Tarımda (hayvancılıkta) yeni teknolojiler konusundaki ürün ve hizmetlerimizi görmek isterseniz burayı tıklayınız

anasayfa

Tüm makaleleri okumak için tıklayınız...

 

31.05.2007

 

Kalem Efendisi Ziraat Mühendisleri – İşsizlik Sorunu, Çalışma Şekli, Meslek Seçimi



Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN‘ın 24 Mayıs 2007 tarihinde yaptığı ve basına yansıyan konuşmasında, şu sözleri sarf ettiği bildirilmektedir;

"Tarımda serbest piyasa koşulları oluşturulmalıdır. Böylece rekabet oluşacak ve bu da gelişimi beraberinde getirecektir... Onun dışında herkes yatıyor. Kaç tane ziraat mühendisi var. Kaç tanesi köylerde Allah aşkına. Kaç bin tane, hepsi kalem efendisi"...

Ben bu ve benzeri açıklamaların, eleştirilerin her zaman çok faydalı olduğunu düşünürüm. Lakin gelişme, olan ya da olma ihtimali görülen bir sorunun tespiti yapılmadığı sürece mümkün olamaz. Bir sorunu çözmek için önce sorunu teşhis etmek ve ardından çözüm yolları ile ilgili görüşler alarak fikir üretmek ve sonunda kararlaştırılan çözüm yöntemi ile ilgili harekete geçmek gerekir. Bu konu zaten neden birçok ziraat mühendisinin işsiz gezmesi veya öyle görünmesi ile de doğrudan bağlantılı.

Ülkemizde kaç ziraat mühendisi var? Gerçek ihtiyaç ne düzeyde?

Bu konuda, 2003 yılında Ziraat mühendisleri Odasından yapılan bir açıklamaya göz atalım:

• 8. BYKP - Tarımsal Yapılar ve Yapısal Düzenlemeler ÖİK Raporu’na göre; ülkemizde, kuru alanlarda 200 hektara bir ve sulu tarım alanlarında 100 hektara bir teknik eleman istihdamı ile 157.500 ziraat mühendisine istihdam yaratabilecek bir potansiyel bulunmaktadır.

• Buna karşılık, günümüze değin Ziraat fakültelerinden mezun olan ziraat mühendisi sayısı 65.000’dir.
(2003’ den 2007’ ye bu sayının 70.000 – 75.000 olduğunu, bunlardan 50.000 adedinin hayatta ve iş görür durumda olduğunu umabiliriz.)

• Ülkemizde 20’si eğitim öğretim veren toplam 23 adet Ziraat Fakültesi bulunmaktadır.

• Bu fakültelerden yılda yaklaşık 2000 Ziraat Mühendisi mezun olmaktadır.


Nasıl ziraat mühendisi olunur?

Konuyu daha iyi anlamak için derinlemesine incelememiz gerekiyor.

Genelde ülkemizde bu ziraat mühendisi olma süreci maalesef % 80 oranında şöyle işler:
 

     1- Bir lisenin Fen bölümünde okuyan bir öğrenci, üniversite sınavlarına hazırlandığı sırada meslek seçmesi gerektiğini de kısmen anlar. Ancak bu öğrenci için mesleklerden ziyade, çok daha kolay anlaşılır olarak puanlar vardır. Ona göre yüksek puan almak, ileride iyi bir iş ve dolayısı ile para sahibi olmak ile eş anlamlıdır. Bu sebeple yüksek puanlı bölümleri yukarılara, düşük puanlı bölümleri aşağılara yazar. Puandan sonra en çok dikkat ettiği husus, üniversitenin bulunduğu şehirdir.

Burada bir açıklama yapmak istiyorum: Ben bölümümü böyle seçmedim. Elime meslek rehberini aldım. En çok hoşuma gidenden en az gidene doğru sıralamamı yaptım. Başta ziraat fakültesi zootekni bölümü vardı. Meslekler rehberinde şöyle yazıyordu:

“Bu bölümü seçecek kişiler, açık havada dolaşmayı sevmelidirler. Konuları hayvancılık ve bunların yemlerinin üretimi, yem bitkileri tarımıdır. Aynı zamanda bitkisel üretim ağırlıklı 2 yıl temel tarım eğitimi alırlar. Dersler büyükbaş-küçükbaş hayvan üretimi, bakım, besleme, yem bitkileri, balıkçılık, arıcılık, ipek böceği, tavukçuluk…” aklımda kalanlar bunlar. Daha sonra da üniversitelerin öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayılarına baktım. (Bilgi tedarikinde bunun çok önemli bir kıstas olduğunu düşünüyorum.) Bu konuda o dönem birinci üniversite 13 öğrenciye bir öğretim üyesi ile Boğaziçi Üniversitesi, ikinci ise 17 öğrenciye bir öğretim üyesi ile Ege Üniversitesi idi. Bunları görünce, güzel bir bölüm, iyi bir okul ve güzel bir şehir üçlemesi ile Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesinden birçok bölüm yazdım. Sanırım o dönem yaptığım sıralamayı bir rehber öğretmene göstersem benimle dalga geçerdi. Lakin sıralamam puana göre değil, benim isteğime göre idi. Sonuçta en yüksek puanlı yer de olsa, o mesleği yapmak istemiyorsam ya da yetkin bilgi alamayacaksam benim için değeri yoktu. Ayrıca 5 yaşımdan beri botanikçi olmayı düşünüyordum. Son olarak şöyle düşündüm “Hem hayvanları, hem bitkileri görür-sever-öğrenirim; hem de para kazanırım. Ayrıca tıp, veterinerlik, avukatlık gibi mesleklerde olduğu gibi insanların sorunlarının-sıkıntılarının değil, çözümlerinin-mutluluklarının uzmanı olurum…”

Sonuç olarak Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Zootekni Bölümünü kazandım. O sırada da inanılmaz geliyordu, hala da inanılmaz geliyor. İşimi o kadar seviyorum ki, farklı sektörlerden dostlarımın “işten başka bir şey düşünmüyorsun” eleştirilerine maruz kalıyorum kimi zaman. Onlara anlatması çok zor ama tarım benim önceden zaten hobimdi, sonra işim de oldu. Şimdi hem iş hem hobimi aynı anda yapabiliyorum.


Ziraat mühendisi olma sürecini açıklamaya devam edelim:
 

     2- Daha 17 yaşında, iş hayatının, mesleğin, çalışmanın ne olduğunu sadece filmlerden ve ebeveynlerinden/yakın çevresinden görmüş olan öğrenci arkadaşımız, birinci maddede anlattığımız şekilde sıralamasını yaptıktan sonra sınava girer. Bildiğim kadarı ile yaklaşık 2.000.000 katılımcı arasından eğer ilk 50.000’ e girmeyi başarırsa ve üstteki tercihlerini kazanamayıp da ziraat fakültesine girmeyi başardıysa kendisini bir anda farklı bir mesleki dilin konuşulduğu çok farklı bir yerde, dünyadaki tüm diğer sektörlerden her bakımdan farklı bir sektörün bayraktarı olmaya aday adayı bulur kendisini. Buradaki hocalar 4 yıl boyunca, sektörün ne kadar kötü durumda olduğunu, işlerinin çok zor olduğunu, mesleğin güzel ancak zor olduğunu anlatıp duracaklardır.

Burada yine bir anımı aktarmak istiyorum: 3. sınıfın ikinci dönemine geldiğimize bir hocamız bize, kimlerin bu bölüme isteyerek girdiğini sordu. Parmak kaldıranlar 20 kişilik sınıfımızda 3 kişiydik. Diğer 17 kişiyle konuştu, dertlerini-sebeplerini dinledi ve sonunda şöyle dedi: “Buraya isteyerek veya istemeyerek geldiniz. Ancak biliniz ki şu an 3. sınıftasınız ve 1,5 yıl sonra diplomanızı alacak ve bizim gurur duymayı umduğumuz meslektaşlarımız olacaksınız. Eğer gerçekten bu mesleği yapmak istemiyorsanız şimdi sınıftan çıkıp gidin. Çünkü büyük bir hata yapıyorsunuz ve hala geri dönme şansınız var. Mezun olduktan sonra buradakinden çok daha zor bir savaşın içerisine gireceksiniz. Birer ziraat mühendisi olacaksınız ve emin olun işiniz çok ama çok zor. Şimdi bırakırsanız, en azından başka bir bölüme girme şansınız olur ya da bir işe çekirdekten başlayıp yükselme şansınız olur. Mezun olduktan sonra bunlar daha da zor olacak.”

Bu konuşmanın ardından kimse sınıftan çıkmadı. Ancak sınıfın büyük bölümü ilk defa olayın ne olduğunu anladı. Günlerce aralarında konuşup tartıştılar ve ilk defa derslerine daha sıkı sarıldılar. Sınıfın az bir kısmının amacı zaten sadece askere üniversite mezunu olarak gitmek veya ne olursa olsun bir diploma almak olduğu için onların tutum ve davranışlarında bir değişim olmadı.


     3- En sonunda öğrencimiz mezun olur. Artık ne ile karşı karşıya olduğunu tahmin etmektedir. İş aramaya başlar. Kamuda iş bulmak hemen hemen imkânsız olduğu için özel sektöre başvurular yapar. İstenenler bilgisayar ve İngilizce bilmek, B tipi sürücü ehliyeti, seyahat sorunun olmaması ve erkekler için askerliğini yapmış olmaktır. Erkek mezunlar kısa süre içerisinde askere gider. Bayanlar iş arar. Olası işlerin genel yapısı şöyledir:
 

a. Tarım ilacı-yem-tohum vb. girdi satıcısı:

Yeni mezun ziraat mühendisimiz tarım ilacı-yem vb. ürün üreten, satan bir firmaya girebilir. Bu duruma dere tepe dolaşıp belki de inanmadığı ürünleri satacaktır. Bu arada firmanın ürünün kötü olduğunu düşünürse yapabileceği bir şey yoktur. Ya üreticiyi kandıracak ya da işi bırakacaktır. Çok dolaşma gerektirdiği için genelde baylar seçilir. Evinize pek uğrayamazsınız. Evlilik hayalleriniz, işe girdikten en az 10 yıl sonra gerçekleşebilir. Emekli olana kadar bu işi yapmayı başarabilirseniz, sonunda ardınıza baktığınızda göreceğiniz bir arpa boyu yoldur. Bu işi yapmış olmak size saygınlık, farklı-değişik bilgiler sağlamaz. Sadece geçinirsiniz.
 

b. Araştırma kurumu:

Kamu sektörünü saymazsak ülkemizde bu anlamda iş olanağı son derece azdır. Bayanlar tercih edilir ancak dediğimiz gibi ihtiyaç çok olmasına karşın sayıları azdır.
 

c. Tarım ilacı-yem-tohum vb. girdi üreticisi:

Uzun iş saatleri vardır. Zaten bir ziraat mühendisi günde 8 saat, hafta sonu tatil çalışmayı umut etmemelidir. Bitkiler ve hayvanlar tatil yapmaz, dolayısı ile bunların üretiminden sorumlu olanlar da tatil yapmaz (açıkçası işverenler böyle düşünür. Oysa işbölümü, paylaşım ve planlama denen modern yöntemler vardır ve ülkemizde neredeyse hiç uygulanmaz). Ben ilk mezun olduğumda bir yem fabrikası ve aynı firmanın balık üretim tesisinde birlikte çalışıyordum. Haftada 90 saat, tatilsiz bir çalışma süreci idi. İş dışında hiçbir şey yapmaya vakit yoktu. Yine işverenler, bayanları bu işlere pek tercih etmezler.
 

d. Akademisyenlik:

Kadro almak çok zordur. İnanılmaz dedikodu ve torpil vardır. Birçok kişi birbiri ile küstür ve herkesin kendi grubu vardır. Bu sebeple de araştırmalarda hep aynı grupların adı görülür. Tüm koşulları sağlayıp inatla kadro beklerseniz 5 yıl içerisinde kadro alabilme şansınız oluşur. Bu 5 belki daha fazla yılın sonunda kadro alamayanlar iş aramaya koyulur. Ancak fazla akademik düşündükleri için sektöre adapte olmakta zorluk çekerler.
 

e. İlaç-Yem-Tohum Bayiliği:

Büyüdüğünüz, alışık olduğunuz ve çevreniz olan bölgede, bir dükkân açıp içini dolduracak mali imkânınız varsa bir ilaç-yem-tohum bayii açabilirsiniz. Burada da gerçekler ile kar arasında sıkışıp kalırsınız. Ya üreticiyi doğru yönlendirecek ve az kazanacaksınızdır ya da ne olursa olsun para kazanacaksınızdır. Ayrıca iyi bir tüccar olmanız, para yönetimine hâkim olmanız şarttır. Tüm bunlara rağmen şu an tarım sektörü için bence en faydalı kurumlardır.
 

f. Kalite – Gıda – Tarımsal üretim denetçiliği:

Eğer yabancı dil, bilgisayar ve benzeri birçok konuda gerçek anlamda nitelikli iseniz, uzun süren eğitimler sonucu denetçi olabilirsiniz. Bu iş potansiyeli ziraat mühendisleri için son yıllarda ortaya çıkmıştır ve giderek daha çok önem kazanacaktır. Bu sayede tüketiciler iyi ürün tüketmeyi garantilemekte, üreticiler ise sürekli kontrol edilerek pazar taleplerine uygun ürün üretebilmektedir. Ancak ziraat mühendislerinin denetçi olarak çalışmaları için ilgili niteliklerin yanı sıra, denetleyeceği sektörde uzun süreli deneyimi olması gerekmektedir. Bu sebeple yeni mezunlar için ileriki aşamalarda düşünülmesi gereken bir iş imkânıdır. Bayan ziraat mühendisleri de paketleme tesislerinde gıda kontrolörü, laboratuarlarda laborant, arazide danışman olarak başladıkları meslek hayatlarını denetçi olarak devam ettirebilirler.
 

g. Tarım Danışmanlığı:

Bu konu da yeni yeni başlamaktadır. Ana mantığı, tek bir üreticinin bir ziraat mühendisini istihdam etmesinin pahalı ve gereksiz olduğu, bir ziraat mühendisinin birden çok üreticinin üretimine destek olabileceğidir. Konu ülkemizde çok ağır ilerlemektedir. Zaman içerisinde daha sağlıklı bir yapıya oturması beklenmektedir. Yeni mezunların da zamanla iş imkânı bulabileceği faydalı bir iş kolu olmasının yanı sıra organizasyonu ve müşteri ilişkileri çok zorlu olan ve bu sebeple anlaşmazlıkların olumsuzluklara yol açabildiği bir alandır.
 

h. Tarımsal Üretim:

İşte tüm iş imkânları içerisinde en önemlisi… Lakin bir ziraat mühendisi temelde tarımsal üretim yapmak için eğitim alır. Tüm dersler bir tarım işletmesinin yönetilmesi ile ilintilendirilir. Oysa ülkemizde, kendi mesul olduğu alanlar olan ziraat mühendisi sayısı çok azdır. Bir ülkenin tarım sektöründeki başarısı, mevcut tarım arazilerinin ziraat mühendislerince işletilmesi ile doğru orantılıdır. Bence yeni mezun bir ziraat mühendisinin yapması gereken, ne olursa olsun bir arazi edinmek veya kiralamak ve burada üretim yapmak olmalıdır. Konu zor görünebilir ancak getirileri çok tatminkâr ve diğer faydaları yetkin olacaktır. Araştırıldığı zaman arazi kiralama, kredi alma, sermaye bulma gibi konularda mutlaka yol alınabilir.

Tüm bunların sonunda gelmek istediğim konu şudur:

Ülkemizde tarım sektörü, diğer birçok sektörde olduğu gibi üniversite mezunu eleman fazlası vardır. Lakin tam da tarım sektöründe bu konu çok daha farklı boyutlardadır. Lakin bir ziraat mühendisi için sorun sadece iş bulmak değil, kendisine uygun işi bulmaktır. Sektörde yönetici konumunda olanlar bu durumu gayet iyi bilirler. İstihdam etmek için ziraat mühendisi aradıklarında, aylarca eleman bulamamakta ve iş gücü ihtiyaçlarını farklı yollardan çözmeye çalışabilmektedirler.

Açıkçası işini yapmak isteyen ziraat mühendisi ilaç satmak, yem fabrikasına tıkılı kalmak, yem-tohum satmak, ilaç bayisinde oturup müşteri beklemek ya da telefon-bilgisayar başında oturmak istemez. “Kalem efendisi” olmak istemez. Araziye, tarlaya, ahıra gitmek; üreticilerle konuşmak; sektörün bileşenlerini organize ederek araştırma-geliştirme yapmak, faydalı ve verimli çalışmalarda bulunmak ister. Sektör bu imkânları sunmaz ise elindekini en iyi şekilde değerlendirmeye çalışır.

Oysa devletimiz ve devletimizin karar alıcıları acımasızca eleştirmek yerine şöyle bir düzenleme yapsalar; mesela ziraat mühendisliği diploması olan herkese 100 dekar araziyi 49 yıllığına bedelsiz kiralasalar. Bir de ilgili ziraat mühendisinin burada yapmayı düşündüğü üretime, ziraat mühendisinin yapmış olduğu gelir-gider hesabını da içeren projeye göre sermaye verseler ne kadar güzel olur…

Bence bu yolla binlerce ziraat mühendisi, çok isteyip de başaramadığımız bilgi-üretici-tarım arazisi buluşmasını gerçekleştirirler. İhtiyaç duyulan bölgelerde, önceden belirlenmiş teşvik edilesi projelere bu kaynağı ayırarak bölgelerin tarımsal ve sosyal kalkınması gerçekleştirilebilir. Avustralya’ da karı-koca ziraat mühendislerine devlet hektarlarca arazi bağışlıyor, ev-araba-tekne ve (yabancı ülkelerden gelenlere) vatandaşlık veriyor. Belki ülkemizin koşulları ile Avustralya çok farklı ancak kısmen benzeri uygulamalar yapılabilir.

Neden düşünmüyoruz? Neden yapmıyoruz? Neden yasama ve yürütmeden sorumlu en yetkili mercilerimiz, yasama-yürütmenin yanlış kararları ve uygulamaları sonucu içinden çıkılmaz bir duruma sürüklediği ziraat mühendislerini “kalem efendileri” diyerek acımasızca eleştirmek yerine “nasıl çözeriz?” diye sormuyor. Ve çözümler önümüzde örnekleri ile açıkken, neden çözmüyor?

Kim bilir, belki tarım ürünlerinin ülke çapında yeterli üretilemeyip yurtdışından ithal edilmesi ve aile bireylerimizce satılması daha çok işimize geliyordur ?!!..

Sevgi ve saygılarımla
Hakan Ozan Erzincanlı
(Kalem efendisi) Ziraat Yüksek Mühendisi
www.tarimsal.com

Bazı Ürünlerimiz:


 

Tüm makaleleri okumak için tıklayınız...

 

Eklemek istedikleriniz konular varsa lütfen bize yazınız.

Organik tarım - Topraksız tarım - Barınak çizimleri - Biyogaz - Biyodizel

CD' lerimizi görmek isterseniz burayı tıklayınız

 

anasayfa  |   bize yazın

tar-get@tarimsal.com