|
ÇİĞ ET (ÇİĞ KÖFTEDE) HİJYEN
VE GIDA IŞINLAMA
Aşağıdaki yazışma, gıda
güvenliği e-posta grubunda geçmiş "gıda ışınlama" konusunda değerli
bilgiler içermektedir:
|
|
1. Mail: Çiğ köftenin içerdiği gıda
güvenliği riskleri konusunda 09.03.2008 tarihli bir haber:
09.03.2008
Çiğ köfte tehlikeli gıdalar arasında yer alıyor
DİYARBAKIR (İHA) - Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi
Besin/Gıda Hijyeni ve Teknolojisi Bölümü tarafından yapılan laboratuvar
araştırmasında, çiğ köftenin riskli gıdalar arasında yer aldığı tespit
edildi.
|
|
2. Mail: Bu konuda grup üyelerinden birinin
cevabı: Sayın Grup Üyeleri,
Makalede yer aldığı gibi;
“köfte tüketiminden tamamen vazgeçmek mümkün olmadığına göre, çiğ köfte
alırken veya tüketirken sağlıklı kıyma, kaliteli ve sağlık açısından
tehlike içermeyen malzemeden hazırlanmış olmasına dikkat etmeliyiz."
İfadesine katkıda bulunmak üzere uyguladığımız bir yöntemi ilave etmek
istiyorum. Köfte yapımında kullanılacak çiğ et en önemli risk
faktörlerinden birisidir, belki de en önemlisidir. Bu riskleri yok etmek
en azından azaltmak için biz çiğ köfte yapımında yeni hazırlanmış et
kullanmıyoruz. Bunun yerine çiğ köftelik eti (kıymayı) hazırladıktan
sonra en az iki gün buzdolabının derin dondurucu bölümünde, yani – 20
derecenin altında bekletiyoruz. Böylece bu sıcaklık derecesine
dayanamayan çoğu patojenleri etkisiz hale getirmiş oluyoruz.
Bu tedbirin yeterli olmadığını ifade edecek bazı katılımcılar olacağını
tahmin ediyorum. Fakat hiçbir tedbirin riskleri sıfırlamadığı, ancak
azalttığı unutulmamalıdır.
Selamlar.
Aydın Şener
|
|
3.Mail: İkinci maile cevap
niteliğinde, projeler sorumlumuzun verdiği cevap:
Sayın Şener,
Bakteriler soğukta ölmezler. Sadece hareketleri yavaşlar, durur.
UV ya da gama ışını sizin için daha uygun bence.
Saygılarımla,
H. Ozan Erzincanlı
|
|
4. Mail: Gıda ışınlama konusunda bir katkı:
Etleri ışınlama ile steril etmenizi önerebilirim.
Evet çok değişik bir öneri gibi gelebilir ancak dünyada yaygın olarak
kullanılan bu yöntemi öneririm. Şunu baştan açıkça belirteyim, yöntem
sonucunda ette veya uygulama yaptığınız diğer ürünlerde kesinlikle bir
radyo aktif kalıntı bırakmıyor. NASA uzaya gönderdiği astronotlarına 50
kGy (kilogrey) dozda ışınlanmış gıdaları yedirmeyi uygun görürken
ülkemizde uygulanmakta olan yasal maksimum ortalama doz 10 kGy dir.
Ürünlerin tat ve aromasında herhangi bir değişiklik yapmadığı için
yöntem ayrıca avantajlı.
Bu konuda ülkemizde 2 tane tesis var. Bir tanesi Tekirdağ çerkezköyde
özel diğeri ise TAEK SANAEM tesisi. Atom enerjisinden detaylı bilgi
almak isteyenler internetten iletişim bilgilerine ulaşabilirler.
Kolay gelsin.
Mustafa Balta
|
|
5.Mail: Son e-postaya detaylı bilgi içeren
bir cevap verildi: Sevgili
Meslektaşlarım,
NASA’nın uzaya gönderdiği astronotlara 50 kGy ışınlanmış gıda yedirmesi
örnek değildir. Bu, çok yüksek bir dozdur ve gıdanın tüm duyusal
özelliklerinin yitirilmesi anlamına gelir.
NASA’nın bu uygulaması, TAEK Gıda ışınlama kurslarında da gündeme
geliyor ama bu vesile ile daha geniş bir kitle bilgilendirilmiş oldu.
Sevgili meslektaşıma teşekkür ederim.
Bu kadar yüksek doz, asıl olarak AIDS vb benzeri bağışıklık hastaları
için uygulanan bir dozdur. Hastaların tat alma özellikleri artık dikkate
alınmaz. Özellikle et ürünlerinin donmuş halde ışınlanması, duyusal
kayıpların önlenmesi açısından yaygın bir uygulamadır. HACCP
uygulamasının çıkışında (uzayda; yer çekimsiz ortamda) astronotların
ishal olması olduğuna göre NASA’nın şimdilerde astronotlarına 50 kGy
dozda ışınlanmış gıda tükettirmesi bir anlamda HACCP sisteminin iflası
olarak da düşünülebilir :)))
Çeşitli uluslararası standartlara göre “günlük tüketilen gıdalar için”
10-11 kGy ışınlama yeterli görülüyor. Bu da, çok genel olarak baharat
için kullanılan bir değerdir. Et ürünlerinde bu doz ışınlama, duyusal
kayıplara neden olabilir. Hamburgerde E. coli O157:H7 tehlikesine karşı
ABD’de kırmızı etin ışınlanmasına izin verilmiştir. Baharatta daha fazla
doz uygulanması da söz konusudur ancak ışınlamanın en büyük avantajı
“soğuk pastörizasyon” olarak değerlendirilmesidir. Sterilizasyon, farklı
bir kavramdır.
Çiğ köfte yapımında kullanılacak kırmızı et için 3-4 kGy düzeyinde
ışınlama yeterlidir. Çiğ et kaynaklı pek çok patojenin “makul düzeyde”
indirgenmesi için bu doz seçilebilir.
Bununla beraber;
-Bu dozda etin sterilize edilemeyeceği ve sadece patojenlerin makul
düzeyde indirgenmiş olacağı,
-Çiğ köfte yapımında baharattan da mikroorganizma kontaminasyonu
olabileceği,
-İlave olarak el, karıştırma ekipmanı vb. kontaminasyon kaynaklarının da
olabildiği hiç bir koşulda göz ardı edilmemelidir.
Çeşitli çiğ et ürünleri AB Ülkelerinde de tüketilmektedir. Benzer
şekilde ısıl işlem görmemiş sütten elde edilen peynirler de AB
pazarlarında bulunmaktadır.
AB’ye üye olursak kokoreç yasaklanacak gibi magazin haberlerine itibar
etmeyin lütfen.
Konu tümüyle hayvan sağlıdır. Sağlıklı bir hayvandan elde edilecek her
türlü peynir ve diğer süt ürünleri ile kokoreç ve çiğ köfte dâhil her
türlü et ürünü (ışınlamaya ve diğer indirgeme yöntemlerine başvurmaya
gerek olmadan) doğrudan tüketime sunulabilir. Buna, ısıl işlem görmemiş
yumurtadan yapılan mayonezler de dâhildir.
Hayvan sağlığı, AB ülkelerinde çok önemli bir konudur. Türkiye’de de bu
konuda veteriner hekimlere çok ciddi sorumluluklar düşmektedir.
Sevgiyle,
Prof. Dr. Kadir Halkman
Ankara Üniversitesi
Gıda Mühendisli Bölümü |
|
|
|