17.09.2007
Türkiye' nin Tarım
Sektöründe Dünya Lideri Olması İçin Bir Strateji Önerisi
Bir hayal kuruyorum:
Düşünün ki bir ülke var. Ve bu ülke dünya çapında çok önemli bir
coğrafya üzeride bulunuyor.
Bu coğrafya iki eski kıtayı birbirine bağlıyor.
Bu coğrafya en az 10.000 yıllık tarih ve kültür merkezi.
Belki ilginç ve gözümüzden kaçmış ancak bu coğrafya insanı tarih
boyunca hep temel tedarikçi olmuş. Stratejik bir tedarikçi hem
de…
Avrupa’ ya asırlar boyunca kıtanın muhtaç olduğu malzemeleri
sağlamış tarihi “ipek yolu” vasıtasıyla. Ayrıca bu coğrafyanın
insanının göçer olduğu ve üretimi bilmediği, yapamadığı iddia
edilir.
Oysa benim son yıllarda görüp okuduklarım bu iddiayı çürütecek
yapıda.
İran’ da iken eşe dosta hediyelik giysi almak istedim. Güldüler
ve bana “Ne gerek var? Hepsi Türkiye’ den geliyor” dediler.
Ayrıca bu toprakların insanının, farkına bile varmadığımız
yüksek değerleri var.
Tercümanlığını yaptığım Amerika’ lı bir yatırım uzmanı vardı.
Dünyanın her yerinde dolaşan, tüm kültürleri ve halkları tanıyan
bir adam… Türkiye ve insanı hakkında görüş alış-verişi
yapıyorduk bilgilerimiz çerçevesinde. Daha ziyade ben bilgi
alıyordum. Bana şöyle dedi: “Türkiye’ nin en güçlü yanı ne
biliyor musun?” diye sordu.
- “Coğrafi konum mu?” dedim.
- “Hayır” dedi.
- “Genç nüfusu?”
- “Hayır”
- “Tarih ve kültürel zenginlik?”
- “Kısmen ama değil”
- “Peki, nedir o zaman?” diye sordum.
- “Aile” dedi. “Sizin aile yapınız çok sağlam. Büyük bir
dayanışma kültürünüz var. Genel olarak farkında değilsiniz ancak
ülkenizin en güçlü yanı bu” dedi.
O zamandan beri çok düşündüm. Büyük oranda haklı olduğuna her
geçen gün biraz daha inandım.
Peki, tarım ile ilgili bir yazıda tüm bunları neden mi anlattım?
Çünkü yağ var, un var, şeker var. Ortada helva yok!
Nelerimiz var?
-
Bize
her tür stratejik imkânın kapısını açan bir coğrafyaya
sahibiz.
-
Üretim kültürümüz, genç bir nüfusumuz var.
-
Üzerinde yaşadığımız coğrafya yoğun bir kültürel tarih
içeriyor ve bu tarih bizleri her yönden desteklemekte.
-
Hemen hemen herkes girişimci… İmkânı olan herkesin
gerçekleştirmeyi umduğu projeleri var.
-
Aile, mahalle, takım, köy, şehir, ülke dayanışması çok
güçlü.
Dayanışma konusunda yine ufak bir şey anlatmak istiyorum. (Bir
kitapta okuduğum gerçek bir hikâyenin özeti):
Yunan’ lı bir aile Türkiye’ den Yunanistan’ a dönüyorlar. Baba
oğul İstanbul’ daki meyhane işlerini ülkelerinde sürdürüyorlar.
Baba bir gün hastalanıyor ve ölüm döşeğinde iken oğluna her zaman söylediği nasihati
yeniliyor. Diyor ki: “En iyi dostun her zaman bir Türk olsun,
gerektiğinde seni ipten kurtarmak için her şeyi yapar." Ve bir
kağıt parçası içerisinde yazılı bir telefon numarası vererek
ekliyor: "Bu benim
bir Türk dostumun telefon numarası, başına gerçekten büyük bir
bela geldiğinde bu numarayı ara, benim oğlum olduğunu
söyledikten sonra derdini anlat.” Ve sonra hakkın rahmetine
kavuşuyor.
Adamın oğlu babasının ne dediğini tam anlamasa da öğüdü aklında
tutuyor ve numarayı saklıyor. Günün birinde başına büyük bir
bela geliyor. Mafyaya büyük bir alacağı için peşinde, ülke büyük
bir karışıklık içinde ayrıca suçlu olarak da ülke çapında
aranıyor ve gerçekten çok çaresiz durumda iken intihar etmeyi
düşünüyor. Ancak son anda babasının öğüdünü hatırlayıp sakladığı
telefon numarasını bulup İstanbul’ u arıyor. Babasının dediği
gibi kimin oğlu olduğunu söyleyerek durumunu anlatıp yardım
istiyor. Sonra da umutsuzca beklemeye başlıyor.
2-3 gün içerisinde aradığı adamın oğlu İstanbul’ dan gelerek
ülkenin o karışıklığına rağmen kendisini buluyor. Koca bir çanta dolusu parayı mafyaya veriyor
ve adamı kurtararak İstanbul’ a götürüyor. Zamanla adam
ülkesinde suçundan da aklanarak tüm sorunlarından kurtuluyor. Bu
hikâyeyi de İstanbul’ da bir meyhanede, hikâyeyi yazan kişiye anlatıyor. Sonunda da
şöyle diyor: “O durumdan o şekilde kurtulduktan sonra, babamın
ne dediğini tam olarak anladım!”
Neyimiz yok?
Bence tek eksiğimiz, “üzerinde uzlaştığımız sağlam bir proje!”
Projesi olan her tür kaynağı da bulur. Ki zaten en önemli
kaynakların hepsine de sahibiz.
İstendiğinde yapılamayacak bir şey yok. Yeter ki iyi bir planın
olsun.
Benim önerim
Kötü bir kalem efendisi olarak bu iyi planı ben yapayım hayaline
kapıldım. Şu aşamaları gerçekleştirerek bence Türkiye' nin,
tarım sektöründe dünya lideri olmasını sağlayabiliriz:
1-
Ülke çapında yeni bir yapı, yeni bir organizasyon kurmaya karar
vermek
Bu bağlamda TBMM “TC Tarımsal Kalkınma Müdürlüğü” kurma kararı
almalı.
2- TC Tarımsal Kalkınma Müdürlüğü Yapısı
Tarımın aslında ticaret ile göbekten bağlı olduğunu bilmek
zorundayız. İncelediğimiz zaman günümüzde en iyi tüccar olan
milletlerin tarımda en iyi durumda olduklarını görüyoruz.
(İsrail, Hollanda, ABD ticarette çok iyi oldukları için tarımda
da lider konumda olan ülkeler.) Bu sebeple kurulan bu müdürlük
sadece Tarım Bakanlığına değil, ilgili tüm bakanlıklara ama
özellikle ticaretten sorumlu devlet bakanlığına bağlı olmalı.
3- TC Tarımsal Kalkınma Müdürlüğü Merkezi
Bu bağlamda müdürlüğün konu ile ilgili ana merkezi oluşturmalı.
Olacak iş değil ama bence bu merkez de İstanbul olmalı lakin
İstanbul ticaret açısından sadece ülkenin değil belki çok daha
geniş bir bölgenin en önemli merkezi konumunda. Bu fırsatı
değerlendirmeli ve İstanbul’ da mevcut ticaret kültüründen
faydalanmalıyız.
4- İşe Başlama
a. Planlamada Kullanılacak Teknik
Yine çok ilginç ve bize yabancı bir öneri ancak işin en can
alıcı noktası burası…
Planlama ülkesel temelde FMEA tekniğine göre yapılmalı.
Biraz açıklayalım:
FMEA (Hata Türü ve Etkileri Analizi) şu demektir: Piyasa ve
teknolojideki değişiklikler, firmaların (ülkelerin) rekabet
edebilmeleri için operasyonlarında hata önleme veya riskleri
azaltmaya yönelmelerini ortaya çıkarmıştır.
FMEA, potansiyel hataların ortadan kaldırılmasına bağlı müşteri
tatminini sağlamayı hedefleyen bir metot olduğu için mümkün
olduğunca erken başlatılmalıdır. FMEA' ya başlamak için bütün
veri ve bilgilerin hazır olmasını beklememek gerekir, çünkü
hiçbir zaman için bunlar tam olmayacaktır. FMEA 'nın sloganı:
Elinde olanla en iyisini yap' tır.
FMEA sürecinin başlatılması gereken durumlar şunlardır:
- Yeni ürünler veya süreçler tasarlandığında.
- Mevcut tasarımlar veya süreçler değiştirildiğinde.
- Mevcut tasarımlar veya süreçler için yeni uygulamalara
başlanacağında.
- Mevcut tasarım veya süreçlerde önemli hatalar görüldüğünde.
b.
Söz Konusu Tekniği Uygulayacak Ön Ekip
FMEA' nın yürütülmesi bir çalışma ekibi tarafından
gerçekleştirilir. Tek bir kişi tarafından FMEA yapılamaz.
Bu çalışma ekibi üç ila yedi kişiden (tercih edilen beş kişi)
oluşabilir.
Bu bağlamda bence ekip beş kişi olmalı ve şu şekilde oluşmalı:
- İki tane en iyisinden kalite (FMEA) uzmanı
- İki tane teknik uzman (belki bir tarım ve ilişkili bilimler
uzmanı, bir ticaret uzmanı)
- Bir tane moderatör/yönetici (kamu ve özel sektördeki tüm
işleyişi iyi bilen bir üst düzey yönetici, tercihen bir müsteşar
ya da bakan)
Açıkçası ben tarım ve ilişkili bilimler uzmanı olarak bu ekipte
olmaktan çok memnun olurdum.
5- Taslak Fikir
FMEA uygulayabilmemiz için önce ham bir fikir, proje olmalı.
Zaten bütün yazıyı da o fikrimi anlatmak için yazdım.
Fikrim şu:
A- Dünya ve ülke çapında ihtiyaç analizi yapalım:
Hangi ülke bugün ve 1-5-10-50 yıllık süreçlerde, hangi tür
tarımsal ürünlere ihtiyaç duyacak? Ve bu planda en detaylı
çalışmayı ülkemizin ihtiyaçlarına odaklanarak yapalım.
B-
Bu ihtiyaçlara hangi ülke ne bedel ödeyecek belirleyelim.
C-
Sonra biz bu ihtiyaçları hangi üretim stratejisi ile ne kadar
ve hangi fiyattan karşılayabiliriz belirleyelim: Bu kısım
tek cümle gibi görünmekle beraber en detaylı çalışmayı
gerektiren kısım. Lakin yapılması mümkün olan ile yapılabilecek
olan arasında büyük fark var. Bizim burada belirlememiz geren
“yapılması mümkün olan”. Zaten “TC Tarımsal Kalkınma Müdürlüğü”
nün asıl görevi, yapılması mümkün olanı yapılabilecek olan
haline getirmek olacak. Bu bağlamda çok detaylı iklimsel
veriler, toprak haritaları, topografik çalışmalar yapılmalı. Tüm
kaynaklar değerlendirilmeli. Yapılabilecekler bu çalışmalardan
sonra belirlenmeli. Burada yapılacak en önemli çalışmalardan
biri de, organize tarım bölgeleri oluşturmak; tarımsal
üretim/yatırım bölgeleri planlamak olmalı. Her bölge kendi
üretimi konusunda uzmanlaşmalı.
D-
Oluşturulan hareket planını uygulamaya geçmek
*************
İşte bu taslak fikir, oluşturulacak “TC Tarımsal Kalkınma
Müdürlüğü” tarafından önce bir ön ekiple FMEA tekniği ve
ardından gerekecek diğer teknikler kullanılarak
detaylandırılmalı. Sonucunda da oluşan hareket planı
çerçevesinde uygulamaya geçilmeli.
Karnım acıktı ve bir helva hayali kurdum. “Yağ var, un var, şeker
var. Neden helva yapmayalım?” dedim.
Boyum mutfak tezgâhına ulaşmadığı halde aşçılığa kalkıştım.
Sürçülisan ettiysem af ola…
Hakan Ozan Erzincanlı
Ziraat Yüksek Mühendisi
www.tarimsal.com