|
01.07.2008
Aşağıdaki yazı tarım
konusundaki bir mail grubuna Haziran 2008' de yazdığım bir cevap
yazısıdır. Yazışmalar, Türk tarımının çok kötü durumda olduğu ve
her geçen gün daha kötüye gittiği yönünde idi. Sadece devletin
uygulamaları, teşvik ve destekler yönünden bakılırsa durum böyle
görünebilir belki. Ancak ben genel olarak sektörlerin yardım ve
desteklerden, bakanlık kadrolarında çalışanların edimlerinden
bağımsız olarak gerçekten geliştiğini düşünüyorum. Elbette yardım,
destek, teşvikler daha etkin olsa ve bakanlık sektöre daha elverişli
uygulamalarla yaklaşsa çok daha iyi sonuçlar alınabilir belki. Ancak
dediğim gibi, ben yazımı objektif olarak mevcut durum ve gelecekte
bekleyen riskler üzerine oturttum.
Türk Tarımı Nereye ?
Ben çok karamsar değilim.
"Türk Tarımı nereye?" sorusunu
sorarken, öncelikle "Türkiye tarım sektöründen ne bekliyor?" diye
sormak gerekir.
Türkiye Tarım Sektöründen Ne
Bekliyor?
- Çok büyük ekonomik girdi mi?
- Çok ciddi teknolojiler
geliştirmek mi?
- Sektörün tüm çalışanlarının
yüksek refah düzeyine ulaşması mı?
Bunlar elbette istenebilir. Ama
tarım sektöründen, acaba aşağıda saydıklarıma dünyada kaç ülke
sahip:
- Tarım sektörü Türkiye’ de 15-30 milyon insanına (nüfusunun % 25’
i) meşgale oluşturuyor. Büyük bir insan kaynağı dipsiz işsizlik
sorunundan uzak tutuluyor. Ayrıca bu sayı tarım sektörü tarafından
desteklenen sektör çalışanları ile de düşünülünce bambaşka bir şey
oluyor. Unutmayalım ki burada istihdam edilen (ya da bir işle meşgul
olması sağlanan) kesim, en az okumuş ve diğer iş kollarında iyi
ihtimalle vasıfsız işçi olabilecek kesim.
- Tarım sektöründe çalışan insanlar sayesinde bir çok ülkenin önüne
geçemediği, boş-işlenmeyen-kaderine terk edilmiş arazi problemi
yaşanmıyor. Her yerde insanlar var ve ülkenin her alanı
sahiplenilmiş. Çalışılıyor, çabalanıyor. İyi ya da kötü. (Ancak kuş
gribi ve KKKA hastalıkları sebebiyle son zamanlarda bu avantajlı
maddenin büyük darbeler yediğini kabullenmek lazım)
- Türkiye, bitkisel üretimde
dünyada oldukça iyi bir konumda. 3 adet meyvede dünya üretim
birincisi. En az 20 kalem tarım ürününde dünyada ilk 10’ da !
Hububat üretiminde dünya 12. si ve yaş meyve sebze üretiminde dünya
6. sı. Özellikle bitkisel üretim alanında ürün çeşitliliği en fazla
olan ülkelerden biri. Tarım sektörü sayesinde dünyada açlık
tehlikesine en uzak ülkelerden birisi Türkiye. Çok kötü durumda
olduğunu düşündüğümüz hayvancılıkta bile dünya 27. siyiz.
İnanmayanlar
http://www.tarimsal.com/makaleler/aclik_tehlikesinin_neresindeyiz.htm
adresinde istatistiki verilere dayalı makalemi okuyabilir.
Daha da sayamadığım bir çok iyi şey var.
Ama biz şikayet etmeyi severiz. Şikayet eder, eleştiririz ve böylece
her şey daha iyiye gider.
Ama sürekli moralsiz yaşarız bu
yüzden...
Sektörde elbet sorunlar var. Sorarım size ülke nüfusunun % 25’ i,
yan kolları ile birlikte çok daha fazlasını, (ki bu kesim ülkenin
eğitim seviyesi en düşük kesimi) içinde barındıran bir sektör nasıl
sorunsuz olur?
Sorarım size Türkiye’ de tarım kesimi nüfusu, toplam nüfusun % 2’ si
olsaydı her şey nasıl kolay çözülürdü farkında mıyız?
Ancak bu haliyle çözmek, çabalamak zorundayız.
Bence tüm değerler açısından
bakıldığında dünyada (hayvancılığı bir kenara ayırırsak) bence
Türkiye tarım sektöründen en çok faydalanan, onu en iyi ve etkin
kullanan ülke konumunda.
Kırsal nüfus hızla azalıyor. % 60’ lardan % 20’ lere geldik. Bu
belki Yunanistan seviyesine düşecek önümüzdeki 5-10 yılda (yani %
5-15). Bu durumda sorunlar gitgide daha kolayca aşılacak. Zaten 5-10
yıl öncesi ile karşılaştırıldığında, sadece teknoloji algısında bile
büyük ilerlemeler kaydedildi. Eğri oturup doğru konuşmak lazım.
Ama asıl sorun şu olacak, “Tarımda ne yapmak istiyoruz?” Gitgide
iyileşen bu dev sektörümüz ile nereye varmak istiyoruz?
Buna ciddi ciddi karar vermenin zamanı geliyor. Buna iyi karar
vermezsek, şimdi tatlı tatlı uyuyan bu dev işte o zaman bizi ezip
geçebilir.
Peki çözüm önerisi sunmadan kaçmak var mı? Bize yakışmaz.
Şöyle bir çözüm uygun olabilir
diye düşünüyorum:
Prototip bir şehir planlayabiliriz. “Geleceğin şehri !” Bu şehrin
tarım sektöründen beklentileri hesaplanır, sıralanır. İlk etapta en
azından şehirlerin iaşesi için ve somut adımların tespiti için
oldukça faydalı bir çalışma olur bu ve bir yol izi çizilmiş olur.
Riskler önceden hesaplanmış olur.
Bununla beraber ek-ana çözüm önerimi “Türkiye' nin Tarım Sektöründe
Dünya Lideri Olması İçin Bir Strateji Önerisi” adlı makalemde
http://www.tarimsal.com/makaleler/Turkiyenin_tarimda_dunya_lideri_olmasi.htm
web adresinde anlattım. Merak eden okuyabilir.
Sonuç ve özet olarak, çok komik gelse de, yukarıda detayını verdiğim
şekilde ben Türk Tarımının (her açıdan detaylı değerlendirme
yaparsak) şu an çok iyi bir noktada olduğunu, hızla gelişip
iyileştiğini; ancak özellikle ileriye dönük olarak akıllıca
planlamalar yapmak zorunda olduğumuzu düşünüyorum.
* * * * * *
Değerli okuyucular, Cumhuriyet
kurulduğundan beri, hatta belki çok daha eskiden beri Türk tarımını
diğer ülkelerle karşılaştırıp ne kadar kötü durumda olduğumuza
hayıflanırız. Ben ilkokuldayken de, lisedeyken de hele ziraat
okurken en çok üniversitedeyken de Türk tarımının ne kadar kötü
durumda olduğunu dinleyerek yetiştim.
Oysa her dönemi kendi içinde
analiz etmek, öncesini bilmek ve sonrasını tahmin etmekle beraber
durum analizini günün şartlarına göre şeffaf olarak yapmak önemli.
"Türk tarımı ne durumda?"
sorusuna ezberlenmiş saiklerle "çok kötü durumda" demek bence bize
yakışmıyor. Mümkünse her seferinde yeniden bakıp, yeniden inceleyip,
yeniden karar vermeliyiz.
Nasrettin Hoca bir gün Akşehir
Gölü kenarındaki tarlasına doğru giderken, ukalâ bir adam:
- “Hoca Efendi, eşeğinin kaç ayağı var?” diye sormuş.
Hoca inmiş, eşeğinin bacaklarını birer birer yokladıktan sonra:
- “Dört ayağı var” demiş.
- “Hocam” demişler, “Eşeğinin kaç ayağı olduğunu bilmiyor muydun?
Neden saydın?”
Hoca gülümsemiş:
- “Biliyordum bilmesine de, dün akşamdan beri bakmamıştım. Belki
çalınmıştır diye yeniden saydım.”
Hocanın yaptığı gibi, eşeğin
bacaklarını her seferinde yeniden saymamız lazım.
En derin saygılarımla,
Hakan Ozan Erzincanlı
Ziraat Yüksek Mühendisi
www.tarimsal.com
|