|
18.06.2008
Seracılık
Nerede Yapılmalı, Isıtma Giderleri ve Jeotermal Enerji
Örtü altı bitkisel üretim (seracılık) ile
amaçlanan genel olarak; üretilen bitkilere asgari 15 C civarında
sıcaklık sağlayarak sezon dışı bolca mahsul üretmek ve bu ürünleri de
değer fiyattan satarak karlı bir üretim yapmaktır.
Kışın bu sıcaklığı sağlayabilmek için öncelikle kapalı bir ortam
sağlanması gerekmektedir. Bitkilerin fotosentez yapmak amacı ile
güneş ışığına ihtiyaç duymaları sebebi ile bu kapalı ortam ışık
geçirmek zorundadır. Bu sebeple temel olarak seralar, genelde metal
iskeletin üzerine şeffaf cam veya plastik malzeme kaplanması ile
tesis edilir.
Isıtma Giderleri
Seracılıkta en önemli gider ısıtma gideridir. 1 dekar seranın Ekim
ayından Nisan ayına kadar 7 ay süreyle 15°C de tutulması için
yapılacak ısıtmalarda; Antalya'da 22 ton Fuel- Oil, Yalova'da 46 ton
Fuel Oil, Ankara'da 86 ton Fuel Oil gerekir.
Buna göre Ankara koşullarında bir seranın ısıtılabilmesi için
Antalya koşullarına göre yaklaşık 4 kat fazla enerjiye ihtiyaç
vardır.
Isıtmada Kullanılacak Yakıt Tipleri
Burada en olası 3 enerji kaynağını değerlendirelim:
1) Doğalgaz
Yaptığımız fizibilitelerde yakıt olarak doğalgaz kullanıldığında,
Antalya koşullarında bile doğalgaz ile ısıtmanın karlı olmadığı ve
işletmenin zarar edeceği
çıkabilmektedir.
2) Kömür
Antalya koşullarında uygun fiyatlı kömür ile ısıtma karlı
olabilmekle beraber seranın genelde en büyük gider kalemini
oluşturur. Ancak işletme, Antalya’ dan kuzeye gittikçe kömür ile
ısıtma da karlı olmaktan çıkmaktadır. Ankara koşullarında kömür ile
ısıtma da işletmeyi zarar ettirecektir.
3) Jeotermal
Jeotermal kaynakları kullanarak ısıtma, tüm olasılıklar içerisinde
hem en karlı üretimi yapmayı sağlayan, hem de en temiz ısıtma
şeklidir. Ancak burada bile sıcaklığın -10 C altına düşebildiği
dönemlerde özellikle 4 metre ve üzeri yüksek seralarda ısıtma ile
ilgili sorunlar yaşanabilmektedir. Bu amaçla ısı dağılımına dair
hesaplamalar daha kuruluş aşamasındayken kötü ihtimal hesabına göre
yapılmalıdır.
Sera ısıtmasında kullanılacak jeotermal kaynağın genel olarak en az
100 C çıkış sıcaklığında olması istenir. Ancak duyumlarımıza göre
50- 60 C sıcaklığında suyu da etkin olarak kullanabilen sistemler
oluşturabilen kuruluşlar da vardır.
Yine duyumlarımıza göre, jeotermal kaynak ile sera arasında uzaklık 10 km kadar olduğunda
bile sıcak su sera ısıtma amacı ile borularla etkin olarak
taşınabilmektedir. Uzaklığın 10 km’ yi geçtiği durumlarda sorunlar
çıkabilmektedir.
Dikkat Edilmesi Gereken Önemli Bir Husus
Halihazırda örtü altı yetiştiricilik yapan bazı seracılar belki
yukarıda yazdığım 15 C konusunda hem fikir olmayacaklardır.
Lakin ülkemizde özellikle güney bölgelerde seracılık yaparken ısıtma
denildiğinde anlaşılan; sera içinde birkaç odun sobası yakarak
soğuğu kırmak şeklinde olmaktadır.
Ancak bu çok sakıncalı, hatalı ve
aslında astarı yüzünden pahalıya gelen bir uygulamadır. Bu
uygulamanın sakıncalarını kısaca saymak gerekirse:
1- Çiçeklerin döllenme oranı düşer.
Hatta bazı hallerde doğal döllenme (arı kullanılsa bile) hiçbir şekilde
gerçekleşmez. Bu durumda üretici hormon kullanmak zorunda
kalabilir. Ancak sıcaklık yeterli değilse hormon bile döllenmeyi
sağlamayabilir.
2- Bir şekilde döllenme gerçekleşse
bile ürün tatsız tuzsuz olur. Bitki, meyvesini gereği gibi
besleyemez. Bazı besin maddelerini meyveye ulaştıramaz. Toprak
veya ortam ile verilen besin maddeleri düşük sıcaklıklarda bitki
tarafından gereği gibi alınamaz.
3- Bitki sürekli ısı değişimine
maruz kaldığı ve ihtiyacının altında ısınabildiği için hastalık
ve zararlılara dayanıklılığı zayıf olur. Bu durumda üretici
sürekli ilaçlama yapmak zorunda kalır. Bu durum üreticiyi
ekonomik açıdan zorladığı gibi üründe kalıntı problemi çıkma
ihtimalini de arttırır.
İşte bu sebeplerden dolayı özellikle soğuk
mevsimde bitkilere en az 15 C sabit sıcaklığı sağlamak çok
önemlidir.
Aslında bence asgari 17 C ürünün lezzetli ve
albenili olması açısından daha elverişli bir sıcaklıktır. Aynı
seracılık işletmesinde 15 C’ de yetişmiş ve 17 C’ de yetişmiş iki
ayrı domatesi yemiştim ve 17 C’ de yetişenin çok daha lezzetli
olduğu hatta neredeyse yaz tarla domatesi lezzetinde olduğuna şahit
olmuştum.
Tabiidir ki bu, ekonomik analizi iyi yapılması gereken bir konudur. Soğuk
mevsimlerde, özellikle jeotermal gibi elverişli enerji kaynağı
olmayan tesisler için + 2 C fazla ısıtma büyük bir mali yüktür.
Seralar Nerede Kurulmalıdır?
Buna göre seralar en uygun olarak 34, 35, 36 ve en fazla 37’ inci
paralellerde bulunan illerimiz sınırları içerisinde kurulmalı; ancak
jeotermal kaynağı olan yerlerde 38’ inci paralel’ de yatırım
yapmak amaçlı düşünülmelidir.
Lakin 38’ inci paralelin üzerindeki bölgelerde yapılacak seralarda
çok özel ve ucuz bir enerji kaynağı olsa bile bu kaynağı konut
ısıtması veya elektrik enerjisi üretimi amacı ile kullanmak; sera
ısıtma amaçlı kullanmaktan (günümüz koşullarında) daha verimli olacaktır.
Belki ileriki yıllarda, gıda ihtiyacı daha
önemli bir sorun haline geldiğinde 38' inci paralelin kuzeyinde de
sera tesis etmek ekonomik olabilir. Ancak şu anda ekonomik
görünmemektedir.
Buna göre aşağıdaki 3 haritayı incelediğimizde Türkiye' deki
potansiyel jeotermal kaynaklar ve yerleri hakkında bilgi sahibi
olabiliriz:
(Haritaların büyük hallerini görmek
için lütfen üzerlerine tıklayınız)

Harita 1- Türkiye Jeotermal Kaynaklar
Dağılımı ve Uygulama Haritası (büyütmek için haritanın üzerine
tıklayınız) Kaynak: Maden Tetkik ve Arama Genel
Müdürlüğü

Harita 2- Türkiye' de Faylar ve
Jeotermal Alanlar Haritası (büyütmek için haritanın üzerine
tıklayınız) Kaynak: Maden Tetkik ve
Arama Genel Müdürlüğü

Harita 3- Jeotermal Kaynaklar ve Uygulama Haritası (büyütmek
için haritanın üzerine tıklayınız)
Kaynak: Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü
Sonuç
Jeotermal enerji günümüzde, özellikle gıda tedariki amaçlı örtü altı
tarımsal üretim açısından son derece önemli bir noktaya gelmiştir.
Dünyada insanların her geçen gün artan gıda talebi ve bu talebin
karşılanması konusunda jeotermal enerji ile örtü altı sebze üretimi
açısından Türkiye, yukarıdaki haritalardan da anlaşılacağı üzere çok
avantajlı bir konumdadır.
Duyduğum ve gördüğüm kadarı ile sera yatırımı yapmak isteyen
yatırımcıların jeotermal kaynaklardan yararlanabilmesi (bölgelere
göre değişmekle birlikte) eskisine oranla kolaylaştırılmıştır.
Ancak birçok yatırımcıdan da konu ile ilgili birçok bürokratik sorun
çıktığı ve süreçlerin çok yavaş ilerlediği ya da hiçbir şekilde bu
kaynakların kullandırılmadığı yönünde şikâyetler de duydum.
Jeotermal kaynaklar yeraltında sessizce beklemektedir. Bu kaynakları
kullanıp gıda üretmek, hem gıda üretiminde önemli bir artış; hem istihdam artışı ve ekonomik gelişme sağlayacak; hem
de Türkiye’ de tarım sektörünün gelişmesine büyük katkıda
bulunacaktır.
Bu sebeple devletimizin jeotermal kaynakların kullanımı için en
hızlı şekilde, süreçleri azami ölçüde kolaylaştırıcı çözümler üretmesi
elzemdir.
Bir Arnavutluk atasözü bu konuda yapılması gerekeni özetliyor:
“Çabuk gelen kötü şans, geç gelen iyi şanstan iyidir.”
En derin saygılarımla,
Hakan Ozan Erzincanlı
Ziraat Yüksek Mühendisi
www.tarimsal.com
Konu ile ilgili ürünlerimiz:
|