|
Biyoteknolojik Enerji Kaynaklarının Ülkemizdeki Durumu, Biyogaz ve
Biyodizel
Son zamanlarda özellikle biyodizel kelimesini çok fazla duymaya
başladık. Benim ilk tanışmam 2002 yılı başlarında biyogaz konusunda
araştırmalar yaparken oldu. İlk bakışta çok zor bir teknoloji gibi
gelmişti. 2004 yılında biraz daha araştırıp tekrar ele aldığımızda,
aslında mayonez yapmaktan daha zor olmadığını gördük.
Türkiye ve Biyodizel
Temel olarak biyodizel, organik yağları alıp bunları dizel yakıta
çevirme işi idi. Amacımız da uzun yağ asidi zincirlerine sahip yağın
zincirlerini parçalayıp küçültmek ve bunu yakıt olarak dizel
motorlarda kullanabilmekti. Yağın içerisine biraz alkol ve ondan çok
daha az kostik veya benzeri bir alkali madde koyup karıştırdığımız
zaman biyodizel (biyomotorin) elde ediyorduk. Gerekli malzeme
miktarı azdı ve her kısım kolayca hesaplanıp standart uygulamaya
dönüştürülebiliyordu. Konuyla ilgili araştırmalarımızın sonucunu, en
uygun üretim şekillerini detaylı anlatan bir know-how CD’ si
çıkardığımızda bu teknoloji ülkede hızla yayıldı ve 2004 yılında
dünya ölçeğinde üretimi hemen hemen olmayan ülkemiz 2006 yılına
geldiğimizde Avrupa’ nın en büyük üreticilerinden biri oldu.
Biyodizelin Sorunları
1- Standart Ürün: Biyodizel üretiminde önemli konu
standardizasyondur. Çeşitli yerlerden çok farklı yapıda organik
yağlar tedarik edilebilir. Bu yağlar her seferinde aynı durumda ve
kalitede olmayacaktır. Kimi zaman hayvansal yağ, kimi zaman yanmış
bitkisel yağ ve kimi zaman ucuza bulunmuş saf, taze bitkisel yağ
girdi olarak kullanılabilecektir. Bu amaçla hammaddenin öncelikli
olarak standardize edilmesi gerekmektedir. Ürettiğimiz ürünün her
seferinde aynı kalitede olabilmesi çok önemlidir. Hem üretim öncesi
hem de üretim sonrası çeşitli testler yapılarak ürünün birörnekliği
sağlanmalı ve muhafaza edilmelidir.
2- Hammadde temini: Biyodizelde ikinci önemli husus
hammaddedir. Hammaddemiz olan organik yağ aynı zamanda insan gıdası
olduğu için, tercihen atık yağlar tedarik edilmeye çalışılmaktadır.
Ancak atık yağı toplamak zor ve kimi zaman maliyetli bir işlemdir.
Kullanılmamış yağ almak alternatif çözüm olabileceği
gibi sadece biyodizel üretmek için çeşitli yağ bitkilerinin
üretimini yapmak ya da sözleşmeli üretim modeli ile yağ tedarik
etmek de bir çözümdür. Ancak hammaddenin aynı zamanda insan gıdası
olması, dünyada petrol fiyatları arttıkça organik yağ fiyatlarının
da biyodizel talebi doğrultusunda yükseliyor olması dikkat edilmesi
gereken bir husustur.
3- Üretim ve satış: Biyodizel üretimi bir çok nakliye firması
için “kendi yakıtımızı üretip kullanalım” düşüncesini doğurmuştur.
Ancak bir çok girişimci de ucuz atık yağdan yakıt elde ederek bunu
satmayı istemiştir. 2004 yılı civarında bu konu serbest iken zamanla
çeşitli yasa ve yönetmelikler çıkmış ve şu an satış izni önemli
yetkinlikler olduğu halde serbest bırakılmıştır.
Bence biyodizeli satış amaçlı üretenler için bu özel tedbirler
uygulanmaya devam etmeli ve titiz denetimler yürütülmelidir.
Çiftçiler açısından ise, kendi çiftliklerinde biyodizel üretip bunu
traktörlerine yakıt olarak kullanmaları teşvik edilmelidir.
Biyogaz
Biyogaz organik atıkların, metan bakterilerinin oksijensiz ortamda
çürütülmesi sonucu ortaya çıkan %60-80 metan içerikli
yanıcı bir gazdır. Bu bağlamda hayvan gübreleri biyogaz üretimi için
en önemli kaynakların başında gelmektedir.
Çünkü zaten sindirim işlemleri sonucu hayvan bu organik ürünleri
yeterince parçalamıştır. Ayrıca bu gübrelerin bitkisel üretimde
etkin kullanılmaları için özel bir fermantasyon sürecine ihtiyaçları
vardır (yanmış ahır gübresi). En önemli sebep de hayvan gübresinin,
hayvansal üretim sırasında ister istemez bolca oluşmasıdır.
Nasıl üretilir:
Basitçe biyogaz üretmek için organik maddeyi parçalayıp bir kapalı
kaba koyarız. Ardından bu kaba su veririz çünkü kap içerisindeki
maddenin en çok % 10 kuru madde içermesi gerekmektedir. Yani
karışımın % 90 kadarı hatta mümkünse fazlası su olmalıdır. Sonra kabımızı
kapatırız ve içerisinin ya 36 derece ya da 54 derecede sabit
kalmasına çalışırız.
Ortam asitliği ve karbon azot oranında bir anormal durum söz konusu
değilse ve kapta az da olsa bir miktar metan bakterisi mevcutsa,
çeşitli reaksiyonlar sonucu bir süre sonra (genelde bir hafta
beklemek gerektiğini gördük) biyogaz oluşmaya başlayacaktır.
Dünyada durum:
Biyogaz şu an sadece iklimi ılıman olan ve enerji kaynaklarına
ulaşmada çok sıkıntı çekebilen Asya ülkelerinde ve bazı Afrika
ülkelerinde yoğun olarak kullanılabilmektedir. Buradaki tesisler
basittir. Olası tehlikeler göz ardı edilmiştir. Ancak yine de
saydığımız bölgelerde konu iyi bilinmektedir ve 1000 – 2000 YTL gibi
bir masraf karşılığı hayvansal üreticiler evleri için gerekli gazı, en
azından mutfak gazını, bu tesisler aracılığı ile sağlamaktadırlar.
Tesisler ise bölgedeki ustalar tarafından kurulmaktadır. (Bakınız:
http://www.tarimsal.com/biyogaz/biyogaz.htm)
Ayrıca biyogaz organik atığı olan modern sanayi tesislerinde
kullanılmaktadır. Ancak bu üretim zor değildir. Çünkü hammaddeler
sabittir ve tesis maliyeti bir sanayi şirketi için önemli değildir.
Ülkemizde bu tip birçok tesis vardır ve bir arıtma sistemi olarak
görülmektedir.
Özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinde biyogaz, büyük çiftliklere
kurulan modern tesisler şeklinde kimi zaman karşımıza çıkmaktadır.
Amerika ve diğer gelişmiş ülkelerde münferit uygulamalar
görülmektedir. Ancak tüm bunlara rağmen biyogaz dünya çapında
kolayca planlanabilir ve uygulanabilir bir teknoloji değildir.
Çeşitli araştırma kurumları sürekli uygulanabilirliği ve verimliliği
arttırmak konusunda çalışmaktadırlar.
Ülkemizde durum:
Ülkemizde bu konu uzun süredir popülerliğini yitirmemiştir ve bazı
üreticiler için bir inat ile (beni çeşitli zamanlarda arayıp, “ben
bu işi ya yapacağım ya da yapacağım” diyen üreticilerimiz
olmaktadır.) sürdürülen zorlu bir yoldur. Lakin biyogaz, çok fazla
faktör tarafından etkilenen ve sonucunda üretilen ürünün gaz olduğu
basit gibi görünen zor bir teknolojidir. Bu sebeple, biyodizel CD’
sinden 1 yıl önce çıkarmış olmamıza ve çok daha detaylı olmasına
rağmen biyogaz CD' si umduğumuz etkiyi yaratamamıştır ve biyogaz
maalesef ülkemizde yeterince gelişememiştir.
Ülkemizde biyogaz tesisi kuran firma maalesef yoktur. Bunun
sebepleri:
1- Uygun bir tesis kurabilmek için kurucu firmanın 11 ayrı bilim
dalından yararlanmak zorunda olması. Bunun maliyetleri arttırması.
2- Her bölge için ayrı bir tesis tipi veya proje gerekebilirliği.
3- Güvenilir üretim sağlamak için kurucu firmanın tesisi sürekli
takip etmek zorunda olması ve bunun ciddi maliyet getirmesi.
4- Biyogaz üretimi bilgisinin eğitimlerle sahaya yayılamamış olması.
5- Ülkemiz koşullarının biyogazın küçük çaplı uygulamaları için
verimli olmaması.
6- Tesis talep edenlerin, bu talebi verimlilik amaçlı değil “neymiş
bir görelim” amaçlı istemeleri.
gibi konular sayılabilir.
Önemi:
Biyogazın hala ne kadar önemli olduğu tam anlaşılmamıştır. Önemi
şunlarla özetlenebilir:
- Küresel ısınmaya sebep olan metan gazı, çiftlik hayvanları
aracılığı ile atmosfere karışmaktadır. İşte bu gazı insan
kullanımına sokabilir, ayrıca mevcut çiftlik hayvanı atıklarını
işleyerek bunları bir enerji kaynağı haline dönüştürebiliriz.
- Gübreleri biyogaz üretmek amaçlı işlersek içlerinde bitkisel
üretim için kötü olan yabancı ot tohumları ve olası bitki hastalık
ve zararlı etmenleri yok olur.
- Gübrenin bitki besleyiciliği değeri en az % 15 oranında artar.
Bitkisel üretimde kalite yükselir. Topraklar korunur.
- Bebek ölümleri azalır çünkü gübre pislik üretmeyecek ve mikropları
ölecektir. Unesco sırf bu sebepten Afrika’ da biyogazı
desteklemektedir.
- Üretilen gaz bölgedeki çiftçilerin dışa bağımlılığını azaltacak,
sürdürülebilir yaşam imkanı sunacaktır.
Bu teknolojinin yaygınlaşması mutlaka sağlanmalıdır. Bu amaçla en
etkin sistem bence ölçek ekonomisi ile sağlanabilir.
Ne yapılmalı:
Konu bireysel üreticinin içinden çıkabileceği bir yapıda değildir.
Ya bölgesel sivil toplum kuruluşları ya da daha iyisi devlet,
çeşitli bölgelerde potansiyel büyük yatırımcılara büyük kredi ve
yatırım avantajları sunmalıdır. Böylece üreticinin gübresi ahırından
alınmalı ve alınan kadar gübre bu sefer işlenmiş olarak üreticiye
geri
verilmelidir. Bunun karşılığında üretilen gazın yarısının da tüpler
ile üreticiye verilmesi uygundur.
Bu bağlamda ilk etapta yoğun hayvancılık yapılan bölgelerde büyük
biyogaz tesisleri kurulmalıdır. Bu tesisler en az 10.000 BBHB (BBHB:
Büyük baş hayvan birimi=500 kg bir hayvan değeridir.) kapasitesinde
olmalıdır.
Teorik olarak bir hesap yaparsak,
Ülkemizde sığır, koyun, tavuk ve diğer hayvanlar olarak yaklaşık 10
– 15 milyon BBHB varlığı söz konusudur. Bu varlığın 10 milyon BBHB
olduğunu düşünelim.
10 milyon BBHB için 20 bölgede her biri 500 bin BBHB’ lik 20 tesis
kurulduğunu düşünelim.
- Bu tesislerin her biri günlük 250 bin metreküp biyogaz üretebilir.
Bu 100.000 kg LPG’ ye eşdeğerdir.
- Her bir tesis yıllık 36.500.000 kg eşdeğeri LPG, tüm tesisler
yıllık 730.000.000 kg eşdeğeri LPG üretilebilir.
- En hızlı ve kolay kurulabilecek enerji tesislerinden biridir.
- Tesisler kurulmadığı sürece atmosfer sera gazları ile doymakta ve
küresel ısınma tetiklenmektedir.
- Yanmamış gübre kullanımından dolayı tarımımız her yıl milyonlarca
hatta belki milyarlarca YTL zarara girmektedir.
- Ülkemizde enerji çeşitliliği sağlanması açısından önemlidir.
- Ülkemiz, Atamızın söylediği gibi bu alanda sadece medeni milletler
seviyesine yükselmekle kalmaz, konusunda ilk ve tek ülke olarak
örnek gösterilebilir.
- Ölçekler bu kadar büyük, planlama devlet destekli olursa tesisler
ülkedeki bilgi birikimi ile kolayca kurulabilir.
Bu yazı ile konunun daha iyi ele alınacağını umuyor, sevgiler
sunuyorum.
Hakan Ozan Erzincanlı
Ziraat Yüksek Mühendisi
www.tarimsal.com
|