02.05.2008

AÇLIK TEHLİKESİNİN NERESİNDEYİZ?

Dünya’ da ve Türkiye’ de Tarımsal Üretimin Dünü, Bugünü, Yarını

Biz tar-get Tarımsal Araştırma-Geliştirme firması olarak 2003 yılında kurulduğumuzda 2025-2030 yılında gerçekleşmesi beklenen açlıktan toplu ölümler tehlikesini vizyonumuza koymuş ve temel misyonumuzu bu riskin etki değerini düşürmek olarak belirlemiştik.

Bugün 2008 yılında geldiğimiz noktada görüyoruz ki; 2000 yılında gelecekbilimcilerin otuz yıl sonra gerçekleşeceğini açıkladıkları açlık tehlikesi (açlıktan toplu ölümler olacağı tehlikesi); değeri tahminlerden fazla artan petrol kaynaklı yakıtlara alternatif olarak insan gıdası kaynaklı biyoyakıt üretilmeye başlanması ile daha erken bir tarihe çekilmiş olabilir.

Türkiye olarak belki bu global açlık furyasından pek haberdar değiliz. Açlığın, gıda tedariğinin dünya çapında bir sorun teşkil ediyor olabileceğini belki ilk defa bu sene İzmir için milletçe seferber olduğumuz Expo hezimeti ile anladık.

İzmir' in teması "Herkes İçin Sağlık: Daha İyi Bir Yaşam İçin Yeni Yollar" iken Milano "Gezegenimizde Beslenme: Yaşam için Enerji" idi.

Ve elbette Milano kazandı.

Özeleştiri yapanlar, temanın iyi savunulamadığını, İzmir' in iyi anlatılamadığını ya da yeterli kulis yapılamadığını söylüyor.

Bence gerçek büyük hatamız, dünyadan haberimiz olmamasıydı.

Türkiye şu an geldiği nokta itibarı ile en çok sağlığa önem veriyor olabilir.

Ama dünyada şu an en önemli mesele açlık.

Bize öyle geliyor ki dünyanın en önemli meselesi sağlıktır ve insanlar gıda ve sağlık söz konusu olduğunda önce sağlığı tercih ederler.

Ama yanılıyoruz. İnsanlar önce gıda temini, dolayısı ile nesillerini garanti altına almayı, dahası açlıktan korkmamayı düşünüyorlar.

Bu hep böyle oldu ve böyle olacak.

Sıtma yüzünden Hindistan' da insanlar büyük bir hızla ölürken İngiliz' ler de benzer hatayı yaptılar önceleri. Sıtmayı tedavi eden kinin bitkisini, Hint' lilerin maaşları ile tedarik edebilecekleri bir fiyattan almaları için Hindistan' a getirdiler. Bu bitki gelir gelmez Hint' lilerin varlarını yoklarını verip kinin alacaklarını düşünüyorlardı.

Ancak öyle olmadı. Hint' liler maaşlarının önemli bir kısmını kinine vermek yerine bu para ile gıda almayı ve bu uğurda gerekirse ölmeyi tercih ettiler!

Türkiye Olarak Dünya' da Tarımsal Üretimin Neresindeyiz?

Bu amaçla gelin FAO sitesinden alınmış istatistikleri inceleyelim:

 Tablo 1- DÜNYA HUBUBAT ÜRETİMİ VE ÜLKELERE GÖRE YÜZDE DAĞILIMI

  Üretim   Dünya dağılımı
  (1000 ton)   (%)
ÜLKELER 1979-1981 1989-1991 1999-2001 2003 2004   1979-1981 1989-1991 1999-2001 2003 2004 Ortalama
                         
1 Çin  286.488 390.171 420.308 376.123 413.166   18,21 20,49 20,16 18,03 18,20 19,019
2 ABD 301.133 292.217 334.614 348.897 389.066   19,14 15,35 16,05 16,73 17,14 16,881
3 Hindistan 138.182 195.478 238.012 233.406 232.360   8,78 10,27 11,42 11,19 10,23 10,379
4 Rusya     67.190 65.562 76.231       3,22 3,14 3,36 3,241
5 Fransa 46.078 57.683 63.426 54.940 70.534   2,93 3,03 3,04 2,63 3,11 2,948
6 Endonezya 33.605 51.258 60.484 63.024 65.314   2,14 2,69 2,90 3,02 2,88 2,726
7 Kanada 42.727 52.917 49.502 50.174 52.684   2,72 2,78 2,37 2,41 2,32 2,519
8 Brezilya 30.805 37.702 50.148 67.453 63.812   1,96 1,98 2,41 3,23 2,81 2,478
9 Almanya 32.044 37.910 46.473 39.426 51.097   2,04 1,99 2,23 1,89 2,25 2,080
10 Bangladeş 20.983 27.987 37.960 40.876 41.044   1,33 1,47 1,82 1,96 1,81 1,678
11 Avustralya 21.150 21.390 36.232 41.652 31.520   1,34 1,12 1,74 2,00 1,39 1,518
12 Türkiye 25.232 28.283 30.235 30.807 34.050   1,60 1,49 1,45 1,48 1,50 1,503
13 Arjantin 24.579 19.988 36.569 33.961 34.212   1,56 1,05 1,75 1,63 1,51 1,500
14 Vietnam 12.218 20.008 33.984 37.705 39.341   0,78 1,05 1,63 1,81 1,73 1,400
15 Tayland 20.316 23.624 30.132 31.420 28.277   1,29 1,24 1,45 1,51 1,25 1,346
16 Pakistan 17.200 21.038 28.422 28.964 30.311   1,09 1,10 1,36 1,39 1,34 1,257
                         
16 ülke toplam 1.052.740 1.277.652 1.563.691 1.544.388 1.653.020   66,92 67,10 75,01 74,04 72,81 72,473
Dünya 1.573.227 1.903.961 2.084.615 2.085.774 2.270.360   100,00 100,00 100,00 100,00 100,00 100,000

Kaynak: www.fao.org [Erişim 02.05.2008]

Yukarıdaki tabloya göre Çin dünya hububat üretiminin beşte birini yapıyor (belki fazlasını da tüketiyordur). İkinci sırada ABD, üçüncü sırada ise Hindistan' ı görüyoruz. Yıllar içerisinde ABD' nin toplam üretimde azalan bir yüzdeye sahip olduğunu görüyoruz. ABD' nin üretim miktarını azımsanmayacak oranda arttırmasına rağmen % olarak üretimin azalması, Çin ve Hindistan gibi ülkelerin üretimlerinin çok hızlı şekilde artması ile açıklanabilir. İlk üçü, sırayla Rusya, Fransa ve Endonezya izliyor.

Türkiye' de dünya 12' incisi olarak dünya sıralamasında iyi sayılabilecek bir yerde.

Tablo 2- DÜNYA MEYVE SEBZE ÜRETİMİ VE ÜLKELERE GÖRE YÜZDE DAĞILIMI

    Üretim   Dünya dağılımı
    (1000 ton)   (%)
  ÜLKELER   1979-1981 1989-1991 1999-2001 2003 2004   1979-1981 1989-1991 1999-2001 2003 2004 Ortalama
                           
1 Çin    67.497 150.228 387.916 488.694 506.634   10,72 18,48 32,12 36,33 36,62 26,855
2 Hindistan   56.532 76.109 117.364 126.640 127.560   8,98 9,36 9,72 9,42 9,22 9,339
3 ABD   51.868 56.348 68.133 65.902 69.382   8,24 6,93 5,64 4,90 5,01 6,145
4 Brezilya   22.940 36.077 42.866 44.037 43.774   3,64 4,44 3,55 3,27 3,16 3,614
5 İtalya   34.062 32.004 33.875 29.890 34.276   5,41 3,94 2,81 2,22 2,48 3,370
6 Türkiye   21.020 27.080 35.235 37.362 36.046   3,34 3,33 2,92 2,78 2,61 2,994
7 İspanya   21.150 24.529 27.848 30.444 29.401   3,36 3,02 2,31 2,26 2,12 2,614
8 Fransa   21.132 18.189 20.024 18.258 19.843   3,36 2,24 1,66 1,36 1,43 2,009
9 Japonya   21.555 19.292 16.681 15.450 14.660   3,42 2,37 1,38 1,15 1,06 1,877
10 Meksika   11.799 16.034 23.076 24.662 24.772   1,87 1,97 1,91 1,83 1,79 1,876
11 İran   8.200 14.831 24.234 26.619 26.638   1,30 1,82 2,01 1,98 1,93 1,808
12 Mısır   9.654 13.380 21.404 23.259 24.105   1,53 1,65 1,77 1,73 1,74 1,685
13 Filipinler   11.115 12.643 15.589 17.057 17.795   1,76 1,56 1,29 1,27 1,29 1,433
14 Rusya       16.285 19.160 19.445       1,35 1,42 1,41 1,393
15 Endonezya   6.648 10.257 15.402 20.399 22.357   1,06 1,26 1,28 1,52 1,62 1,345
                           
Dünya   629.744 812.733 1.207.588 1.345.056 1.383.649   100,00 100,00 100,00 100,00 100,00 100,000

Kaynak: www.fao.org [Erişim 02.05.2008]

Dünya meyve sebze üretiminde Çin yine başta. Bu sefer Hindistan ikinci ABD ise üçüncü. Bu tabloda ilginç olan dördüncü Brezilya ve beşinci İtalya' nın ardından Türkiye dünya altıncısı.

Bu arada dikkat çekmek gereken nokta şu ki Çin' in üretimi 1980' den 2004' e neredeyse 10 kat artmış. Hindistan' ın 2,5 kat; Brezilya' nın 2 kat; Türkiye' nin de yaklaşık 2 kat üretimi artmış. Fransa ve Japonya gibi ülkelerin üretimleri düşmüş. Bu tabloya göre gelişmekte olan ülkelerin meyve sebze üretiminde üretim miktarlarını hızla arttırdıklarını görüyoruz.

Tablo 3- DÜNYA ET ÜRETİMİ VE ÜLKELERE GÖRE YÜZDE DAĞILIMI

    Üretim   Dünya dağılımı 
    (1000 ton)   (%) 
  ÜLKELER   1979-1981 1989-1991 1999-2001 2003 2004   1979-1981 1989-1991 1999-2001 2003 2004 Ortalama
                           
1 Çin    14.526 30.644 62.833 71.155 74.306   10,66 17,06 26,77 28,05 28,57 22,223
2 ABD   24.325 28.827 37.567 38.911 38.891   17,86 16,05 16,01 15,34 14,95 16,041
3 Brezilya   5.224 8.228 15.332 18.388 19.919   3,83 4,58 6,53 7,25 7,66 5,971
4 Almanya   6.925 6.987 6.377 6.602 6.798   5,08 3,89 2,72 2,60 2,61 3,381
5 Fransa   5.423 5.767 6.538 6.408 6.255   3,98 3,21 2,79 2,53 2,40 2,982
6 Hindistan   2.620 3.881 5.272 5.941 6.032   1,92 2,16 2,25 2,34 2,32 2,198
7 İspanya   2.601 3.459 4.955 5.479 5.531   1,91 1,93 2,11 2,16 2,13 2,046
8 İtalya   3.514 3.924 4.127 4.020 4.079   2,58 2,18 1,76 1,58 1,57 1,935
9 Rusya       4.399 4.945 4.981       1,87 1,95 1,91 1,913
27 Türkiye   714 1.148 1.352 1.494 1.583   0,52 0,64 0,58 0,59 0,61 0,587
                           
27 ülke   65.871 92.867 148.752 163.341 168.375   48,36 51,69 63,39 64,39 64,74 59,28
Dünya   136.219 179.648 234.671 253.688 260.098   100,00 100,00 100,00 100,00 100,00 100,00

Kaynak: www.fao.org [Erişim 02.05.2008]

Dünya et üretiminde Çin yine en tepede. ABD ikinci ve Brezilya üçüncü. Bitkisel üretimde dünya sıralamasının üstlerinde görmeye alıştığımız Türkiye ise et üretiminde 27 inci sırada. Bunun sebebi elbette Türkiye' de domuz üretiminin neredeyse hiç yok denecek seviyede olması olduğu kadar, özellikle sığır ve koyun eti üretiminde bugüne kadar uygulanan yanlış politikaları düşünmemiz gerekir. Aslında Türkiye et üretimini 1980' den 2004' e iki kattan fazla arttırmış. Ancak üretimini 5 kattan fazla arttıran Çin ve yaklaşık 4 kat arttıran Brezilya ile karşılaştırıldığında bu artış zayıf kalmış.

Tablo 4- SU ÜRÜNLERİ ÜRETİMİ (AVCILIK VE YETİŞTİRME)

2004
    ÜLKELER (1000 ton)
       
1   Çin  48.907
2   Peru 9.635
3   Hindistan 6.088
4   Endonezya 5.856
5   Şili 5.610
6   ABD 5.566
7   Japonya 5.178
8   Tayland 4.018
9   Norveç 3.160
29   Türkiye 644

Kaynak: www.fao.org [Erişim 02.05.2008]

Su ürünleri konusunda da Çin yine en büyük üretici.

Türkiye; ağ kafeslerde balık üretiminin çevreye zarar vermeden de yapılabileceği ve bu yolla su ürünleri üretimi konusunda bölge lideri olunabileceğini, ihracatın büyük oranda artabileceğini daha tam anlayamadı.

Avcılık konusunda da özellikle trolcülerimizin, "avlanmaması gereken balıkları avlarsak ne olur?" sorusunun cevabının her yıl daha az balıklı bir deniz ve kendi iflasları olduğunu anlamak istemedikleri için üç tarafı denizle çevrili bir ülke olmamıza rağmen su ürünleri üretiminde dünyada 29 uncu sıradayız.

Tablo 5- YILLARA GÖRE TÜRKİYE' NİN TARIMSAL ÜRÜNLERE GÖRE DÜNYA SIRALAMASI

Aşağıdaki tabloda, Türkiye' nin belirtilen ürün gruplarında en çok üretenden en az üretene ülkeler sıralandığında, kaçıncı olduğunu göstermektedir.

  2003 2004 2005
Kayısı
1 1 1
Kiraz
1 2 1
İncir
1 1 1
Fındık
1 1 1
Kavun
2 2 2
Hıyar
2 2 2
Burçak
4 4 2
Karpuz
2 2 2
Elma
3 7 3
Fasulye
3 3 3
Nohut
3 2 3
Biber
3 3 3
Mercimek
2 3 3
Antep fıstığı
2 5 3
Koyun sütü
2 3 3
Vişne
4 4 3
Baharat
3 3 3
Domates
3 3 3
Böğürtlengiller
4 4 4
Kestane
4 4 4
Patlıcan
4 4 4
Bal
4 4 4
Zeytin
5 4 4
Kuru soğan
4 4 4
Ispanak
4 4 4
Ceviz
4 4 4
Doğal koyun eti
5 5 5
Çalı fasulyesi
5 5 5
Çay
6 5 5
Vanilya
5 5 5
Arpa
7 7 6
Üzüm
6 6 6
Şeftali ve nektarin
5 8 6
Şeker pancarı
6 6 6
Tütün yaprağı
6 5 6
Yeşil soğan
7 7 7
Çilek
8 8 7
Greyfurt
9 9 8
Marul
8 8 8
Bamya
8   8
Çavdar
8   8
Badem
7   9
Anason
9 9 9
Bakla
    9
Manda sütü
9 9 9
Doğal Keçi Eti
9 9 9
Erik
9 8 9
Mandalina
    9
Tavuk Yumurtası
    10
Doğal Kaz Eti
9 9 10
Buğday
  8 10
Limon 9 9  
Armut 7 9  
Yün, yapağı 8 9  

Kaynak: www.fao.org [Erişim 02.05.2008]

Buna göre kayısı, incir, fındık üretiminde genel olarak dünya birincisiyiz. Kirazda 2004 yılında ikinciliğe düşmüş de olsak 2003 ve 2005 de birinci olmuşuz.

Üretime İlişkin Verilere Göre Türkiye' nin Tarımsal Ürün Üretimi Yorumu:

Çeşitli yıllara ve çeşitli verilere göre değerlendirince görülmektedir ki Türkiye' de tarımsal üretim hem çeşitlilik hem miktar olarak sorunlu değildir. Türkiye bir çok ülkeye göre tarımsal ürün çeşitliliği ve üretim açısından iyi durumdadır.

Ancak bu konuda sadece üretim verilerine bakmak yeterli olmayacaktır. Gelin birkaç tablo daha inceleyelim:

Tablo 6- DÜNYA' DA YETERSİZ BESLENEN KİŞİ SAYISI

Yetersiz Beslenen Kişi Sayısı (milyon kişi)
  Ülkeler 1969-1971 1979-1981 1990-1992 1995-1997 2001-2003 geçici 2002-2004 başlangıç
               
  1 Hindistan 218,3   261,3   214,8   201,8   212,0   209,5  
  2 Çin 386,6   304,0   193,6   145,6   150,0   153,7  
  3 Bangladeş 20,3   33,3   39,2   50,4   43,1   44,0  
  4 Kongo 6,0   10,0   12,2   27,2   37,0   39,0  
  5 Etiyopya         31,5   32,7  
  6 Pakistan 16,9   23,6   27,8   24,8   35,2   37,5  
  7 Tanzanya 8,9   5,2   9,9   15,7   16,1   16,4  
  8 Filipinler 18,8   12,9   16,2   15,4   15,2   14,6  
  9 Endonezya 55,9   36,5   16,4   11,8   13,8   13,8  
 51 Türkiye 1,9   1,4   1,0   1,5   2,0   2,1  
               
Toplam (172 ülke) 937,2   897,3   775,9   735,8   819,8   825,9  

Kaynak: www.fao.org [Erişim 02.05.2008]

Türkiye' de 2,1 milyon insan aç  ve bu sayı 1990 yılında yarıya iner gibi olmuş ancak son zamanlarda en yüksek seviyesine ulaşmış. Türkiye aç insan mevcudu açısından dünya 51 incisi.

Dünya' da şu an 825 milyon aç insan var. Bu sayı 1995 yılında 735 milyona düşmüş ancak ondan sonra tekrar bir yükseliş trendine girmiş. İşte tahminlere göre, artık bu sayı düşürülemeden sürekli artacak.

Umarız olmaz.

Resim 1- DÜNYA' DA GIDA KAYNAKLI ENERJİ TÜKETİMİ

Kaynak: www.fao.org [Erişim 02.05.2008]

Yukarıdaki haritaya göre, koyu kırmızı-bordo ülkelerde günlük kişi başı enerji tüketiminin 3200 kaloriden fazla olduğunu görüyoruz. Buna göre genel olarak Afrika' da ve kısmen Güney Amerika' da açlık olduğunu; bizim de içerisinde bulunduğumuz Avrupa ve Kuzey Amerika' da insanların gıda ile yeterli enerji alabildiğini görüyoruz.

Hatta bu 3200 kalori aslında kişi başı gerekli enerji miktarından çok fazla. Bu haritaya göre sağlıklı olan, sarı renkte kalabilmek. Lakin koyu kırmızı ve bordo alanlarda insanlarda obezite, şişmanlık sorunu olduğunu çünkü bir insanın ortalama günlük 2000-2500 kalorilik besine ihtiyacı olduğunu biliyoruz.

Tablo 7- ÜLKELERE VE YILLARA GÖRE GÜNLÜK KİŞİ BAŞI PROTEİN TÜKETİMİ

  Günlük Protein Tüketimi (g/kişi/gün)
 Sıralama Ülkeler 1969-1971 1979-1981 1990-1992 1993-1995 1995-1997 2001-2003 geçici 2002-2004 başlangıç
1 İsrail 101  106  112    113  124  136 
2 İzlanda 118  132  114    115  124  134 
3 ABD 99  99  108    111  114  133 
4 İrlanda 106  112  115    108  117  126 
5 Malta 95  102  102    109  118  126 
6 Fransa 104  112  116    115  118  125 
7 Yunanistan 98  105  113    116  117  125 
8 İtalya 96  106  111    108  113  125 
9 Litvanya       90    110  125 
32 Türkiye 91  96  102    98  96  105 
171 Liberya 45  50  39    37  32  32 
172 Kongo 36  33  33    27  25  25 

Kaynak: www.fao.org [Erişim 02.05.2008]

Yine bir insanın her kg ağırlığına karşılık günde 1 gram civarı protein alması gerektiğini biliyoruz. Yani 70 kg ağırlığında bir insanın günlük protein ihtiyacı yaklaşık 70 gram diyebiliriz.

Ve yine biliyoruz protein en önemli besin maddesi. Kemiğimizi saran vücudumuz proteinden oluşuyor. Proteince yetersiz beslenen toplumların ilerlemesi beklenemez. Yetersiz ve/veya kalitesiz protein alan kişiler çeşitli hastalıklara maruz kalırlar.

Yukarıdaki tabloya göre proteince en zengin beslenen ülkelerin İsrail, İzlanda ve ABD olduğunu görüyoruz. Türkiye bu sıralamada 32. durumda. Sevindirici olan, 1970 yılından bugüne kişi başı protein tüketimi artmış görünüyor. Türkiye' de yaşayan insanlar günümüzde günlük 105 gram/kişi protein ile insanın ortalama ihtiyacından fazla protein tüketebiliyorlar.

Liberya ve Kongo gibi ülkelerde ise protein tüketimi normal günlük ihtiyacın çok altında.

Tablo 8- ÜLKELERE VE YILLARA GÖRE GÜNLÜK KİŞİ BAŞI PROTEİN TÜKETİMİNİN HAYVANSAL PROTEİN YÜZDESİ

 
  Toplam Günlük Proteinin Yüzdesi (%)
Sıralama Ülkeler 1969-1971 1979-1981 1990-1992 1995-1997 2001-2003
             
1 İzlanda 78  80  68  68  70 
2 Lüksemburg         69 
3 Maldivler 56  41  52  62  68 
4 Polinezya 50  52  60  64  67 
5 İsveç 66  69  66  66  67 
6 Avustralya 65  68  67  65  66 
7 Bahamalar 60  62  64  63  66 
8 Danimarka 60  64  65  64  65 
9 Fransa 63  67  67  66  65 
135 Türkiye 27  27  25  26  24 
171 Ruanda 10 
172 Malavi
173 Burundi

Kaynak: www.fao.org [Erişim 02.05.2008]

Yukarıdaki tablo, günlük kişi başı protein tüketiminin yüzde kaçının hayvansal (et, balık, tavuk) olduğunu gösteren bir tablo. Bu tablo bir önceki tablodan daha da önemli olabilecek bir tablo çünkü günlük alınan protein, sadece bitkisel kaynaklı olur ise kalitesi düşük olmakta. Bu durumda örneğin 120 gram buğday kaynaklı protein alsanız bunu vücut 20 gram kadar değerlendirebiliyor. Oysa protein hayvansal kaynaklı olduğunda vücut bu proteinin % 80 ve hatta fazlasını protein olarak kullanabiliyor.

Açıkçası protein miktarı kadar protein kalitesi de önemli ve kaliteli protein bazı istisna bitki ve mantarlar hariç ancak hayvansal gıdalardan elde edilebiliyor.

Buna göre Türkiye' de insanlar günlük 105 gram gibi miktar olarak yeterli protein almalarına karşın bunun ancak % 24' ü hayvansal kaynaklı ve bu yüzde düşüş eğiliminde. Ve Türkiye bu alanda dünya sıralamasının 135 incisi. Neredeyse sonlarda.

Sonuç ve Yorumlar:

1- Dünya' da açlık önemli bir sorun ve bu sorun bazı ülkelerin daha da fazla aleyhine işleyerek her geçen gün daha da ciddi bir sorun olmak yolunda ilerlemekte.

2-Türkiye, özellikle bitkisel üretim anlamında gerek üretim miktarı, gerekse ürün çeşidi olarak iyi sayılabilecek bir noktada ve açlık riskinden bir çok ülkeye göre daha uzak.

3- Türkiye' de insanlar ihtiyaçtan fazla enerjice zengin gıdalar tüketmesine rağmen kaliteli protein tüketemiyor. Bu durumun bir ülkede sağlık, zeka seviyesi, sportif başarı gibi bir çok unsuru etkileyeceği öngörülebilir. Bu bağlamda Türkiye' de acilen ucuz ancak kaliteli protein kaynaklarının tüketiminin arttırılması konusunda bilinçlendirme yapılmalı ve aynı zamanda üretim akılcı politikalarla arttırılmalıdır.

Son olarak unutmamak gerekir ki insanlık tarihinde toplumlar için gıda temini, her zaman en önemli konulardan biri olmuştur.

İnsanlarının ömür beklentisinin ve insan nüfusunun sürekli arttığı günümüzde, azalan tarımsal üretim alanları ve neredeyse sınırına gelen tarımsal üretim teknolojileri, insanlık için açlık çanlarını çaldırmaya başlamıştır.

Bu noktada doğru politikalar ve akılcı planlamalar ile ülkeler, dünya sahnesindeki yerlerini belirlemek zorundadır.

Türkiye olarak kısa vadede açlık bir sorun olmayacak gibi görünse de, tüm mahallenin aç olduğu bir ortamda tok evin de huzurunun olmayacağını bilmek zorundayız. Bu bağlamda dünya çapında politikalar üretmeli ve önlem almalı, Beaumont ile Fletcher' in söylediği "Açlık, kılıçtan bile keskindir." sözünü asla unutmamalıyız.

Saygılarımla,

En derin saygılarımla,

Hakan Ozan Erzincanlı
Ziraat Yüksek Mühendisi
www.tarimsal.com
 

 

Okuyanların katkı ve yorumları, soruları ve cevaplar:
 

1- Sayın Yüce CANOLER, Besd-bir Genel Sekreteri, 03.05.2008

Hakan Bey merhaba,

Yazinizi okudum. Cok yararlandim. Sizi kutluyorum.

Yazinizdaki tablolar ve yorumlariniz bir hayli ilginc. Bazi cevrelere yorumlariniz fazlaca iyimser gelebilir. Ama ben de sizinle ayni gorusteyim. Turkiye aclikla ilgili konuda hic de kotu bir durumda degil. Bizim sorunumuzun milli gelirin adaletsiz dagiliminda olduguna inaniyorum. Ulkemizin uretim duzeyine ve olanaklarina ragmen 2,1 milyon insanin aclik sinirinda yasamini surdurduruyor olmasi bunun en acik delilidir.

Turkiye’nin son yillarda fazlaca tarim urunu ithal ediyor olmasi nedeniyle yapilan karamsar yorumlara da yaziniz guzel bir cevap teskil ediyor. Bir kac urunde ithalat yapmak zorunda kalmamizin “tarimda da disa bagimli duruma dustuk” anlamina gelmedigini tablolarda aciklikla gorebiliyoruz.

Kolay olmadigini kabul ediyorum ama, gelir dagiliminda adil olabilirsek, nufus artisini biraz daha frenleyebilirsek, erozyonu kontrol altina alabilir, su kaynaklarimizi verimli kullanabilirsek, aclik sinirinda hic bir vatandasimizin kalmayacagina ve dünyada aclikla yuzyuze gelecek en son ulkeler arasinda olabilecegimize inaniyorum.

Selam ve saygilarimla.

Yuce CANOLER

Genel Sekreter

 
2- Sayın Fazlı Çelen, Ziraat Mühendisi, Düzce, 05.05.2008

Selamlar
Ekteki yazıyı okudum, derleme çok güzel, açlık tehlikesi de kapımızda. Fakat açlık tehlikesi karşısında nasıl bir önlem almalıyız bunu tartışmamız gerkir. Öncelikle yıllardan beri kafamıza kazımaya çalıştıkları sanayi sanayi... bağrışmalarını hatırlayalım, tarım öcü gibi gösterilerek sürekli erozyona uğratılmaya çalışşılmıştır. Neymiş efendim "Nufusun % 35 i Tarımdan geçimini sağlıyormuş... Milli Gelirden alınan pay ..... kadarmış. Nedense hiç kimsenin aklına nufusun % 100 ü tarım sayesinde beslendiği aklına gelmiyor. Arkadaşlar, geleceğin tarımda olduğunu artık görmemiz gerekiyor. Gelişen Çin ekonomisi birinci olarak sanayiye darbe vuracaktır, ikinci olarak ta refah seviyesi artan insanların gıda tüketimi artacaktır. Ayrıca Ortadogu da gıda ihtiyacı olan 300-400 milyonluk beslenmesi gereken nufusu da düşünmeliyiz. Petrol fiyatlarının artması ile tarımsal alanların bir kısmının da enerji üretimine ayrılacağı da bir gerçektir. İnsanların yasamlarını sürdürmek için gıdaya ihtiyacı olduğu gerçeğini hala düşünemeyen yöneticiler varken planlanma nasıl yapılacak, gelecek için nasıl kararlar alınacak? Hala GIDASIZ yaşam olamayacağı gerçeğini göremeyip, yok o mu önemli yok şu mu önemli tartışmasını sürdüren yöneticilerle yolda kalırız. Bugün belki gıdayı satın alıp gıda ile dolu gemilerinizi denizlerde bekletebilirsiniz, ama yarın belki paranızla bile gıda alamayabileceksiniz.Ülke olarak kendi planlarımızı kendimiz yapmalıyız Kotalı AB programları adeta bizi tarımsızlaştırmaya itmektedir. Arkadaşımızında dosya ekinde gönderdiği araştırmasında,sanayi ülkelerinin tarımsal üretimden asla vazgeçmediği açıkca görülmektedir. Peki bize neden tarım hep öcü gibi gösterilmeye çalışılıyor,tarımsal üretimden vazgeçirilmeye çalışılıyoruz. Sebebi; acaba insanları açlığa mahkum edip AB ülkelerine ucuz sanayi kölesi yaratma olamaz mı? Fransa AB ye üye olmamızı neden istemez? Avrupada en fazla tarımla meşgul olan ülke olması olamaz mı? Birde en fazla takıldığım konulardan biri AB ye gireceğiz diye Ziraat mühendisliği mesleğinde erezyon yaratılmakta. Herhangi bir okuldan ziraat mühendisi oldunuz bölümünüz belli. Efendim organik tarım yapmak için kursa katılacaksınız. Toprak koruma projelerine imza atmak için Toprak koruma kursuna katılacaksınız, Zirai ilaç satmak için sınava gireceksiniz, Tarımsal danışmanlık yapmak için kursa katılacaksınız, Damla sulama uygulamalını yapabilmek için kursa katılmanız gerekiyor, İyi tarım uygulaması yapabilmek için kursa katılıp sertifika almak gerekiyor... daha niceleri Bunlarda neyin nesi Kurslarda bedava değil ki katılasın. Birde belirtmek istediğim şu var diyelim ki tarımsal danışman olacağız neyin danışmanı olacağız. Örneğin 10-20 gün kurs alan zootekni bölümünden mezun olan(Hayvansal Üretim) arkadaşımız bitkisel üretimde nasıl danışmanlık yapabilecek yada tersi, Öyle çiftciler var ki adama külahı ters giydirirler. Tüm bu uygulamalar mesleğimize vurulan darbe olduğu inancı içersindeyim. Parayı veren düdüğü çalar. heasabı yapılmasın. Ülkesini düşünen kursu ücretsiz verir. Birde Tarım bakanlığı yönetmek hazırlarkan daima kendi personelini düşünür. Zannedersem Emekli olduklarında ikinci bir işleri olsun diye. yahu bu adam zaten emekli olmuş vereceği hizmeti vermiş yorulmuş... Yönetmeliklerde bu uygulama hep dikkatimi çeker. Kurslara katılırken düşüncelerimden biri de şu Kamuda çalışan arkadaşlarla beraber kursa katılırız, o kursa katıldığı süre içersinde devletten maaş alır, bense cepten öderim. Yada bazı arkadaşlar devletten maaş alarak yüksek lisans, doktora yapar biz ise çalışmak zorundayız. Birde ziraat teknisyeni olup göreve başlayan daha sonra ziraat fakültesine giden devletten maaş alarak okuyan arkadaşlar var. bunların hem maaşları işler hemde sigortaları, kısa zamanda da emekli olurlar. Bunlar haksızlık değil mi?

Fazlı Çelen
Ziraat Mühendisi Düzce
 

 

anasayfa