Tarımda (hayvancılıkta) yeni teknolojiler konusundaki ürün ve hizmetlerimizi görmek isterseniz burayı tıklayınız

anasayfa

Tüm makaleleri okumak için tıklayınız...

 

03.05.2007

 

Tarım Sektöründe Eğitim ve Danışmanlık

Tarım sektörü, diğer tüm sektörlere göre çok farklı dinamikleri olan, ayrı olarak ele alınması ve detaylı etütler sonucu hareket edilmesi gereken bir durumdadır. Bu farklı dinamikler, tarım sektörünün diğer sektörlerle olan ilişkisinde etkileşimi azalttığı gibi bu sektöre başka sektörlerden giren beyaz yakalıların alışma zorluğu yaşamasına sebep olmakta, hatta bazen hiç alışamamaları ile sonuçlanmaktadır.  Peki, tarım sektörünün yapısı nedir, nasıl oluşur?

Tarım Sektörünün Yapısı

Tarım sektörünün yapısını incelerken Türkiye tarımının yapısının temel özelliklerini iyi bilmek gerekir. Maddelersek:

1)   İstihdamda tarımın payı 2006 verilerine göre 28.4’ tür ve her geçen sene azalmaktadır.

İstihdamda Tarımın Payı

Mayıs

Toplam

Tarım

Payı, Yüzde

2000

22.347

8.307

37,2

2001

22.231

8.990

38,9

2002

21.974

7.961

36,2

2003

21.697

7.731

35,6

2004

22.188

7.820

35,2

2005

22.721

7.266

32,0

2006

22.860

6.488

28,4

Kaynak: TÜİK

2)   Tarımda istihdam edilen kişi başına düşen arazi büyüklüğü Avrupa Topluluğu’nda 19.4 hektar, A.B.D.’de 55 hektar, Türkiye’de ise 4 hektardır.

3)    Hammaddesini tarımdan sağlayan sanayi ülkemizde gelişme içindedir. Ancak tarımsal ürünlerin işlenme oranı henüz istenilen ölçüye ulaşamamıştır. Ürünler işlendiği takdirde bir yandan katma değeri artırmak suretiyle ekonomiye daha fazla katkı sağlarken öte yandan ihracat açısından gelir artışına neden olacaktır.

4)    Kırsal kesimde yaşayan nüfus diğer sektörler için önemli bir pazar durumundadır. Bu kesimde yaşayan insanların gelirleri, yaşam standartları arttırıldığında diğer sektör ürünlerine talep artacaktır. Dolayısıyla bu sektörlerde de canlanma olacaktır.

5)   Türkiye’de tarımsal işletmelerin büyük bir bölümünü 50 dekardan küçük işletmelerin oluşturduğu bilinmektedir. Oysa tarımsal işletmelerin ekonomik olarak faaliyet gösterebilmesi için toprak yapısı, üretim deseni ve ekolojiye bağlı olarak belli bir büyüklükte olması gerekmektedir. Türkiye’de işletme yapısından kaynaklanan en önemli problemlerden birisi tarım işletmelerinin küçüklüğünün yanında bu işletmelerin parçalı ve dağınık arazilerden oluşmasıdır. Parçalı arazilerin de rasyonel olarak işletmeye elverişli olmadığı bilinmektedir.

6)    Küçük işletmelerin çok büyük bir bölümü kendi tüketimini karşılamak için üretimde bulunmakta, pazar için üretim yapamamakta ve sermaye birikimini gerçekleştirememektedir. İşletmelerde arazi tasarruf şekli olarak öz mülkiyet yaygındır. Dışarıdan da yeterli kredi elde edemeyen veya borçlanmaktan kaçınan bu işletmeler modern teknolojilerin gerektirdiği girdileri kullanamamaktadırlar. Dolayısıyla bu işletmeler destekleme ve teşviklerden ya yararlanamamakta yada çok az yararlanmaktadırlar. Anlaşılacağı üzere tarımsal sermaye dengesiz, yetersiz ve entansif tarım yapmaya müsait değildir.

7)   Tarım tekniği açısından araştırma, uygulama ve teknolojiyi kullanan kuruluşlar arasında yeterli bilgi akışı bulunmamaktadır. Üreticiye bilgi etkin olarak ulaştırılamamaktadır.

8)   Örgütlü bir yapı olmadığı için üreticinin piyasa fiyatlarını tek başına etkileme yetkisi yoktur. Oluşacak en düşük fiyatı kabul etmek zorundadır. Ayrıca taşıma, ihracat ve pazarlama konularında da bu nedenle çözüm bekleyen sorunlar mevcuttur.

Yukarıdakiler dokümanları tarayarak süzdüğüm maddeler. Ancak bir de iyisi ile kötüsü ile üreticimizin ve tarımımızın yapısı hakkında, konumuzla da bağlantılı olarak önemli bir gözlemimi aktarmak ve konuyu yorumlamak istiyorum:

Soru: Üreticimiz Para Kazandığı Zaman İlk İş Olarak Ne Yapar?

Cevap: Traktör alır.

Birinden duyduğuma göre Afyon’ un kiraz üretimi meşhur bir kazasında 90’ lı yılların başında kirazdan çok büyük paralar kazanılmış. Tüm dünyada kiraz hasadı bir tek söz konusu bölgede gerçekleşmiş açıkçası. Bunun üzerine tüm üreticiler 2-3 adet araba, beyaz eşya ve benzeri şeyler almışlar. Açıkçası ciddi anlamda yatırım denebilecek hiçbir birikim yapmamışlar ve sonraki senelerde gelirleri düştükçe buna pişman olmuşlar. Yine bir tanıdığım (hem üretici hem tüccar) ellerine para geçtiğinde üretici olarak ilk yapılan şeyin yeni bir traktör almak olduğunu, oysa Almanya’ da gördüğüne göre yüz hektarlarca arazisi olan bir üreticinin eskice bir traktörü yıllar yılı kullandığını hayıflanarak anlatıyor. Zaten arazileri küçük olan üreticimiz, traktörü kiralamayı düşünmez. Komşusuyla ortaklaşa almaz. Bir köye ya da bir kooperatife bir traktör kampanyası yapmaz.

Bu konu ile ilgili anlatılacak daha çok şey var ancak konumuzun da tarım sektöründe eğitim ve danışmanlık olmasıyla bağlaşık olarak öncelikle bu koca paragrafı neden yazdığımı belirtmek istiyorum.

Bilmemiz gerekir ki tarımsal üretici, hem yönetici hem işçi olan nadir görülen ve zorlu bir durumla karşı karşıyadır. Konu ile ilgili kafa yoran bizler nedense üreticinin hep “işçi” rolünü görür ancak “yönetici” rolünü pek görmez ya da önem vermeyiz. Oysa tarımsal üretici aynı zamanda yöneticidir. Bu bağlamda her yönetici gibi ekonomi, pazarlama, halkla ilişkiler gibi kavramları hem de detaylı şekilde bilmelidir. Açıkçası, bilmek zorundadır. Aksi halde durumu sürdürülebilir olamaz.

Yine bu bağlamda tarımsal üreticiye eğitim ve danışmanlık götürürken bu hususa azami ölçüde dikkat etmeliyiz. Açıkçası tarım kesimine teknik konularda danışmanlık hizmeti verilebilir. Bu konu böyle olursa sağlıklı şekilde işleyebilir. Ancak üreticimizin (sadece bizim üreticimiz değil, dünya çapında tarımsal üreticilerin) bence en büyük eksiği, ekonomi ve ilişkili bilimler konusundaki eğitimlerdir. Bu eğitimler geniş çaplı olarak planlanmalı ve üreticilere ilk adımından başlayarak verilmelidir.

 

Üreticimizin Ne Tür Ekonomi Temelli Eğitimlere İhtiyacı Vardır?

Üreticimize verilecek eğitimler ile şu sorular net olarak cevaplanmalıdır:

a-    Para nedir? Ne işe yarar? Alternatifleri var mıdır? Neden ihtiyaç duyulmuştur?

b-    Para nasıl değerlendirilir?

c-    Banka nedir? Ne işe yarar? Nasıl para kazanır?

d-   EFT nedir? Bilgisayar banka işlemlerinde bize nasıl yardımcı olabilir? Muhtarın yazıhanesini banka şubesi gibi kullanmak mümkün müdür?

e-   Kredi nedir? Neden alınır? Hangi durumlarda alınması mantıklıdır? Nasıl ödenir? Ödeme planı nedir?

f-     Yatırım nedir? Neden yapılır? Nasıl yapılır? Portföy oluşturmak nedir?

g-    Borsa, hisse senedi, gayrimenkul, hazine bonosu, faiz, döviz gibi yatırım araçları nelerdir? Ne işe yararlar?

h-    (Anlaşılacak şekilde) Piyasa, talep, arz ve fiyat mekanizması, King Kanunu, Örümcek Ağı Kuramı, marjinal fayda ve farksızlık eğrileri, tüketici dengesi ve tüketici dengesindeki değişmeler nelerdir?

i-      Üretim maliyetleri ve rekabet nedir?

j-      Yönetim kavramı, yönetimin örgütlenişi, kişi davranışları ile örgüt, örgütün yapı taşları, kümelerin oluşumu ve değerleri, iş bölüşümü, yönetimde yetki, yönetimde merkeziyetçilik, yerinden yönetim, yönetimde karar verme, planlama ve uygulama, yönetimin denetlenmesi, yönetsel sorumluluk. Yönetim biliminin tarihi, gelişimi, yönetim prensipleri, kamu yönetimi, bürokratik teşkilat, personel yönetimi organizasyon ve metot ne demektir?

Çok abartılmış konular gibi görünebilir. Ancak tarım sektörünün hem işçisi hem yöneticisi olan bu büyük nüfusun bu bilgilere mutlak ihtiyacı vardır. Açıkçası bugüne kadar binlerce, onbinlerce üretici ile görüştüm. Dikkat ediyorum da anlatmakta zorlandığım (çünkü ben de bunların uzmanı değilim) konular hep ekonomi ile ilişkili konular oldu. Müşteri talebi, satış, pazarlama, rekabet, marjinal fayda, alternatif maliyet gibi konular maalesef benim bildiğim ancak bir üreticiye aktaramayacağım konular. Bu eğitim hizmeti konunun uzmanlarınca üreticiye götürülmek zorunda.

Bu eğitimler nasıl verilebilir?

1-   Elbette ülkemizde tarımsal nüfus örgütlü değildir. Ancak zamanla bu konu gelişmekte, üreticiler para kazanamadıkça veya kazanıp kaybettikçe ve bizler konunun ne kadar hayati olduğunu onlarca kez anlattıkça birleşmek gerektiğini anlayarak şirketler veya kooperatifler oluşturmaktadırlar. İşte bahsettiğim eğitimler, bu şirket ve kooperatifler üzerinden üreticilere ulaştırılabilir. Konu ile ilgili bir çok ulusal ve uluslararası fon bulunmaktadır. Bu bağlamda tarım üreticisine ulaştırılacak eğitim hizmetinin finansal kaynağı dışarıdan karşılanabilir.

2-   Bu eğitimler devler tarafından, bir STK aracılığı ile örgütlenebilir. Örneğin devlet konu ile ilgili “Ziraat Odaları”nı veya “Ziraat Mühendisleri Odalarını” görevlendirebilir. Buna en yakın uygulama son zamanlarda “Tarımsal Yayım ve Danışmanlık” yönetmeliği ile başarılmıştır. Devlet belirlediği bazı sivil organizasyonların bölgelerinde, en az doktora seviyesinde bir tarım ekonomisti tarafından “Tarımsal Yayımcı” “Tarım Danışmanı” eğitimleri verilmesini sağlayacak bir düzenleme yapmıştır ve ilk uygulamalar gerçekleşmektedir. Ancak gerçekleşmiş bu düzenleme, tarım uzmanlarının tarımsal üreticiye verecekleri “Tarımsal Yayım ve Danışmanlık” hizmetlerini iyi kalitede verebilmeleri amaçlı, daha çok iletişim teknikleri yönünden zengin 120 saatlik kadar bir eğitimdir. Oysa bizim bahsettiğimiz, üreticiye direkt verilecek temel ekonomi eğitimleridir.

Son olarak şunu da belirtmek istiyorum ki, bence üreticiye en iyi eğitim denetim ile verilmekte. Lakin üretici ancak yerinde kendi uygulamasını gördüğü zaman, bir uzman kendi uygulamasına yönelik hatalarını özel olarak anlattığı zaman çok daha iyi anlıyor. Bu bağlamda ülkesel olarak “Tarım İşletmeciliği” standartları yayınlanabilir. Bu durumda üreticiye eğitim, danışmanlık ve denetim hizmetleri çok etkin şekilde ulaştırılabilir ve sürekli gelişme sağlanabilir. Teknik anlamda gıda güvenliği yapılan bu işlemler, tarım işletmesinin hayati olan ekonomik kısımları ile de ilgili olarak yapılabilir. Tarım işletmeleri, büyük firmalarda olduğu gibi mali denetimlere tabi olabilirler. Bu uygulama sanırım dünyada ilk olur ve etkin bir planlama ile hayata geçirilirse belki tek başına tarım sektörünü göklere uçurur.

Konunun sadece küçük bir kısmına değinmiş olduğumun farkındayım. Sektörde eğitim ve danışmanlık konusu çok daha detaylı irdelenmeli ve farklı yönleri ile araştırılıdır. Ancak bu seferlik hiç değinilmediğini düşündüğüm ciddi bir temel noktayı anlattım. Belki bir dahaki sefere üreticiye danışman/eğitmenin ulaşmasının ne dar zor ve maliyetli olduğunu, ulaşılan yerlerde eğitim gereç ve mekânlarının yetersizliğini, eğitmen ve danışmanların eksikliklerini de anlatabilirim.

Sevgiyle,

H. Ozan Erzincanlı

Ziraat Yüksek Mühendisi

 

YARARLANILAN KAYNAKLAR:

1- http://www.turk-ab.org/dokumanlar/yayinlar/g%FDda.doc AVRUPA BİRLİĞİ'NE UYUM SÜRECİNDE TÜRK TARIM ÜRÜNLERİ VE GIDA SEKTÖRÜ SEMİNERİ, 2002

2- http://www.mustafatasar.gen.tr/icraat/tarim_surasi/komisyon_2.html , 1. TARIM ŞURASI TARIMSAL YAPI VE DEĞİŞMELER, 1997

3- http://www.bianet.org/2006/08/23/84155.htm, Çiftçi Tarımdan Vazgeçiyor, 2006

 

Tüm makaleleri okumak için tıklayınız...

 

Eklemek istedikleriniz konular varsa lütfen bize yazınız.

Organik tarım - Topraksız tarım - Barınak çizimleri - Biyogaz - Biyodizel

CD' lerimizi görmek isterseniz burayı tıklayınız

 

anasayfa  |   bize yazın

tar-get@tarimsal.com