|
|
|
30.07.2009 Gıdalarda Etiket Sorunu ve Marketlerde Gülerek Dolaşan Uzmanlar Değerli tüketiciler (yani hepimiz). Önce teker teker ürünlere bakalım:
Bu bilgilerin 2005/49 sayılı Türk Gıda Kodeksi
Bal Tebliği’ nin 13. maddesinin c fıkrası gereği (Burada şöyle
deniyor: "Etikette balın hasat yılı; üretim tarihi olarak, balın
ambalajlandığı tarih; dolum tarihi olarak ifade edilecektir.")
konulduğunu anladım.
Süt: Oysa içeceğim sütün ne zaman üretildiğini bilmeye hakkım olmalı, tahmin yaparak bulmamalıyım.
Zeytinyağı: Ki böyle durumlar olsa bile etikette özel
olarak belirtilmelidir. (Böyle uygulamalar yapan kaliteli zeytinyağı
üreticileri bu detayları etikette zaten veriyor. Bu zeytinyağlarının
fiyatı da normalinin en az iki katı oluyor.) Hem de bunun sağlığa çok yararlı bir lokman hekim ilacı olarak her yerde sunulduğunu... Gülmez misiniz bu duruma?
Yumurta: 30 adetlik bir viyol yumurta aldınız. Üretim
tarihi 17 Temmuz 2009 ve son kullanma tarihi 14 Ağustos 2009
yazıyor. Maalesef bu da komik bir beyan. Sonuç ve Yorumlar: Bal bozulur mu? Zeytinyağı bozulur mu? Süt ne
zaman bozulur? Yumurta kaç gün dayanır?
Ayrıca araştırma sonuçlarına dayanarak şu bilgiler de verilmek zorunda: (ve bu tespitler şu an olduğu gibi üreticiyi değil tüketiciyi koruyacak şekilde yapılmak zorunda)
Sonuçta bir ürünün tüketilebileceği en iyi tarih, o ürünün hasadına en yakın olan yani en taze olduğu tarihtir. Hasat/gerçek üretim tarihi geçtikçe üründe mutlaka besin kaybı olur. Bu durumda ürünün fiyatı da düşmelidir. Örneğin geçen sene hasat edilip sıkılmış ve 10 birim E vitamini içeren zeytinyağı ile 5 yıl önce hasat edilip sıkılmış ve 2 birim E vitamini içermesi beklenen zeytinyağı arasında fark olmalıdır. Ve tüketicinin hem sağlığını hem ekonomisini etkileyen detaylı üretim tarihi bilgisine ulaşması çok önemli bir insan hakkıdır. * * * İşte değerli tüketiciler. Size markette neden
ürünleri elime aldıkça güldüğümü açıkladım. |
| tıklayınız |
| Makale Hakkında Sizden Gelen Yorumlar: |
|
1- Ozan Bey, makalenizi okudum.
|
|
2- Değerli Grup Üyeleri, Sayın H.Ozan Erzincanlı'nın gruba gönderdiği açıklamalarına katılıyorum,doğrudur,zaman zaman marketlerde ben karşılaşıyo rum.Taze olmayan miadı dolmak üzere olan gıdalar daima rafların ön taraflarına konuarak bir an evvel satılması hedefleniyor, taze,yeni gelmiş ürünler ise bu ürünlerin arkasına konmaktadır.O nedenle raftan heehangi bir ürün alırken üretim tarihine ve son kullanma tarihine bakıyorum,son kullanma tarihi yaklaşan ürünü gördüğümde arka sırada yer alan ürünleri kontrol ediyo rum ve yeni,taze üretilmiş ürünleri buluyorum ve alıyorum.Bir diğer husus zaman zaman bazı gıda maddelerinde karşılaşıyo rum ürünün üzerinde üretim tarihi yeni fakat içindeki ürün yeni üretilmediği konusunda şüpheli görüntüye sahip,dolayısiyle sadece etiket ile sorun çözülmüyor.Ülkemizde yürütülmekte olan mevcut gıda politkalarıyla gıda güvenliğini sağlanması çok zor.O nedenle inanmıyorum ve güvenmiyorum.Bir veteriner hekim olarak fakültemde aldığım "Besin Hijyeni ve Teknolojisi" eğitimim doğrultusunda semt pazarlarında satılan sebze ve meyveden tutun marketlerde satılan ambalajlı ürünlere kadar hepsini kontrol ederek güvenliğimden emin olduktan sonra alıyorum. Bir diğer husus etiketli ürünlerin dışında semt pazarlarında satılan sebze ve meyveler ne kadar sağlıklı?,ilaç kalıntısı düzeyi nedir?,tarımsal ilaçların kullanım ve bekletme süresine uyularak mı pazara çıkarıldı?,bilinmiyor.İlacı reçeteye bağhuslamak yetmiyor,tarımsal ilaçlar reçeteye bağlandığında şunu söylemiştim:veteriner ilaçları reçeteye tabide ne değişiyor?. Diğer bir husus ise hava sıcaklığın 40 C'yi bulduğu şu günlerde birçok semt pazarında balıklar tezgahda,açıkta ulu orta soğu tucu içinde veya kuru buz olmaksızın satılıyor,akşama kadar sıcakta tezgah üzerinde bekletilen ve satılamayan balıklar ise bir başka semt pazarına götürülmek için buzun içine konup ertesi güne saklanmakta ve bir diğer semt bazarında tezgaha ko nularak satılmakta dolayısiyle gıda zehirlenmesine davetiye çıkarılmaktadır.Manisa'lı olmam nedeniyle zaman zaman Manisa'ya gittiğimde bunları görünce tüylerim ürperiyor.Ayni benzer olayları diğer illerimizde görmemiz mümkün.Peki gıda güvenliği konu sunda otorite ilan eden Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve teşkilatı acaba ne yaparlar?,İl ve İlçe Müdürleri ve ilgili personel hiç mi pazara çıkmazlar?,bunları görmemek için kör olmak erekir.Acaba Bakanlık ve taşra teşkilatı oturup şikayet yapılmasını mı beklerler?,yoksa bir gıda zehirlenmesi olmasını mı beklerler?,işte en basit gıda güvenliği boşluğu,bunları görmek için uzman olmaya gerek yok.Türkiyedeki gıda güvenliği politikası tavşana kaç tazıya tut politikasından başka bir şey değil.Türkiye gıda güvenliği konusunda interdisipliner bilimsel anlayıştan uzak belli bir kesime istihdam yaratma politikası içinde hareket ettiği sürece çağın gerisinde kalmaya mahkumdur.Bu anlayışın değişebilmesi için köklü zihniyet devrimine ihtiyaç var Adnan SERPEN Veteriner Hekim İZMİR Kamu Sağlığı E-posta Grubundan, 01.08.2009
|
|
3- Değerli grup üyeleri EN sağlıklı orjinalambalağında bir ürünümüz YUMURTA... Okadar değerlibir ürün ki hiç bir katkı istemeden 28 derecede 21 günde kanıyla-canıyla bir canlı oluşabilmesi için ısıdan başka hiçbir şeye ihtiyacı yok.Ama KAPALI BİR KUTU... Sağlıklı bir TAVUKTAN üretilse dahi Depolanma paketleme dağıtım depolanma perakende satış kırlarak tüketim Aşağıda olmazsa olmazlarısıralamaya çalıştığım kodeks ... Her tüketicinin bakış açısı en azından bu pencereden olmalı OLABİLMELİ... ......labilir & ...lır Bilinçli bir tüketici olarak lütfen MÜDAHİL OLALIM Alan olmazsa SATAN bu olmazsa olmazlara uyacaktıır. YUMURTA MI TAVUKTAN TAVUK MU YUMURTADAN ÇIKAR? ATA SÖZÜNÜ ARTIK SORMAYALIM, Beytullah BERÇİN Veteriner Hekim Foot İnsp..... Gıda Kontrolörü Kamu Sağlığı E-posta
Grubundan, 01.08.2009 |
|
|
Eklemek istedikleriniz konular varsa lütfen bize yazınız.