|
|
|
14.01.2008 Tarımsal Yatırım Yapmak 2. Bölüm – Yatırımın Yerine ve Tipine Karar
Vermek Ya da memleketine yatırım yapmayı
planlamaktadır. Bu durumda yatırımın yapılacağı arazi belli,
yapılacak üretim pek belli değildir. Burada yatırımcı bir şekilde bir tarımsal yatırımın karlı veya
keyifli olduğuna dair duyum almıştır. Veya çok başka sebeplerle
tarımsal yatırım yapmayı kafasına koymuştur. Burada yatırımcının
üretim tipi belli ancak diğer konular pek belli değildir. Fazla düşünmeye gerek yok. Tüm hayvansal üretim yatırımlarında en önemli girdi “yem” dir. Teorik olarak bilmemiz gerekir ki hemen hemen (yemin satın alınıp hayvana sunulduğu ekstansif yetiştiricilikte) tüm hayvansal yatırım tiplerinde yem giderleri, toplam giderlerin %70’ ini (% 50 ila % 90 arasında değişir) kapsar. Şimdi bu
veriye göre bilgilerimizi sınayalım.(Hesaplamayı
kolaylaştırmak için tamamen ortalama alıyoruz. Lakin hayvanın
tüketeceği yem, zamana, ortam sıcaklığına, hareketliliğe, yaşa ve
benzeri birçok şeye göre değişir.)
*2007 Yılı Eylül Ayı Türkiye
Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Verileri
2- Günlük süt verimi, 305 günlük toplam laktasyon süt veriminin ortalamasıdır. 3- Yukarıdaki hesapta 13-15 ayda doğan bir buzağı geliri hesaplanmamıştır. Bu gelirin, ineğin süt vermeden geçirdiği süredeki yem gideri ile örtüştüğü farz edilmiştir.
4- Yukarıdaki karlılık hesabı profesyonel çalışmalarda kaynak teşkil
etmek amacıyla yapılmamıştır. Süt üretimine dair bir işletmenin
genel karlılığını öngörmek için kaba bir hesaplama yöntemidir.
Kaynak: Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayınları no 483;
Çayır-Mera Kültürü, Amenajmanı, Islahı (Veriler kitabın yazarı Prof.
Dr. M. Sadık Gençkan tarafından literatüre göre hazırlanmıştır.)
B.B.H.B: Büyük baş hayvan birimi (500 kg canlı ağırlığa sahip büyük baş hayvanı ifade eder.) (Burada aslında ülkemizde hayvancılık konusundaki en büyük eksiklik
göze hemen çarpıyor. Karlı hayvansal üretim için en önemli mesele ot
verimi ancak ülkemizin çayır-mera verimlerini öğrenebildiğimiz
kaynaklar 1975-1985 yıllarına ait. Yeni verilerimiz maalesef yok ya
da kolay ulaşılabilir yapıda değil.) Prensip 1: Büyükbaş hayvancılık ucuz yem var ise karlıdır. Prensip 2: Türkiye’ de hayvancılık, Doğu Anadolu bölgesinde yapılmalıdır.
En derin saygılarımla,
Hakan Ozan Erzincanlı
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Okuyanların katkı ve yorumları, soruları ve
cevaplar: 1- Sayın Adnan Semenderoğlu, Coğrafyacı, İZMİR |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
14 Ocak 2008 saat 11.42' de Sayın Adnan
Semenderoğlu makaleyi okumuş ve şu yorumları yapmış. (Yazışma
tar-get@tarimsal.com
e-posta adresine gönderilen posta aracılığı ile gerçekleşmiştir.) Merhabalar Hakan beyin hayvancılık yatırımı konusundaki yazısını ilgiyle okudum. Ancak sonuç olarak ucuz yem teminine bağlayıp, uygun yer olarak Doğu Anadolu'yu göstermesi formülünü beğendiğimi söyleyemem. Ben tarımcı olmamakla beraber bu tür konulara ilgi duymaktayım. En azından coğrafyacı olarak. Öncelikle Avrupa'da tarım alanlarının %25'inin yem bitkilerine ayrıldığını, ülkemizde ise bunun %5'leri geçmediğini hatırda tutmak gerekiyor. Türkiye şartlarında bir işletmenin dışarıda yem aldığı takdirde kar etmesi ya da tatmin edici gelir elde etmesi hiç bir zaman mümkün olamaz. Bu durumda bir işletmenin ihtiyacı kadar yem bitkileri ekebileceği arazi parçasına sahip olmadıkça ayakta durması beklenemez. Açıkçası ülkemizde işletmedeki belirli hayvan sayısına göre yeterli büyüklükte bir arazi ile birlikte (entansif hayvancılık için) çiftliklerin kurulması teşvik edilmelidir. Bunun dışındakiler desteklenmemelidir. Bu yönde planlama ve destekleme, eğitim vb çalışmaları yapılmalıdır. Ülkemizde yem bitkilerinin ekiliş alanları arttırılsa bile, yem bitki üretimi yapacak araziye sahip olmayan işletmelerin verimli olmaları beklenemez. Ancak bu şekilde üretici tatmin olur, tüketici de daha uygun fiyata et ve süt ürünlerini satın alabilir. Avrupa'da işçilik vb her türlü maliyet bizden daha yüksek olmasına rağmen bizden çok daha ucuza et yiyiyorlar. Sadece sübvansiyonlarla bunun gerçekleştiğini düşünmek son derece yalnış olur. Olay araziden yararlanma ve planlama ile ilgili. Düşüncemi belirtmek isteğim yararlı olmayı amaçladığımdandır. Yararlı çalışmalarınızın devam etmesi dileğimle. Adnan Semenderoğlu Yanıt: Sayın Semenderoğlu, Beyanınızda haklısınız. Zaten sizden farklı bir şey dediğimi sanmıyorum. Bakınız en alttan 3. paragrafı aynen aşağı kopyalıyorum: Yukarıdaki çizelgelerde verilen çayır-mera verimleri, ıslah edilmemiş doğal çayır-meralardır. Bu alanlar ıslah edilip doğru yönetildiğinde ot verimlerinin birkaç misli artacağı öngörülebilir. Hele ki geniş alanlarda yem bitkileri tarımı yapılmaya başlanır ise ülkemizde hayvansal üretim verimleri hızla artacaktır. Burada en temel olay, yem bitkileri yetiştirmenin yanında, mevcut çayır-meraları sonuna kadar kullanabilmektir. Şu an Doğu Anadolu’ daki çayır-meraların verimli kullanılmadığını düşünmüyorum.
1-
Örneğin, meraya önce büyükbaşların, sonra
küçükbaşların girmesi gerekir. (büyükbaşlar uzun
otu dili ile koparır, küçükbaş ot kısa bile olsa
dudağı ile otu dibine kadar yer.) Bunun dışında, ot verimi yüksek bölgelerde yem bitkileri tarımı yapmak da şart olmayabilir. Almanya’ da iki çiftlik ziyaret etmiştim. İkisi de etrafı çitle çevrilmiş serbest mera idi. Birinde karavan şeklinde bir süt sağım ünitesi vardı ve hayvanlar sütleri geldikçe bu kabine girip otomatik olarak sütlerini sağdırıyordu. Bir görevli günde iki kez gelip süt karavanını boşu ile değiştiriyordu. Diğeri ise organik besi çiftliği idi. Hayvanlar yavruları, kızları, babaları ile büyüyor; belli bir yaşa gelen özellikle erkek hayvanlar kesiliyordu. İki çiftlikte de dışarıdan yem verme yoktu. İki çiftlikte de işgücü neredeyse ayda 2-3 adam/gün civarı idi. İki çiftlikte de ekstra yem bitkileri tarımı yapılmıyordu. Kısacası, evet yem bitkileri tarımı yapmalıyız. Hem de çok fazla yapmalıyız, Ama daha o aşamaya gelmeden önce geçilmesi gereken de 2 aşamamız var: 1- Mevcut çayır meraları tam kullanmak. 2- Mevcut çayır meraları ıslah etmek. Çünkü önce çayır meraları tam kapasiteli kullanmaz isek, insan gıdası üretilebilecek verimli arazilerde hayvan gıdası üretmek gibi gereksiz bir açmaza sürükleniriz. Aslında aynı dilden konuşuyoruz da farklı yönleri ile belirtiyoruz sanırım. Katkılarınız için çok teşekkür ederiz. Saygılarımla, Hakan Ozan Erzincanlı
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Eklemek istedikleriniz konular varsa lütfen bize yazınız.