|
DEVE YETİŞTİRİCİLİĞİ
(Doktora Semineri) KONYA 2003
Hazırlayan: Gürbüz AYDIN
Danışman: Prof. Dr. Mehmet Emin TEKİN
1. GİRİŞ
Bir ülke veya bir bölgede hayvancılığın genel yapısını ve bu genel yapı
içerisinde hangi türün ağırlıklı yetiştirileceğini belirleyen birçok faktör
vardır. Bu faktörleri genellikle bölgenin iklimi ve coğrafi koşulları, tarımsal
üretim şekli, ekonomik yapı, inanç yapısı, damak zevki, çeki gücüne duyulan
ihtiyaç şeklinde sıralamak ve bu sıralamayı daha da uzatmak mümkündür.
Deve yetiştiriciliği de bu faktörlerden fazlasıyla etkilendiği için günümüzde
iklim ve coğrafi şartların zorlamasıyla sadece çöl ve step iklimin hakim olduğu
bölgelerde ağırlıklı olarak yapılmakla birlikte ülkemizde özellikle folklorik
unsurlar ön plana çıkarak sadece meraklılarınca deve güreşleri için
yapılmaktadır. Osmanlı ordusu bir zamanlar Anadolu’dan 60.000 deveyle sefere
çıkarken (Yavuz 1514’de Mısır seferine çıktığında orduda 60.000 deve vardı)
bugün bu sayı 1500 – 2000 e kadar düşmüştür.
TABLO 1.
Türkiye’de Yıllara Göre Deve Varlığı.
|
Yıllar |
Adet |
|
1935 |
118.647 |
|
1950 |
110.305 |
|
1955 |
72.034 |
|
1964 |
46.400 |
|
1980 |
12.000 |
|
1997 |
2.000 |
İleride de görüleceği üzere deve çok mükemmel fiziksel özelliklere sahip bir
hayvandır. Bu mükemmeliyeti Kur’an-ı Kerim’de de “İnsan devenin ne keyfiyet ile
halk olunduğuna ibret nazarı ile bakmaz mı?” (Ğaşiye 17) diye vurgulanmıştır.
Gerçekten deve günümüz teknolojisiyle bile yerini başka araçlarla doldurulmamış
duygusal, güçlü, kanaatkar, dayanıklı tarih içerisinde medeniyetin gelişmesine
büyük katkı sağlamış mükemmel bir hayvandır.
2. ZOOLOJİK SİSTEMDEKİ YERİ
| Alem |
Animals (Hayvanlar) |
| Grup |
Vertebrates (Omurgalılar) |
| Sınıf |
Mammals (Memeliler) |
| Alt Sınıf |
Eutheria (Plasentalı
memeliler) |
| Takım |
Unglate (Tırnaklılar) |
| Alt takım |
Artiodactyla (Çift
tırnaklılar) |
| Familya |
Camelidae |
| Cins |
Camellus |
3. KÖKENİ – EVCİLTİLMESİ VE COĞRAFİ DAĞILIMI
Devenin anavatanının Kuzey Amerika olmakla birlikte buradaki neslinin tükendiği
Asya ve Amerika kıtalarının birleşik olduğu dönemlerde Asya’ya geçerek buradan
da Afrika’ya yayıldığı iddia edilmektedir.
Tek hörgüçlü devenin Mısır uygarlığının başlarında Kuzey-Doğu Afrika’da ve Arap
yarımadasında, çift hörgüçlü devenin ise İran-Gobi çölü arasında evciltildiği
bilinmektedir. Bactrian ve Dromeder develerinin arasındaki akrabalık ilişkisi
tam olarak bilinmemekle birlikte çiftleşmelerinden kesinlikle döl alınabilmesi
ve fertil olması bunların yakın akrabalık ilişkilerinin bulunduğuna dair önemli
ipuçlarıdır.
Tek hörgüçlü Dromeder develeri kışları ılık yazları sıcak yörelerde; Ortadoğu,
Arap yarımadası, Hindistan’ın bazı bölgeleri, İran, Pakistan, Kuzey Afrika,
Rusya, Orta Avustralya ve California’da bulunmakla birlikte çift hörgüçlü
Bactrian develeri, kışları soğuk yazların ılık olduğu bölgelerde; Orta Asya,
İran, Pakistan, Afganistan da ağırlıklı olarak bulunur.
Develer rutubetli bölgelerde yetiştirmeye müsait değildir, çünkü ayak yapıları
bu şartlarda toprağa tutunmaya müsait değildir. Ayrıca rutubetli bölgelerdeki
sokucu sineklere karşı kuyruklarının kısa olması ve sırt bölgelerinde (sinekleri
uzaklaştırmada faydalı) yüzlek sırt kasları gelişmediği için savunmasızdır. Bu
nedenle özellikle “Trypanosomiasis” hastalığına karşı çok hassastır.
4. DEVE TERMİNOLOJİSİ
Bactrian : Çift Hörgüçlü Asya Devesi.
Dromeder: Tek Hörgüçlü Afrika, Hecin devesi, Hacı devesi, Çöl devesi.
Arap lisanında deveye Cemel de denildiği gibi
Naka-İbil-Maye: Dişi Deve.
Likha: Sağılan Deve.
Bahur-Buhur: Bactrian’ın erkeğine Anadolu’da verilen ad.
Buduk-Köşek-Torok-Çal: Yavru Deve.
Yelek: 1 Yaşlı Deve.
Taylak: 2 Yaşlı Deve.
Huveydi: 3 Yaşlı Deve.
Tülü: Anadolu’da güreş için yetiştirilen Bactrian ve Dromeder melezi,
erkeğine Besrek, dişisine Maya denir.
Suriye’de 7 yaşındaki deveye Cemel veya Humud, deve aygırına
Fahil, kısrağına Nakar denir. Keşan’da ise 3-6 yaşındaki develere “Girinci”
daha yaşlılara “Lök” denildiği bilinmektedir.
5. DİŞ YAPILARI VE YAŞ TAYİNİ
40 yaşına kadar yaşayabildiği bilinmekle birlikte develerin ortalama ekonomik
ömrü 25-30 yıldır.
Üst çenede bulunan 2 kesici diş tam ortada değil yanlardadır, orta kısım boştur.
Sığır ve koyundan farklı olarak üst kesiciler olduğu gibi, çok önemli bir farkta
her iki çenede de canin dişlerin bulunmasıdır. Köpek dişleri dişilerde
erkeklerden biraz daha küçüktür. Şekilleri biraz sivri olup, dar bir kavis
oluşturarak yan kenarları ile kiremit gibi birbirlerinin üzerini örten
kesicilere benzemekle birlikte bunlardan sadece biraz daha sivridirler.
Develerde yaş tayini amacıyla dişleri muayene etmek bu hayvanların huysuzluğu
nedeniyle oldukça güçtür. Muayene eden kişinin ani ısırma tehlikesini dikkate
alarak hayvana tercihen sol tarafından yaklaşarak sağ elle üst dudağı
yakalanmalı ve kuvvetlice sıkılmalıdır, bu şekilde hayvanın kendiliğinden ağzını
açması sağlanır ve kolayca muayene edilebilir. Yaş tayini yapılırken dikkat
edilmesi gereken en önemli husus kalıcı dişlerle süt dişleri birbirine
karıştırmamaktır. Süt dişleri kalıcı dişlere nazaran daha küçüktür ve daha
beyazdırlar. Taç kürek şeklinde olan süt kesiciler kökten bir boyunla
ayrılmıştır. Develer doğduklarında dişsiz olup diş etlerinin üzerine parmakla
bastırıldığında süt dişlerini hissetmek mümkündür.
Yaş tayininde dört dönem dikkate alınır:
1. Dönem:
Süt dişlerinin çıkması;
1 Aylık: Ön kesiciler çıkar.
3 Aylık: Orta kesiciler çıkar.
5-6 Aylık: Son kesiciler ve köpek dişleri çıkar.
10-12 Aylık: Dişler aynı seviyeye gelirler ve ön kesiciler aşınmaya
başlamıştır.
2. Dönem:
Süt dişlerinin aşınması;
1-1,5 Yaş: Ön kesiciler aşınmıştır.
2-2,5 Yaş: Orta kesiciler aşınmıştır. Bu dönemde kesiciler sarı, dar, üst
yüzeyleri çukurlaşmış ve birbirine çok yakındırlar.
3-3,5 Yaş: Son kesiciler aşınmıştır.
3. Dönem:
Kalıcıların çıkması;
4 Yaş: Süt ön kesiciler düşer.
4,5 Yaş: Kalıcı ön kesiciler çıkmış, köpek diş aşınmıştır.
5 Yaş: Süt orta kesiciler düşer yerine kalıcılar çıkar.
6 Yaş: Süt son kesiciler düşmüş yerine kalıcılar çıkmıştır. Ön
kesicilerde aşınma başlamıştır.
4. Dönem:
Kalıcıların aşınması;
7 Yaş: Bütün kesiciler aynı seviyededirler. Ön kesiciler aşınmıştır.
8 Yaş: Orta kesiciler aşınmıştır.
9 Yaş: Son kesiciler aşınmıştır.
10 Yaş: Ön kesiciler yuvarlaklaşmaya başlar. Orta kesiciler oval.
11 Yaş: Ön kesiciler yuvarlak. Son kesicilerde ovalleşmiş.
12 Yaş: Orta kesiciler yuvarlaklaşmıştır.
13-14 Yaş: Ön kesiciler önden arkaya doğru uzar ve yandan basıklaşır.
14-15 Yaş: Orta kesiciler yandan yassılaşırlar, son kesiciler
yuvarlaklaşmıştır.
6. MORFOLOJİK ÖZELLİKLER
Yetişkinleri 1,65-2,15 m yüksekliğe ulaşabilen develerin dişileri 350-450 kg,
erkekleri 450-550 kg ağırlığa ulaşabilir. Diğer hayvanlardan en belirgin
farklılık olarak göze çarpan hörgüç yağ deposundan ibarettir ve depolanan bu yağ
ırk ve beslenme durumuna göre 50-130 kg arasında ağırlığa sahiptir. Develer
yeterli beslenme imkanı bulamadığı durumlarda hörgüçlerindeki yağı kullanırlar.
Bu nedenle hörgüç için yedek yem deposu demek mümkündür. Bu hörgüç, yağların
kullanılmasıyla 3 kg kadar inip ortadan kaybolabilir.
Bazı kaynaklarda iddia edildiğinin aksine develer 3 değil 4 kompartmandan oluşan
mideye sahiptir. 3. kompartman olan omasus diğer ruminantlarda olduğu gibi
bölmeli değil 3 boğumludur ve iç yüzünde parmak kalınlığında uzun şeritler
vardır. Bu nedenle bir çok araştırmacı devede omasus olmadığını iddia eder.
Diğer ruminantlardan farklı olarak develerin reticulumlarının iç cidarlarını
örten hücrelerin buradan su emilimine karşı dirençli olması nedeniyle içtiği
suyu uzun süre muhafaza edebilmektedir.
Develerin ayaklarındaki iki parmağı arasında bir deri kıvrımı bulunur ve
tabanlarının altında kalın bir nasır tabakası vardır. Bu iki unsur diğer
ruminantlarda bulunmaz ve devenin gerek kumda gerekse karda yürürken ayaklarının
yere batmadan yürümesine yardımcı olur ve süratli gitmesini sağlar. Develerin
yürüyüş şeklide oldukça ilginçtir; yürürken aynı taraftaki bacaklarını aynı anda
kaldırarak kendilerine özgün bir biçimde sallana sallana yürürler. Bu nedenle bu
hayvanlara “çöl gemisi” de denilmektedir.
Ayaklarında çok mükemmel bir zemin adaptasyon mekanizması bulunan develer, kumlu
ve engebeli arazilerde hiç zorlanmadan yürürler. Ayak yapısı tıpkı araba lastiği
gibidir, ancak araba lastiğindeki havanın yerini yağ dokusu almıştır.
Yağ, Cartilagineouus saptae ve kuvvetli kollogen bir duvarla yağlı bir yastık
oluşturur. Bu oluşum ayağın arka tarafında yoktur, bu kısımda elastik bir
ligament var. Yağlı yastığın alt ve üst kısmında lam kalınlığında lastiksi
yapıda epidermis vardır ve burası terbezleri ile sürekli olarak hafifçe
nemlendirilir.
Ayaktaki yağlı yastıklar %75 oranında doymamış yağ asitlerinden oluşan nötral
trigliseritlerden müteşekkildir. Bu tip yağ düşük sıcaklıklarda oldukça sıvı
hale geçtiği için soğuk zeminlerde ayakları katılaşmadan yürüyebilir.
Kafatasları yapı olarak uzundur ve yay gibi tepeleri vardır. Diğer tüm
ruminantlardan yine önemli bir fark olarak boynuzları yoktur. Erkek develerin
kızgınlık esnasında veya öfkelendiğinde ağzının kenarlarından ortaya çıkan
yumruk büyüklüğünde kırmızı renkli içi hava dolu “kızgınlık kesesi” adı verilen
bir kese vardır.
Develerin üst dudakları sert cisimleri ve dikenleri kolayca yiyebilecek özel bir
şekilde “yarık”tır.
Vena Jugularis boynun alt 2/3’ünde Trachea ile boyun omurlarının Procecsus
transversuslarının arasında gömülmüştür ve buradan palpasyonla hissetme imkanı
yoktur. Boynun üst 1/3 lük kısmında deriye yaklaşır ve mandibulaya yaklaşık
30-40 cm mesafede bir daralma yaptıktan hemen sonra bir genişleme yaparak adeta
bir ampul görünümü verir.
Karın bölgesi Linea alba’dan açıldığında sağ ve sol taraflarda helezoni barsak
parçaları görünürler. Rumen alt taraftadır. Diyaframa yakındır ve karın duvarı
ile çok az bir temas halindedir. Barsakları çıkardıktan sonra böbrekleri görmek
mümkündür ve sol böbrek kısmen barsaklarıda içine alan bir yağ kitlesi içindedir
ve sağ böbrekten daha geridedir.
Dalak sığırlarda olduğu gibi rumenin sol tarafına yapışıktır ve horoz ibiği
şeklindedir.
Karaciğer birçok fuslara ayrılmış olmakla birlikte ince ince kesilmiş gibi daha
birçok parçaya ayrılmış gibidir ve diyaframa yaslanmıştır. Develerde yine önemli
bir özellik olarak safra kesesi bulunmamaktadır.
Sığırlarınkine benzeyen diyaframın orta kısmında kıkırdak-kemik dokusu gibi bir
yoğunlaşma dikkati çekmektedir.
Develerde 12 adet kaburga bulunmaktadır.
Kalp solda 3. kostayla 6. kosta sağda ise 3. kostayla 5. interkostal aralık
arasındadır ve eğer deri altı fazla yağlı değilse göğsün her iki tarafından
muayene etmek mümkündür. Develerde penis, bir üçgen şeklinde aşağıya doğru
sarkan prepusyum’un alt ucunda arkaya doğru gizlenmiştir ve oldukça küçüktür,
uretrada oldukça dardır ve çok ince sonda ancak girebilir. Develer idrarlarını
düzenli ve aralıklı darbelerle geriye doğru fışkırtırlar. Geriye doğru kıvrılmış
olan penis sıfat esnasında öne doğru yönlenir.
Oldukça iri olan gözlerini kum fırtınalarından koruyan 2 sıralı sık kirpikleri
ve kalınca hareketli başları vardır. Burun deliklerinin etrafında açılıp
kapanmasını sağlayan koruyucu kasları vardır.
Kulakları küçük olmakla birlikte bir av köpeği kadar iyi işitme yeteneğine
sahiptir.
Topa benzeyen kuyruğu yaklaşık 50 cm civarındadır.
7. FİZYOLOJİK ÖZELLİKLER
Develerin en önemli fizyolojik özelliği yem ve su kıtlığına karşı mükemmel
dayanıklılığıdır. Açlığa karşı hörgücündeki yağları kullanabilme özelliğine daha
önce değinilmişti. Diğer canlılar vücut ağırlıklarının %15’i oranında su
kaybettiğinde şiddetle etkilendiği halde develer %25 su kaybettiğinde bile
bundan etkilenmezler. Susuzluğa karşı devenin sahip olduğu farklı metabolik
özellikleri vardır. Bunları maddeler halinde sıralamak gerekirse:
Develer geceleri vücut sıcaklıklarını 33,8 0C’ye düşürüp gündüzleri ise
40,60C’ye kadar çıkarabilirler. Böylelikle gündüzleri vücut sıcaklığının
artmasıyla vücutta enerji depolanır ve depolanan bu enerji su kaybederek değil
geceleri vücut sıcaklığının düşmesiyle dışarıya verilir. Eğer bu işlem
evaparasyon ve terleme yoluyla yapılırsa vücuttan yaklaşık 5 litre sıvı
kaybedilmesi gerekirken deve değişken ısılık özelliği sayesinde bu sıvıyı
vücudunda tutmuş olur.
Develer normal şartlarda 5-10 litre olan günlük idrar boşaltımını suyun kıt
olduğu dönemlerde %90 oranında azaltabilir. Buda böbrek tubuluslarındaki ürenin
çoğunluğunun resorbe edilerek yeniden protein sentezinde kullanılmak üzere
rumene gönderilmesiyle gerçekleşir. Bu sayede hem yem proteinlerinde daha iyi
faydalanılır hem de metabolik artıklar azaltılarak daha az sıvıyla bu artıkların
atımı sağlanmış olur.
Hörgüçte depolanan yağlarda meydana gelen biyolojik oksidasyon sonucu günde
yaklaşık 1-3 litre su açığa çıkar.
Yüksek oranda su tutma kabiliyetine sahip albuminlerin globuline oranının devede
yüksek olması canlı ağırlıklarının ¼’ü kadar sıvı kaybetmesi halinde bile
develerin zarar görmemesini sağlar.
Develerde eritrositler yüksek ozmotik rezistansa sahip olduğundan uzun süre
susuz kaldıktan sonra fazla su içilmesi sonucu kanda sulanma olsa bile
eritrositler bundan zarar görmezler.
Develerde kan dışındaki dokularda, susuzluk durumunda kanın yerine kapsadıkları
suyun %40’ını zarar görmeden kaybedebilir.
Susuz kalan bir deve 10 dk. içinde vücut ağırlığının 1/3’ü oranında suyu
içebilir.
8. PSİKOLOJİK ÖZELLİKLERİ
Develer çok özel psikolojik özelliklere sahip oldukça ilginç hayvanlardır ve
sahip oldukları çok önemli özelliği 4 madde halinde sıralarsak bunlar;
Sadakat: İnsanlara sadakatları, köpek ve atın sadakatinden daha fazla
olduğu yetiştiriciler tarafından özellikle belirtilmektedir.
Kin: Belki de devenin en meşhur özelliğidir. Kendisine yapılan kötülüğü
yıllarca unutmaz, mutlaka intikamını almaya çalışır ve intikamı çok korkunç
olur.
Sabır: Mükemmel vücut özelliklerinin de sayesinde çok zor iklim ve
coğrafi şartlara karşı hiçbir hayvanla kıyaslanmayacak ölçüde sabırlıdır. Sürü
halinde yaşadıklarında sürüden ayrılarak kaybolan bir deve sürünün su içtiği
yere gelerek gerekirse aylarca kaybettiği sürüyü burada bekler.
İnat: Sırtına yük yüklenmesi için çökerek insana yardımcı olacak kadar
uysal bir hayvan olan deve bazen de öyle inatçı olur ki ne yapılırsa yapılsın
istemediği bir şeyi yaptırmak mümkün olmaz.
9. ÖSTRUS – ÇİFTLEŞME – GEBELİK
Develerde ilk kızgınlık (Puberta) çağı genellikle erkeklerde 4-5 dişilerde ise
5-6 yaşlarındadır. Dişiler puberta’nın görülmesiyle birlikte yetiştirmede
kullanılabildiği halde erkekler genellikle 6-8 yaşına kadar sıfatta tam olarak
kullanılmazlar.
Erkeklerde kızgınlık belirtileri çok açık ve kuvvetlidir. Kuyruklarını kamçı
gibi şaklatarak cinsel organlarına vururlar. Anadolu’da güreş için yetiştirilen
tülüler (Tüylü) kızgınlık esnasında dişlerini gösterirler ve ağızlarından beyaz
bir köpük çıkarırlar. Kızgın erkeklerin ağızlarında balon şeklinde mukoz
keseleri oluşur.
Kızgınlık döneminde erkeklerin iş gücünden yararlanmak çok zordur. Bu dönemde
iştah iyice azalmıştır, anormal davranışlar şekillenir ve bazen ishal görülür.
Bir sürüde birden fazla erkek deve bulunuyorsa bunlardan sadece en güçlü olanı
kızgınlık geliştirir. Eğer bundan başka bir deve kızgınlık gösterirse cinsel
arzuları baskılanana dek kavga ederler. Bir sürüde erkeklerin dişilere oranı 1/7
ile 1/50 arasında değişebilir ve yetişkin bir erkek devenin günde 3 dişiyi
aşmasına izin verilir.
Erkek develerin aksine dişilerde kızgınlık belirtileri çok zayıftır. Bunlarda bu
dönemde sakinlik dikkat çekicidir. Dişilerde kızgınlık doğumu müteakip 3. günde
de görülebilir ancak bu durumda aşım yapılmasına izin vermezler. Birinci
sıfattan sonra dişi develerin gebe kalıp kalmadıklarını anlamak için 15 gün
sonra tekrar erkeğe gösterilirler. Eğer gebelik varsa kuyruğunu havaya kaldırıp
çökmeyen dişi deve erkeğin aşımına izin vermez.
Develerde kızgınlık dönemi mevsimsel olarak yağışlarla birlikte başlar ve 3-5 ay
devam eder (Genellikle Kasım-Mart aylarında). Ancak özellikle yaşlı develerde
yıl boyunca kızgınlık görülebilir.
Kızgınlık döneminde erkeklerde iştah azalmakla birlikte bu dönemde bunlara
genellikle hamur şeklinde verilen kesif yem verilmemelidir. Sadece biraz arpa ve
su yeterlidir. Gebelik ortalama 1 yıl sürer istisna olarak 13-14 ay olabilir.
Gebelik süresince hayvanı çalıştırmamak gerekir. Develerde ancak gebeliğin 2/3’ü
tamamlandıktan sonra dışarıdan belli olacak şekilde hayvanların karnı şişer ve
bu dönemde fötus’u sağ açlık çukurluğu hizasında hissetmek mümkündür. Doğumdan
bir ay önce o güne kadar gevşek olan memeler şişmeye başlar. Doğumdan hemen önce
sacrum’un iki tarafındaki kasların gevşediği fark edilebilir. Doğum yavaş fakat
genellikle kolay olur ve 1 saat sonrada yavru zarları dışarı atılır. Doğum
ağırlığı 28-47 kg arasında değişir. Yavruların 3 aylık ağırlığı dromeder 79,6
kg, bactrian 98,6 kg, F, Melezleri 104 kg dır. Develer doğumdan sonra
yavrularını yalamazlar bu yüzden doğan yavruyu hemen kurulamak gerekir. Doğan
yavrular yarım saat içinde ayağa kalkar, annelerini emmeye başlarlar. 6 ay
süreyle emmeye devam ederler. Ancak emme süresinin 9 ay olması daha uygundur.
10. VERİM ÖZELLİKLERİ
10.1. Süt Verimleri
Develerin laktasyon süresi 510 güne kadar çıkabildiği halde ortalama olarak 12
ay kadardır. Genellikle sağım günde 2 kez yapılır. Sağım sayısı 3 veya 4’e
çıkarılırsa süt verimi %10-14 artar. Süt verimi ve laktasyon süresi bakım,
mevsim, sıcaklık, yem gibi çevresel faktörlerden etkilendiği için değişiklik
gösterebilir. 2 yılda bir yavrulama hedeflenerek, iyi besleme programı
uygulandığında laktasyon süresi artar. Laktasyon süt verimi ortalama 2-3 bin
litre arasındadır.
TABLO 2.
Değişik türlerde sütün kompozisyonu
|
Tür |
Su (%) |
Toplam Katı
Maddeler (%) |
Yağ (%) |
Protein (%) |
Laktoz
(%) |
Kül (%) |
|
|
87,2 |
12,8 |
4,2 |
3,7 |
4,1 |
0,8 |
|
İnek |
86,2 |
13,8 |
4,4 |
3,8 |
4,9 |
0,7 |
|
At |
90,1 |
9,9 |
1,0 |
2,6 |
6,9 |
0,4 |
|
Keçi |
87,0 |
13,0 |
4,1 |
3,7 |
4,2 |
0,8 |
|
Koyun |
82,0 |
18,0 |
6,4 |
5,6 |
4,7 |
0,9 |
|
Domuz |
82,8 |
17,2 |
5,1 |
7,1 |
3,7 |
1,1 |
|
İnsan |
88,0 |
12,0 |
3,8 |
1,2 |
7,0 |
0,2 |
10.2. Et Verimi
18 aylık yavru develerin ortalama ağırlığı 170 kg dır. 2,5-6,5 yaşarı arasında
yıllık ortalama 25 kg canlı ağırlık artışı sağlarlar. Bu nedenle eti için
üretildiği taktirde 2,5 yaşında kesilmelidir.
Karkas yapıları üzerinde İran’da yapılan bir çalışma neticesinde karkas ağırlığı
ortalama erkeklerde 231 kg, dişilerde 196 kg olarak tespit edilmiştir. Aynı
çalışmada erkeklerde karkas randımanı %51,4 dişilerde ise %47,4 olarak
saptanmıştır. Hayvan yaşlandıkça et kalitesi düşmektedir. Et kalitesi yönünden
de en uygun kesim dönemi 2,5 yaştır.
TABLO 3. Dünyadaki
çeşitli türden çiftlik hayvanlarından üretilen ürün (et) miktarlarının 1970-1998
yılları arasındaki değişimi (milyon ton).
|
Et Üretimi |
|
Sıra |
|
Sıra |
|
Sıra |
|
Sıra |
|
Sığr |
38,35 |
1 |
45,49 |
2 |
52,95 |
2 |
53,70 |
2 |
|
Manda |
1,23 |
6 |
1,54 |
6 |
2,19 |
6 |
2,96 |
6 |
|
Koyun |
5,53 |
4 |
5,65 |
4 |
7,03 |
4 |
7,52 |
4 |
|
Keçi |
1,29 |
5 |
1,71 |
5 |
2,66 |
5 |
3,68 |
5 |
|
Domuz |
35,79 |
2 |
52,67 |
1 |
69,90 |
1 |
84,19 |
1 |
|
Deve |
0,16 |
7 |
0,18 |
7 |
0,24 |
7 |
0,26 |
7 |
|
Tavuk |
13,14 |
3 |
22,96 |
3 |
35,36 |
3 |
21,23 |
3 |
|
Toplam |
100,34 |
|
136,39 |
|
179,10 |
|
216,20 |
|
Hörgücün tamamı ve karkasın %1,9’u yağdan ibarettir. 3,5 yaşındaki genç
develerde bu oran %5,19’dur. Karkas yağ oranı 20 yaşlı bir hayvanda %20,5’e
kadar çıkabilir.
10.3. İş Gücü Verimi
Üzerindeki binicisi ve 50-55 kg yükle bir deve saatte 10 km, günde 48 km
mesafeyi zorlanmadan alabilir. Üzerinde yük olmadığında ise saatte 15-20 km hız
yaparak günde 80 km yol alabilir.
Kısa mesafelerde 500 kg a kadar yük taşıyabilen bir deve 150-300 kg yükle günde
24 km yol alabilir. Ancak 6 yaşından önce develere tam yük yüklememek gerekir.
10.4. Deve Tüyü
Çok hafif, dayanıklı ve düşük geçirgenlikteki tüylerinden iyi kalitede
battaniye, yatak ve giyim eşyası yapılır.
Devenin yünü karışık bir yündür. Uzun kaba üst kıllarla, ince ve kısa alt
kıllardan oluşur. Uzun kıllar 10-15 cm uzunlukta 75 mikron kalınlıkta kaba
kıllardır. Bunların altındaki ince kıllar 14-28 mikron kalınlıktadır ve esas
deve tüyü diye bilinen kıllar bu ince alt kıllardır. İlkbaharda develer bu iki
kıl tabakasını birlikte attığından ince ve kaba kıllar taranarak birbirinden
ayrılır. İnce kıllardan oluşan deve yünü kahverengi ya da sarı renklidir, çuha
yapımında kullanılır. Kaba uzun kıllar daha koyu renklidir, keçe ve kaba kumaş
yapımında kullanılır.
11. DEVE HASTALIKLARI
Kuyruğun kısa oluşu ve sırttaki yüzlek kasların zayıflığı nedeniyle sinekleri
kovamamasından dolayı sokucu sineklerce taşınan Trypanomiasis’e
duyarlılıklarından daha önce bahsedilmişti.
Reading Üniversitesi (İngiltere) araştırmacılarının Eritre’de yaptığı
araştırmalar sonucu develerin en çok etkilendiği hastalıklar, etkilenme oranına
göre aşağıdaki gibi sıralanmıştır:
Uyuz , Helminthiasis, Yara ve abse, Halkalı solucan, Gece körlüğü, Kronik
öksürük ve pnömoni, Boyun ağrısı, Mastitis, Bulaşıcı deri nekrozu, Ayak
hastalıkları
12. DEVE IRKLARI
Asya’da 2 hörgüçlü bactrian, Afrika’da tek hörgüçlü dromeder develerinin yaygın
olduğu daha öncede belirtilmişti. Bunların muhtelif melezleri mevcuttur.
Bactrian (Erkek) x Dromeder (Dişi) melezlemelerinde F1’lerin tüm özellikleri
ebeveynlerinden iyi, tersi melezlemede ise (Bactrian (dişi) x Dromeder (erkek))
F1’lerin verim özellikleri ebeveynlerinden kötüdür.
MISIR’ da : Saidi (koyu esmer), Şami (beyaz, esmer, siyah)
ve Mağribi (esmer) adlı 3 önemli ırk vardır.
SURİYE’ de: Aneze develeri ünlüdür. Melezleme için Anadolu’ya
getirilen dromederler bunlardır.
ARABİSTAN’ da: Hecin develeri saf olarak yetiştirilir ve çok
kıymetlidir.
Anadolu Develeri
1. Tüylü Deve (Tülü): Aneze (Dişi) x Bactrian (Erkek)
2. Tavsi: Tüylü deve dişisinin (Maya’nın) Buhurla çaprazlanması yani
geriye melezlenmesiyle elde edilir.
3. Teke: Bactrian x Dromeder kuşak melezinin erkeği ile Dromeder
dişisinin geriye melezlemesinin sonucudur.
4. Kerteles: Teke dişisinin Buhur ile yapılan geriye melezlemesinin
sonucudur.
5. Yeğen: Maya (Tüylü dişisi) ile dromederin geriye melezlenmesiyle elde
edilir.
6. Kükürdi Deve: Erkek ve dişi tüylü develerin kendi aralarında
birleştirilmelerinden elde edilir.
13. BAKIM – BESLEME
Yeni doğan yavrulara 10-15 gün ahırlarda bakılır, bu süre içinde gözleri açık
olmasına rağmen henüz görme yeteneğini yoktur. 15 günün sonunda annesi ile
meraya çıkmaya başlar. Ancak boynu kısa olduğu için henüz otlayamaz. 6 ay
sonunda yavrular Anadolu’da sütten kesilerek yavaş yavaş hamura alıştırılır.
Çalışmadıkları zamanlarda mevsim müsait ise sadece merada otlamaları yeterlidir.
İlave yem gerekmez. Dişleri çiğnemeye uygun olmadığı için tane yemden ziyade
arpa unundan yapılan hamur verilir. Hamur buğday unundan yapılırsa hazımsızlığa
sebep olabilir. Soğuk havalarda hamura burçak kırması veya diğer bakliyat
(özellikle bakla) kırması ilavesi yapılabilir.
Hamur Anadolu’da develere 3-4 kg günde 1 sefer ve genellikle akşamüzeri verilir.
Günlük beslenmede tuz önemli bir yer tutar. Günde 112 g tuza ihtiyaç duyarlar.
Beslenmede tuz eksikliği gebelerde abortus’a sebep olabilir. Merada beslenen bir
deve için yılda 4-6 hektarlık bir alan gereklidir, develer otlarken flora’ya
zarar verdiği için o yıl kullanılan mera takip eden yıl otlatmaya
kapatılmalıdır. Yavrusu için bu alanın 1/3’ü yeterlidir.
Merada beslenen devenin her gün 28-38 kg otlayabilmesi için 6-9 saat otlamaları
gerekir. Çayır Üçgül’ü, yonca ve hurma develer için en uygun mera bitkileridir.
Teorik enerji ihtiyacı
Dinlenmede : 21 – 22 Mcals/gün
Çalışmada : 30 – 46 Mcals/gün
14. BARINAKLAR
Diğer hayvan barınaklarının yapımında dikkat edilmesi gereken hususlar göz
önünde bulundurularak yapılması gereken deve ahırlarının en önemli özelliği daha
yüksek tavanlı ve daha geniş olmasının gerekmesidir. Tavanların yüksekliği 8-10
metredir. Kapılar da 6-7 m genişliğinde ve 5 m yüksekliğinde olmalıdır.
15. SONUÇ
Deve yetiştiriciliğinin günümüzde yoğun olarak yapıldığı yerler genellikle
teknolojik gelişmelerden istifade edilmeyen Afrika ve Asya’nın geri kalmış
bölgeleridir. 2 yılda 1 yavru vermesi, süt veriminin sütçü kültür sığır
ırklarıyla kıyaslandığında düşük olması, adaptasyon ve bakım sorunları
olmamasına rağmen çok geniş meralara ihtiyaç duyulması gerek ülkemizde gerekse
de gelişmiş diğer ülkelerde yetiştirilmesini imkansız kılmaktadır. Ülkemizde
deve güreşleri için meraklılarınca yetiştirilen develerin sayılarının
arttırılması pek mümkün görünmemektedir. Bu konuda üniversitelerin veya Tarım
Bakanlığının Enstitü düzeyinde çalışma yapması ve belki de Deve Güreşlerinin bir
federasyon çatısı altında yapılması gelecekte deve yetiştiriciliğinin ülkemizde
tamamen yok olmasını engelleyebilir.
16. LİTERATÜR LİSTESİ
About Camels and llamas (2001). http://www.fao.org/ag/magazine/0108 sp.html.
All About Camels. http://www.acsamman.edu.jo/~el/2/camels/index.html.
Arıtürk, E. ve Yalçın C., (1966). Hayvan Yetiştirmede Seleksiyon. Ankara
Üniversitesi Veteriner Fakültesi Yayınları, 194, Ankara.
Batu, S., (1965). (Deve, Domuz, Tavuk Yetiştirmesi ve Biometrik). Ankara
Üniversitesi Veteriner Fakültesi Yayınları, 1986, Ankara.
Huffman B. (1999). Bactrian Camel. http://www.Ultimateunglate.com/baccamel.html.
Kuran-ı Kerim. (Ğaşiye suresi, 17. Ayet).
Livingstone, C.,(1971). The UFAW Mandbook On The Care and Management of Farm
Animals. 1971, Edinburgh and London.
OSU (1996). Dromedary Camels. http://ansi.okstate.edu/breeds/other/CAMEL/drom/index.html.
Özbeyaz, C., (1997). Türk Veteriner Hekimliği Dergisi, c. 9, s. 4, 1997, Ankara.
SPRC (1996). The A-Z of Camels. http://www.Ultimateunglate.com/baccamel.html.
Yalçın, C., (1981). Genel Zootekni. İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi,
1981, İstanbul.
Kaynak:
http://veteriner.selcuk.edu.tr/veteriner/not_soru/deve.htm
|