| |
|
10.03.2010 Köyde mi Yaşamalı Şehirde mi?
Türkiye'de 1927 yılında insan nüfusunun yüzde 75,8'i köy ve beldelerde yaşarken
2009 yılına gelindiğinde bu oran, yüzde 24,5'e gerilemiş. İl ve ilçe merkezinde
ikamet edenlerin oranı da 82 yılda yüzde 24,2'den yüzde 75,5'e çıkmış.
Tüm bu sebepler tam da günümüzde gerçek görünümlü bir aldanmacadır. Mustafa Kemal' in belirttiği gibi aslında köylü milletin efendisidir. Bu kelamı şehirliler arada bir okuyup gördüklerinde içlerinden güler de geçerler. Ancak bu lafın doğruluğu son yıllarda iyice ortaya çıkmaya başlamıştır ve çok yakında kendini ayan beyan ispat edecektir.
Gelin bunları yazdıktan hemen sonra çeşitli internet sitelerinden
bulduğum köyden kente göçün
sebepleri konusunda okul kitabı bilgilerine bakalım ve bunları irdeleyelim.
(Elbette beklendiği gibi duygusuz ve sadece ekonomiye
dayandırılmış istatistikler göreceğiz.) Köyden kente göç nedeni 1: Kırsal alanlardaki hızlı nüfus artışı Yorum:
Eskiden de kırsalda yaşayan kişilerin doğurganlık oranı aynı idi ancak nüfus
artmıyordu. Bu maddenin doğru yazılışı şöyle olmalı idi: Durum böyle karmaşık bir içinden
çıkılmazlıklar sarmalı iken politikacıların her çiftin en az 3 çocuk yapması
yönünde verdiği telkinler; beni dünyanın geleceği hakkında umutsuzlaştırıyor. Köyden kente göç nedeni 2: Miras yoluyla tarım alanlarının daralması ve ailelerin geçimini karşılamaması Yorum:
Eskiden de miras yolu ile tarım alanları bölünüyordu. Ancak bu durum insanları
şehre göçe zorlamıyordu. (Ayrıca insandan başka hangi canlı acaba
kalabalıklaştıkça
nüfus yoğunluğu daha düşük olan bir yeri bırakıp da daha yoğun bir yere gitmeyi
tercih eder? Bunu yapanın, yaratıkların en zekisi kabul edilen insan olması çok
ilginç. Bu durum gösteriyor ki insan, günümüzde özgürlüğü en kısıtlanmış
canlıdır. Düşünün ki sivrisinekler bile böyle bir zorunlu göçe maruz
kalmıyorlar...) Köyden kente göç nedeni 3: Tarım alanlarının yetersiz gelmesi ve erozyonun artmasıyla toprağın verimsiz hale gelmesi Yorum: Tarım alanlarının yetersiz hale gelmesi ve erozyon sonucu verimsizliğin sebebi
aslında 100 kişi ile yapılması gereken işlerin yapay gübre, tarım zehri ve
makineler ile 1 kişi tarafından yapılmaya çalışılması çabasıdır. Bu çaba yeni
kuşakta genetiği ile oynanmış tohumlar ile 1000 kişi yerine 1 kişinin çalışması,
daha çok gübre ve daha çok zehir şeklinde gelişiyor (!?). Köyden kente göç nedeni 4: Tarımda makineleşmenin artması ve buna bağlı olarak tarımsal işgücünün azalması Yorum: İşte asıl bundan bahsediyoruz. Makineler aslında insanlar daha az çalışabilsin, böylece işten arta kalan zamanda mutlu olabilsin diye icat edilip üretildiler. Ancak ne hikmetse şu anda makineler, insanları işsizlik ve sonucunda mutsuzluğa sürüklüyor. Buna rağmen insanlar sürekli daha verimli, en verimli makineyi yapmak çabasındalar. Garip ki çok garip... Köyden kente göç nedeni 5: Kırsal kesimde iş imkanlarının sınırlı olması Yorum: Bu da tarımda suni gübre, tarım zehri ve makine kullanımı ile 100 kişinin işini 1 kişinin yapması sonucu ortaya çıkan bir olgudur. Şu an Türkiye' de tüm tarımsal üretim gerçek anlamda ekolojik (organik) olarak yapılsa, tüm işsizler fazlası ile iş bulurlar. Zaten biraz da bu gerçeği göz ardı etmek için istihdam verilerindeki önemli göstergelerden biri "tarım dışı istihdam" dır. Köyden kente göç nedeni 6: Ekonomik istikrarsızlık ve sosyal problemler Yorum: 10.000 yıldır günün büyük bölümü belli işler yapmaya alışmış insanoğlu kahvede, kapı önlerinde işsiz güçsüz oturmak zorunda kalırsa; elbette ekonomik istikrarsızlık ve sosyal problemler ortaya çıkar. En azından çalışmanın yerini tutacak sosyal faaliyetler geliştirilmesi gerekir. Günümüzde bu sorun televizyon ile çözüldü aslında. Dünyanın en fazla TV izlenme oranı sanırım Türkiye’ de. Yazık bize ki gerçek hayat yaşanılabilir olmadığı için, beyaz camda başkalarının sahte hayatlarını yaşamaya çalışıyoruz... Köyden kente göç nedeni 7: Eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği Yorum: Hem bazı güçler insanların şehre yerleşmesini istiyor olmaları; hem halk tıbbının bilimciler tarafından hakir görülüp yok edilmesi ve hem de sağlık sektörünün yoğun nüfusta hastaya daha kolay ulaşabilmesi amaçlı sağlık hizmetleri belde ve köylere götürülmedi. Eğitim ona keza. Zaten mevcut eğitim sistemimiz ve tüm otoriteler okuldaki eğitimden başka hiçbir aktiviteyi “eğitim” olarak kabul etmediği için insanlar mecburen kalabalık şehirlere gitmek zorunda hissettiler kendilerini. Ne de olsa okula gitmemiş, özel ders bile almamış olan Kemalettin Tuğcu; ortaokul terk olan Yaşar Kemal bize göre eğitimsiz kişilerdir değil mi? Köyden kente göç nedeni 8: İklim ve yer şekillerinin olumsuz etkileri Yorum: Burada asıl bahsedilmek istenen deprem sanırım (Çünkü maalesef iklim değişimi dendiği zaman vatandaşımız aslında yanı başımızdaki felaketin farkında değil). Ekonomik sebepler ile ve kültürel birikim hiçe sayılarak
derme çatma yapılan binalar sonucu depremlerin fazla öldürücü olması da göçün
sebeplerinden biri olarak sayılıyor. Son Elazığ depremi haberlerinde, derme çatma yapıldığı iddia edilen evler
yüzünden ölümler olduğu iddia ediliyor. Yani yeni teknoloji ile yapılsa kimse
ölmezmiş... Emin olunuz yoğun şehirleşme ve kocaman binalar her koşulda kırsaldaki basit konutlardan daha tehlikelidir. Şimdi TOKİ oralara gidecek ve insanlara ruhsuz, tek tip evler yapacak. İnsanlar sağlam evlerinde, kırılgan hayatlar yaşayacaklar. Bir de daha önceki bir yazımdan bir alıntı: “Dünyanın en büyük fay hattı olan Afrika’ daki Büyük Rift Vadisi'nde insanlar
taş devrini yaşıyor iken çok büyük depremler olmuş ancak, hemen o civarda
yaşayanlar hariç, insanlar pek zarar görmemiştir. Oysa aynı depremler bugün olsa
bir atom bombasından çok daha fazla zarara ve ölüme sebep olur.” Köyden kente göç nedeni 9: Kentlerde sanayinin gelişmiş olmasından dolayı iş imkânlarının fazlalığı Yorum: Evet görünürde
şehirde iş imkanı fazladır. Ancak zamanla işverenler (kendileri iyi
niyetli olsa da ayakta kalabilmek için) daha çok makine-bilgisayar alırlar;
bazı işleri teknolojik altyapısı kuvvetli uzman firmalara devrederler ve her
sene işçi çıkarırlar. Bakkal açsanız iki sokak öteye bir süpermarket kurulur ve
batarsınız. (Bence bu aralar şehirdeki en iyi iş çöpten kağıt toplayıcılığı..
Geleceği var, iş saatleri esnek, kıyafet yönetmeliği yok, geliri fena değil,
kolayca başlanabiliyor, rekabet düşük, uzmanlık ihtiyacı minimum, hem de dünyaya
çok faydalı) Daha da ilginci ortaya 2 grup insan çıkar; gün boyu neredeyse hiç iş yapmayanlar
ve gün boyu nerdeyse durmadan çalışanlar. Kimse “çalışanların çalışma saatlerini
azaltalım ve çalışmayanlara pay edelim. Böylece herkes mutlu olsun.” demez. (Ne mutlu ki son zamanlarda birkaç akıllı kişi bu amaçla kampanyalar
başlatıyor bakınız:
http://yesilgazete.org/2010/02/15/haftalik-calisma-saati-21e-indirilsin-cagrisi) Kendi deneyim ve gözlemlerime göre iyice alışmadan farklılıkları yazayım:
Sonsöz Benim bildiğim en büyük düşünürlerden biri olan Tebrizli Şems’ in şu lafı,
bana şehirden beldeye göçme gücü verdi. Umarım size de yardımcı olur:
Sevgi ve saygılarımla,
|
| Bu makalenin orijinali www.tarimsal.com adresinde yayınlanmaktadır. Makaleyi, kaynak ve yazar belirtmek şartı ile istediğiniz yayın organında sınırsız olarak yayınlayabilirsiniz. |
|