|
19.01.2009
Hayvan Besleme ile İlgili Bazı
Önemli Bilgiler
Hayvan
besleme ile ilgili çok büyük hatalar yapılıyor. Konu gerçekten çok
teknik ve detaylar çok önemli olduğundan dolayı maalesef bu hatalar
yapılmaya devam edecek.
Bu
yazımda, bu devasa konunun bazı önemli noktaları hakkında hem temel
hem de detay bazı önemli bilgilerimi paylaşmak istedim.
Çok
Mideli ve Tek Mideli Evcil Hayvanlar Hangileridir?
Çok mideli hayvanlar, geviş getiren (ruminant) hayvanlardır. Evcil
hayvanlar arasında bunların en bilinenleri sığır, koyun ve keçidir.
Tek mideli çiftlik hayvanları içinde en bilinenler kanatlılar ve
balıklardır.
Bunun yanında at, tavşan ve domuz da tek midelidir ancak bu
canlıların kalın bağırsakları çok gelişkindir ve kalın bağırsak
kısmen çok mideli hayvanların işkembeleri gibi işlev görür.
Geviş Getiren Hayvanlar Nasıl Olur da Ottan Et ve Süt
Üretebilirler?
Bu belki kendimize pek sormadığımız ama aslında ilginç bir sorudur.
Çünkü normalde tek mideliler için sindirilip metabolize edilmesi
(ürünlere dönüştürülebilmesi) neredeyse imkansız olan yüksek selüloz
içerikli otlar, geviş getirenler tarafından kolayca tüketilerek et,
süt gibi ürünlere çevrilmektedir.
Açıkçası tek midelilerde gıdalar, ön fiziksel işlemden sonra
(çiğneme, ezme, taşlıkta kırma) doğrudan mideye gider. Burada mide
asidi aracılığı ile kimyasal işleme girer. Kimyasal işlem sonucu
parçalanan organik maddeler, ince bağırsaktan geçebilecek kadar
küçülür ise kana karışarak metabolize edilir. İnce bağırsaktan
geçemeyecek olanlar ise kalın bağırsak aracılığı ile dışarı atılır.
Oysa geviş getirenlerde fiziksel işlem ile kimyasal işlem arasında
bir de mikrobiyolojik işlem vardır ve işin sırrı buradadır.
Geviş getirenlerde gıdalar, ön fiziksel işlemden sonra (koparma,
ıslatma, ufalama, çiğneme) işkembeye gelir. İşkembe, içerisinde
birçok mikroorganizma bulunan bir havuzdur. Geviş getiren hayvanın
tükettiği ot gibi gıdalar, burada mikroorganizmalar tarafından
tüketilir. Mikroorganizmalar işkembede tükettikleri gıdalar ile
sayıca çoğalırlar. Sonrasında bu havuzdan taşarak gerçek mideye
giderler.
İşte aslında geviş getirenler bu mikroplar ile beslenirler. Ve işte
geviş getiren hayvanların ürettiği ve küresel ısınmaya katkısı olan
metan gazı da bu mikroorganizma faaliyeti sonucu oluşur.
Önemli bilgi: Ot gibi bitkisel ürünler selülozca zengindir.
Hayvanlarda selülozu parçalayacak selülaz enzimleri normalde
bulunmaz. Selülaz enzimleri ancak mikroorganizmalarda bulunur ve
böylece parçalanarak kullanılabilir.
Geviş getirme ise, işkembede mikroplar tarafından parçalanamayacak
kadar topaklaşmış, iri parçaların tekrar fiziksel işleme
uğratılabilmesi için ağza geri gönderilmesidir ve ruminant beslemede
çok önemlidir.
Kaynakların Etkin Kullanımı İçin Tek Mideliler mi, Çok Mideliler
mi Daha Önemlidir?
Çok mideliler daha önemli ve değerlidir.
Çünkü tek mideliler gıda açısından insan ile rekabet halindedir.
Yani tek mideli hayvanların tükettiği gıdalar, aynı zamanda insan
besini de olabilecek gıdalardır.
Örneğin bir tavuk ya da balık yemi, normal bir insanın günlük
diyetinden (günlük alması gerekli besinler toplamı) daha kuvvetli ve
besleyicidir. Bir insan, tavuk veya balığa verilen yemleri tüketerek
gıda ihtiyaçlarını karşılayabilir.
Oysa geviş getirenler gıda açısından insan ile rekabet halinde
değildir. Geviş getirenlerin tükettiği gıdalar, insanlar tarafından
tüketildiklerinde verimli şekilde metabolize edilemezler.
Bu sebeple, gübre gibi değersiz organik atıklardan bitkileri
beslemek, bitkilerin ürettiği değerli meyve, sebze ve tohumları
insan tüketimine sunup insanın tüketemeyeceği selülozca zengin yeşil
ot, sap ve samanı geviş getirenleri beslemek için kullanarak
bunlardan değerli et ve süt üretmek, kaynakların daha etkin
kullanımını sağlar.
Kaynakların etkin kullanımı açısından hayvancılık, bugün amaçlanıp
yapıldığı şekilde entansifleştikçe (yoğun yem, yoğun üretim,
insanların hayvanın gıdasını önüne koyması) kaynaklar daha da yanlış
kullanılacaktır. Bence gelecekte mevcut entansif hayvansal üretim,
yerini otlatma ağırlıklı ekstansif (düşük besin içerikli yem ile
hayvanın kendi gıdasını kendisinin bulması) üretime bırakacaktır.
Kaynakların etkin kullanımı için, böyle olmak zorundadır.
Doğada her şey yolunu bulur ve en sonunda olması gerektiği gibi
olur.
Hayvana Verilen En İyi Yem, En Fazla Ufalanmış Yem midir?
Değildir.
Ve bu durum hem çok mideliler hem de tek mideliler için geçerlidir.
Eğer yem çok iri parçalı olursa, yemin toplam yüzey büyüklüğü düşük
olur. Bu durumda yemi parçalayarak ince bağırsaktan geçmeyi
sağlayacak enzimlerin tutunacağı alan az olur.
Eğer çok ufalanmış olursa toplam yüzey büyüklüğü çok olur ancak
sindirim kanalarında uzun süre kalamaz. Hemen bağırsaklara oradan da
boşaltıma gider ve dolayısı ile değerlendirilemez.
Bu sebeple her hayvanın cüssesine göre değişecek şekilde bir en iyi
yem parçası büyüklüğü vardır. Yem fabrikalarının başarısındaki en
önemli kriter, yem partikül büyüklüğünü iyi ayarlamaktır.
Bir diğer önemli kriter de yem parçasının pürüzlü olabilmesidir.
Eğer yem parçası pürüzsüz ise yemi parçalayacak enzimlere yeme zor
tutunurlar ve bu sebepten yemden yararlanma oranı düşer.
Son
Söz
Umarım
bundan sonra bilimsel bilgiyi daha fazla önemseyerek her işin
uzmanından görüş almak konusunda ilerleme kaydederiz.
Hala
tarımsal üretim sahalarına gittiğimde kitaplardan aldığım,
araştırmaları okuyarak incelediğim, laboratuvarda gözlemlediğim
bilgileri açıkladığımda üreticimiz "kitapla olmaz bu iş!" diye
kestirip atıyor.
Elbette
sadece kitapla olmaz. Özellikle teknik olarak bu denli detayları
olan bir işte başarılı olmak için çok çeşitli kaynaklardan bilgi
toplamak gerekir: kitaplar, uzman görüşleri, TV programları,
araştırma sonuçları, deneme-yanılma vs. En sonunda en mantıklı olan
seçilip uygulanmalı.
Ancak
daha en başından "kitaptaki bilgiyle yapılmaz bu iş!" diye
kestirilip atılıyor ve sadece kahvede kulaktan kulağa geçen bilgi ve
gözle görülüp detayları/öncesi bilinemeyen bilgi ile işlemler
yürütülüyorsa,
bu iş
zaten olmaz.
En derin saygılarımla.
Hakan Ozan Erzincanlı
Ziraat Yüksek Mühendisi
www.tarimsal.com
|