönemde yumurtalar mümkün olduğunca kımıldatılmamalıdır. Çünkü çok
hassastırlar. Bu sırada her hangi bir ani harekete ve şoka tabi
tutulmamalıdırlar. Su akıntısı çok dikkatli düzenlenmelidir. Yumurtaları
su hareket ettirmemelidir. 15. günden itibaren ise yumurtaların bir
işletmeden diğerine nakledilmesi mümkündür. Dünya üzerinde döllenmiş
yumurta ticareti bu dönemde yapılır. Dünyanın her tarafına uçak ile bu
yumurtalar bu dönemde yollanabilirler; Hatta ölü yumurta sayısı az ise
bu dönemde ayıklanması bile ihtimal edilebilir, ölü yumurta ayıklaması
1-7. gün arasında yapılırsa daha iyi olur. Ölü yumurtaların ayıklanması
da önemli bir konu olup, normal yumurtalar arasında beyaz ve donuk
renkli olarak hemen tanınırlar. Ayıklama cımbız veya kamıştan özel
olarak yapılan küçük maşacıklar ile yapılır. Küçük bir boru ile emmek
suretiyle de ölü yumurtalar ayrılabilir. Bazı işletmelerde emme işlemi
gören top gibi lastik ve ucunda küçük bir hortumu bulunan pratik aletler
kullanılır. Bu konu için yapılmış ve üst kısımlarda resimleri verilen
malzemelerden de yararlanılabilir. Özellikle binlerce yumurta sağan
işletmelerde ölü yumurtaları canlı olanlardan ayıklayan makinaların
kullanılması çok yararlı olur.Yavrular yumurtadan, çıkmaya başlayınca
kalan yumurta kabuklarının ayıklanıp atılması gerekmektedir. Mantarlaşma
ve ölü yumurta çok ise yumurtalar 5-6 günde bir kez 1/300.000
sulandırılmış malahit yeşili banyosuna tabi tutulurlar ise mantarlaşma
azaltılabilir veya önlenebilir..
ALABALIKLARIN BESLENMESİ
Yavruların bakım ve beslenmesi.
Yumurtadan yeni çıkan yavrular çok nazik yapılıdırlar. Genel olarak
kuluçka tablalarının delikleri bunların geçmesini engellemeyecek
genişlikte ise, yavrular bu tablanın alt kısmına geçer ve dip kısımda
istirahat eder şekilde hareketsiz dururlar. Bu dönemde havuz dip
kısmının daha önceden çok iyi bir şekilde temizlenmiş olması gerekir. Bu
dönemde ölecek keseli yavrularında hemen temizlenerek ayıklanması
gerekir. Verilen su temiz ve az hareketli olmalıdır. Besin kesesinin
kaybolmasından az önce balıklarda hareket başlar ve yem bulmak için su
yüzeyine doğru yüzme hareketleri yaparlar. Bu dönemde yem verilmeye
başlanılır.
Alabalık yumurtalarından yavru elde edildikten bir süre sonraya kadar
yavruları yemlemeye gerek yoktur. Çünkü yavru balık karın altında
bulunan besin kesesinden beslenir. Bu süre suyun sıcaklığına ve balık
türüne göre fark edebilir, örneğin gökkuşağı alabalık yavruları 14-16
derecede su sıcaklıklarında 18-20 günden itibaren yem almaya
başlayabilirler. Bu konuda genel bir kural olarak yavru balığın karın
altında bulunan besin keseciğinin azalmaya başladığı dönemden itibaren
balıklara azar azar yem verilmeye başlanır. Yemleme çok dikkatli
yapılmalı ve yavruların yemi alıp almadıkları dikkatle incelenerek
yemlemeye devam edilmelidir.
Yavru alabalıkların beslenmesinde eskiden dalak ve ciğer ezilerek
verilmesi yaygın bir uygulama idi. Fakat günümüzde dalak verilmesi
işlemi azalmıştır. Daha çok toz yemler ile besleme yolu izlenmektedir.
Bunun çeşitli kolaylıkları vardır, öncelikle toz yemlerin stoklanarak
saklanması kolaydır. Dalak gibi yemler ise her gün temin edilme
zorunluğundadır. Bu nedenle bizde toz yem ile yavru balıkların
beslenilmesini önereceğiz .
Yavru balıkların beslenmesinde kullanılan toz yemlerin proteince daha
zengin olması gerekir. Bu amaçla ortalama %40 dolayında balık unu
içermesi yararlı olur. Yavru balıklar için özel olarak hazırlanmış toz
yem temini zor olduğunda bazı yetiştiriciler ergin balıklar için
hazırlattıkları pelet yemleri eleyerek elde ettikleri toz yem ile yavru
balıklarını besleme yolunu izlemektedirler. Kısmen de olsa başarılı
olmaktadırlar. Bu yolu zorda kalan her yetiştirici için önerebiliriz.
Eleme ile elde edilen bu toz yem içerisine bir miktar balık unu, kan,
ezilmiş dalak veya sığır ciğeri ilave edilebilir ise pratik olarak yavru
balık besleme problemi çözümlenmiş olur.
Yavru balıkların beslenmesinde ilk günler yem çok az verilir. Her gün
yem miktarı arttırılarak balıklar yeme alıştırılır. Yemlemenin bir günde
azar azar ve 4-5 kere de yapılması gerekir. Yemlemede yemin tüketimi
dikkatlice takip edilir. Yemlerin yenilmeden dip kısma çökme durumuna
imkân verilmemelidir. Çünkü yenilmeden dip kısma çökecek yemler yavru
balıklar tarafından alınamaz ve zamanla çürüyerek havuz ortamının
bozulmasına neden olur.
Ergin balıkların beslenmesi
Alabalıkların beslenmesinde üç yol izlenebilir. Bunlar taze yaş yemler
karışık yemler ve pelet yemler ile beslemedir. Taze yaş yem olarak her
türlü balık ve diğer hayvansal su ürünleri bu amaçla kullanılabilir,
özellikle ucuz olarak temin edilecek balıklar ile yapılabilecek yemleme
ile başarılı bir yetiştiricilik mümkündür. Fakat bu tür yemlerin devamlı
ve ekonomik olarak temin edilmeleri zor olabilir. Ayrıca bu tür
yemlemede kirlenme konularına çok dikkat edilmesi gerekir. Son yıllarda,
ancak çok miktarda ıskarta balık avlanan kuzey ülkeleri kıyı
limanlarında bu uygulama devam etmektedir. Ülkemiz için bazı durumlarda
arada sırada pelet yem yanında bu tür yemler ile balıkların beslenmesi
mümkündür. Bu durumda karışık yemleme diyeceğimiz ikinci yemleme yöntemi
uygulanmış olur.
Günümüz alabalık yetiştiriciliğinde en ekonomik ve pratik yemleme şekli
pelet yemler ile yapılan yetiştirme olmaktadır. Pelet yemler
kullanılmasının yararlan çoktur. Öncelikle her zaman temin
edilebilirler. Depolanmaları kolaydır. Balık miktarı ve ağırlığına göre
bir planlama yapılarak gerekli miktarda yem verilmesi mümkün olur. Bu
nedenle ülkemizde alabalık yetiştiriciliğinde pelet yemler ile yemleme
yöntemi önerilir ve en uygun besleme şeklide bu olmaktadır.
Alabalıklar genel olarak etobur hayvanlardır. Bu nedenle alabalık
besisinde kullanılan yemlerin proteince zengin olmaları gerekir.
Alabalık yemlerinde en az % 30-35 protein bulunmalıdır. Ayrıca protein
kaynağının balıklardan gelmesi daha yararlı olacaktır. Balıklara
verilecek yem miktarı genel olarak toplam canlı ağırlığın %2 si
dolayındadır
HASTALIKLAR
Balık hastalıklarının teşhisi özel bir bilgi ister. Hastalık çıktığında
konu üzerinde tecrübeli bir veteriner çağırılması en doğru davranış
olur. Üreticiler bakımından hastalıkların çıkmasını önleyici koruyucu
tedbirlerin önceden ele alınması ve düşünülmesi temel sağlık prensibi
olmalıdır. Hastalıklardan korunmak için iyi, düzenli ve dengeli bir
besleme, balıkları normalden fazla sık bulundurmama, su olanaklarının
devamlı şekilde yeterli olmasının sağlanması, diğer işletmelerden balık
satın alındığında karantina da tutularak hastalık getirmelerinin
engellenmesi gibi bir çok konuda tedbirli olmak gerekir.
Hastalıkların teşhisi :
Balıklarda iştahın azalması, normal olmayan hareketler izlenmesi,
ölümler görülmesi, üzeri yaralı veya kanayan balıkların saptanması, kör
balıkların artmaya başlaması, gözlerde patlak durumların izlenmesi,
balıkların aşırı şekilde su çıkış ve geliş yerlerinde toplanmaları gibi
çeşitli şekillerde ortaya çıkar. Genel olarak balıkların aşırı şekilde
havuzdan kaçmaya çalışmaları havuz suyunda bir aksaklığın belirtisi
olabilir. Havuz

suyu kontrol edilir ve dip kısımlarda yem vs. artık birikimi olup
olmadığı varsa temizlenmesine çalışılır. Balıkların vücutlarında kızartı
veya kan lekeleri var ise her hangi bir parazit olasılığı vardır.
Balıklarda ani ölümler başlayınca ilk akla gelecek konu yemlerin
kalitesi olmalıdır. Bu durumda hemen yem azaltılmalı veya mümkünse
değiştirilmelidir. Bu ilk koruyucu ve önleyici tedbirlerde ihmalci
olmamak gerekir.
Alabalıklarda görülen bazı önemli hastalıklar aşağıda özetlenmiştir:
Frunkulosis: Balıkların dış kısımlarında yaralar vardır Bazı
yaralar çukurlar şeklindedir. Solungaçlarda da iltihaplanmalar
mevcuttur. Yavru balıklarda dalak büyümüştür ve kırmızı görünüştedir.
Böbrekler yumuşak yapıdadır. Yavru balıklar gölge yerlerde toplanma
eğilimi göstermektedirler. Tedavi için 100 kg alabalık için günlük
olarak verilen yeme 15 kg. sulfamerazin katılır ve hastalık geçinceye
kadar bu tedaviye devam edilmesi önerilmektedir
Solungaç Hastalığı: Solungaçlar şişmiş ve üzerleri mukoza ile
kaplanmıştır ileri dönemde hastalıklı yerler kanar ve ağız etrafı
yaralar ile kaplanır Balıkların hareketi azalmıştır, yem almak
istemezler Solungaçlar soluklaşmıştır. Daha çok küçük yavru balıklarda
görülen ve tahripkâr olabilen bir hastalıktır. Tedavi için, 1/200'lük
bakır sülfat eriyiğinde 2 dakikalık daldırma banyosu, 1/15000 oranındaki
malahit yeşilinde 2 saniyelik daldırma banyosu ve 100 kg. balık için
günlük yeme 2 gr. sülfamerazin katılarak balıkların bir hafta süreyle
yemlenmesi önerilmektedir
Vibriosis: Vücut üzerinde iç kısmı irin ile dolu şişkinlikler
belirir Yüzgeç bağlantılarında kan birikimleri görülür. Anüs çıkıntılı
bir durum alır ve gözlerde patlak durumundaki şişkinlikler görülebilir.
Vücudun genel renginde bir kararma izlenir. İç organlarda ise dalağın
şiştiği, böbreğin erimeye başladığı ve sindirim organlarının sarımsı bir
mukoza ile kaplandığı görülür. Balık yemlerine binde 3 terramisin veya
%02 furazolidone katılarak bir haftalık yemleme önerilmektedir.
Kostiasis:Bir parazit hastalığıdır. Vücut ve yüzgeçlerde pas
renginde lekeler görülmesi ile anlaşılır. Malahit yeşili banyosu veya
formaldehit banyosu (l/500'lük) önerilir.
İchthyaphthiriasis hastalığı:Balıklarda parlaklık artmıştır.
Vücut üzerinde beyaz küçük kesecikler görülür. Solungaçlarda da yığıntı
şeklinde beyazlıklar belirir. 1/4000 oranındaki formaldehit eriyiğinde
1-2 saatlik banyo önerilmektedir. Devamlı temizlik, ölü balıkların hemen
atılması, havuz değiştirilerek balıkların bol su akıntılı diğer bir
havuza alınması tedaviyi hızlaştıncı etkilerde bulunabilir.
Oktomitus:Sindirim organlarında görülen bir hastalıktır. Balıklar
aşırı zayıflar ve çoğunlukla ishal görülür. Bazı vücut bölgelerinde deri
üzerinin siyahlaştığı izlenir. Kesin teşhis mikroskop kontrolü ile
yapılır. Yemlere %02 oranında fumagill'in veya %02 Carborsane
karıştırılması bildirilmektedir.
Dönme hastalığı (Whirling):özellikle küçük yavrularda görülür.
Hasta balıklar kendi kendilerine oldukları yerde dönerler. Bu balıklar
veya hastalık görülen havuzda yavru sayısı az ise balıkların tümünün
imha edilmesi bile düşünülmelidir.
Viral septisemi:Bir yaşını aşmış balıklarda görülen bu hastalığın
kesin tedavisi bilinmemektedir. Hasta balıklarda vücudun siyahlaştığı ve
gözlerin dışarı fırladığı görülür. Daha sonra balık su da daireler
çizerek yüzer ve zayıfladığı izlenir.
Troid tümörleri:Balıklarda troid bezlerinin şişmesinin izlenmesi
ile.teşhis edilir. Yemlere iyotlu tuz katılması yolu ile iyot
eksikliğinden ileri gelen bu hastalık önlenebilir.
Diğerleri:Balık
hastalıkları çok geniş konuları kapsamaktadır, özellikle yemlerin
kalitesinin düşük olması bir çok hastalıklara neden olabilmektedir. Bu
nedenle kaliteli yem kullanmak ve temiz bir yetiştirme ortamı sağlıklı
bir üretim için temel şartlardır. Rasyonlarda protein oranının düşük
olması çeşitli solungaç hastalıkları ve sindirim bozukluklarına neden
olabilir. Bozuk yemler ile hazırlanmış rasyonlar karaciğerlerde
beklenmeyen arazlara neden olabilmektedir. Beslenme yetersizlikleri
anemi ve zayıflama hastalıklarının başlıca amili olabilir. Mineral ve
vitamin eksikliklerinin yapacağı bir çok arazlar çoğu kez bilinmeyen
hastalıklar görünümünü yaratabilir. Çünkü her türlü vitamin
noksanlığının kendine göre vücutta meydana getirdiği zararlar mevcuttur.
Aşırı yağlı yemler ile beslenme karaciğerlerde yağlanmaya neden olabilir
ve kısırlık meydana getirebilir. Küflü yemler visceral granuloma adı
verilen ve böbreğin şişmesi ve açık gri renkli modüllerin böbrekte
oluşmasına neden olan hastalık amili olabilmektedir. Uzun süren açlık
zayıflama ve neticede ölüme varan sonuçlara götürebilir. Suya karışacak
deterjanlar ve diğer artık maddelerinde sağlık ve hastalıklar üzerinde
çok önemli etkileri vardır. Hastalıkların önlenmesinde kullanılan
formol, metilen mavisi, malahit yeşili gibi maddelerinde normal
dozlardan fazla kullanılması ve suya karışması da çok tehlikeli ve toplu
ölümlere neden olabileceği unutulmamalıdır. Kireç, çimento ve boya
artıkları, oksijen yetersizliği, suyun sertliğinde ani artış veya
eksilişler, pH durumundaki kritik değişmeler gibi bir çok konularda
hastalık ve ölüm nedeni olabilir. Sonuç olarak çevre koşullarının en iyi
düzeyde tutulması, yemlemenin çok iyi planlanması ve balık sıklığının
iyi düzenlenerek gerekli oksijeni devamlı sağlayacak temiz suyun
kesintisiz havuzlara verilebilmesi, hastalıkları tedavi etme yerine
gerekli korunmaların düzenlenmesi ile başarılı bir yetiştiriciliğin
mümkün kılınabileceği hiç bir zaman unutulmamalıdır.