Barınaklar, biyogaz, biyodizel, samanın yem değerinin arttırılması

 
 

30.01.2008

Tarımsal Yatırım Yapmak 3. Bölüm

Hayvancılık Nerede Yapılmalıdır?

Geçen yazımızda hayvancılığın Doğu Anadolu Bölgesinde yapılması gerektiğini önermiştim.

Yazıda öne sürdüğüm fikirlere ek fikirler içeren birçok geri dönüş aldım. Bunlardan birisinde katkı yapan değerli kişi, "yem bitkileri tarımının teşvik edilmesi gerektiği ve belirli hayvan sayısına göre yeterli büyüklükte bir arazi ile birlikte (entansif hayvancılık için) çiftliklerin kurulmasının teşvik edilmesi gerektiğini" belirtiyordu.

Kendisine detaylı yanıtı bir önceki makalemin altında yazmış olmakla beraber burada da özet olarak belirtmek istiyorum.

Yazımda da yem bitkilerinin önemini belirtmiştim. Ancak daha öncesinde doğal çayır ve mera potansiyelinin etkin şekilde kullanılmaya çalışılması önemlidir. Zaten tek başına çayır ve meralar günümüz koşullarında yeterli değildir. Lakin önceki yazımda da göreceğiniz tabloda mevcut çayır mera kapasitemiz ile 12.250.000 BBHB' ni besleyebiliyoruz.

Peki, şu an hayvan varlığımız aslında ne kadar?

Gelin mevcut çayır mera kapasitemiz ile mevcut hayvan varlığını karşılaştırarak açığın ne kadar olduğuna bakalım:

Çizelge 1- Yıllara, Türlere ve Irklara Göre Büyükbaş Hayvan Varlığımız

Çizelge 2- Yıllara, Türlere ve Irklara Göre Küçükbaş Hayvan Varlığımız

Çizelge 3- Yıllara ve Türlere Göre Diğer Hayvan Varlığımız

Çizelgelerin Kaynağı: Türkiye İstatistik Kurumu




Buna göre 2005 yılı itibarı ile 10.631.405 BBHB büyük baş (BBHB Büyükbaş hayvan birimi demektir ve 500 kg ağırlığa tekabül eder. Bir sığır 500 kg farz edilir ve böyle sayılır. Küçükbaşlarda ise bir koyun 50 kg farz edilir ve öyle sayılır. Buna göre 10 koyun = 1 BBHB etmektedir. İncelememizi bu bilgilerin ışığında sürdürmekte fayda var.) , 3.182.179 BBHB küçükbaş ve 633.608 BBHB olarak düşünülebilecek diğer hayvan varlığımız mevcuttur.

Yani toplamda 14.500.000 BBHB civarı bir rakam hayvanı beslemek zorundayız.

Buna göre mevcut 12.250.000 BBHB çayır mera kapasitemiz ile hayvanlarımızın büyük bir kısmını besleyebiliriz.

Mevcut çayır mera arazilerini ıslah eder isek bence kendi hayvanlarımızın tümünü besleyebildiğimiz gibi komşu ülkelere yem bile satabiliriz!

Eğer hayvanlarımızın beslenme ihtiyacını coğrafyamızın doğal çayır mera imkânları ile karşılayabilir isek hayvansal üretimde büyük sıçramalar gerçekleştiririz. Lakin temel kural, ucuz maliyetli yem üretimi olduğunda hayvancılığın karlı olduğudur.

Elbette yüksek verimler için kesif yem hammaddesi bitkiler üretmek ve bu amaçla yem bitkileri tarımı yapmak da gerekir. Ancak unutmamamız gereken şu var ki; insan gıdası üretilebilecek sahalarda hayvan gıdası üretmek mantıklı değildir. Önceliğimiz, insan gıdası olarak tüketilemeyen çayır meralardaki otları çok mideli hayvanlara yedirip bu yolla değerli hayvansal ürünler elde etmek olmalıdır.

Hayvansal Üretim İçin Doğu Anadolu mu Trakya mı Daha Uygun?

Bir başka değerli kardeşimiz ise şöyle demiş:

"Sayın Hakan Ozan Erzincanlı. İlk kısımdaki değerlendirmelerinizin çok yararlı ve ilk yatırımcılar için çok uygun olduğunu söylemek istiyorum ancak yatırım yapılacak yer konusundaki araştırma ve yazınızın çok yeterli olduğu kanaatinde değilim. Bence yapılacak yatırımın pazarlara da yakın olması gerektiğini düşünmekteyim ve bu öncülün ilk göz önünde bulundurulması gereken olduğunu düşünüyorum. Dogu Anadolu’ daki süt veya ey fiyatları ile Trakya (bence yatırım için en uygun alan) daki süt ve et fiyatları arasında çok ciddi fark olduğunu düşünüyorum. Yatırım yapacak kişinin öncelikle pazar ve pazara yakınlığı göz önünde bulundurması gerektiğini düşünüyorum."

Hemen belirtmek istiyorum ki bu kardeşimiz fikirlerinde son derece haklıdır. Büyük ihtimal şu anki desteklemelerle, mevcut işgücü durumu, bölgesel şartlar ve pazar imkânları ile Trakya Bölgesi hayvancılık için büyük fırsatlar sunan bir bölgedir.

Ayrıca hektardan alınan kuru ot miktarı açısından da Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgesinden sonra en verimli üçüncü bölgedir.

Ancak benim görüşüme göre hayvancılık yatırımı için öncelikli tercih Doğu Anadolu bölgesi olmalıdır.

Sonuçta bir uzmandan temel beklenti, bir görüşü olması ve bu doğru olan bu görüşü savunmasıdır. Eğer “şunun şurası iyi bunun burası kötü” diyerek net görüş bildirmesem, uzman olarak topluma karşı görevimi yerine getiremem. Bu yüzden bana göre doğru olanı sebepleri ile ortaya koyarak savunmalıyım. Ve buna göre doğu Anadolu Bölgesi' ndeki tüm hayvansal üretim potansiyelini değerlendirmeden diğer bölgelerde hayvancılık yapılmasının çok etkin olmayacağını savunuyorum.

Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi hayvancılıkta verimin püf noktası ucuza üretilmiş kaba yemdir.

Doğu Anadolu’ da üretim yapıldığında temel sorun pazarlara ulaşım olacaktır. Bu sorunu aşmak için çeşitli çözümler düşünülebilir. Örneğin et hayvancılığı için pazarlara yakın bölgelerde küçük bir satış işletmesi düzenlenebilir. Süt işletmeleri de düşük değerli dökme süt satmaktansa sütü yoğunlaştırıp değerli süt ürünlerine işleyebilir ve bu ürünleri daha büyük karlarla yerel pazarlara hatta zamanla değerli süt ürünleri ile ünlenip uluslararası pazarlara satabilirler.

Sonuçta unutmamamız lazım ki Trakya’ da arazi fiyatları yüksektir. Bölge büyük şehirlere yakın olduğu için üretilecek hayvansal ürünlerin doğallık oranı nispeten düşüktür. Büyük ihtimal Trakya’ daki bir çok arazi önümüzdeki 20-30 yıl içerisinde sanayiye veya yerleşime açılacak ve buralarda tarım hayvancılık yapılmayacaktır. Bugünkü vaziyette ise Trakya bölgesindeki birinci sınıf tarım arazileri, hayvansal üretim yapmaktansa insan gıdası üretimi amaçlı bitkisel üretim yapmak için kullanılmalıdır. Hayvansal üretim, tercihen dördüncü, beşinci, altıncı sınıf tarım arazilerinde yapılmalıdır.



Kısaca özetlemem gerekirse; orta vadede (1-5 yıl) iyi sermayeyi doğru kullanarak ortalama bir işletme karlılığı ile çalışacak şekilde hayvancılık yapmayı ve bu süre sonunda parayı yaptığınız hayvancılıktan değil de arazi fiyatının iyice değerlenmiş olup arazi satışından elde etmeyi amaçlıyorsanız Trakya Bölgesi’ nde hayvancılık yapmayı düşününüz.

Ancak nispeten düşük yatırımla kısa, orta ve uzun vadede yüksek karlı ve verimli hayvancılık yapmayı planlıyorsanız bunu mutlaka Doğu Anadolu Bölgesinde yapmanız gerekir.

Ayrıca ülke politikası olarak hayvancılıkta bölgesel teşvikler vermeli ve Doğu Anadolu’ da yapılacak hayvancılığı özel olarak teşvik etmeliyiz. (Hangi bölge stratejik olarak bir tarımsal ürünün üretilmesinde avantajlı ise o bölgeler o ürün temelinde desteklenmelidir. Örneğin Kemalpaşa, Uluborlu, Dereçine’ de kiraz; Bursa’ da siyah incir; Antep’ te fıstık; Kastamonu’ da ceviz gibi…)

Bu yazımızda yeni bir konu anlatacağımıza geçen seferki konuyu irdeledik.

Ancak sanırım iyi de oldu lakin konu gerçekten önemli idi. Gelecek yazıda başka tarımsal üretim tiplerinin bölgelere uyumu konusunda görüşlerimi ve bilgilerimi paylaşmayı umuyor, yazımı güzel bir deyiş ile noktalıyorum:

"Bilgili olduğumuz oranda özgür oluruz."
SOKRATES

Saygılarımla,
Hakan Ozan Erzincanlı
Ziraat Yüksek Mühendisi
www.tarimsal.com

Not: Soyadım "Erzincanlı" ancak Erzincanlı değil Karadenizliyim. Yani yazılarımda hayvancılığın Doğu Anadolu’ da yapılmasını önermem ile soyadımın ilgisi yoktur. Lütfen soyadım, doğduğum yer olması dolayısı ile Doğu Anadolu’ yu önerdiğimi düşünmeyiniz. Fikirlerimi aktarırken elimden geldiğince objektif ve yansız olmaya çalışıyorum.

 

Okuyanların katkı ve yorumları, soruları ve cevaplar:

1- Sayın Dr. Bülent BÜLBÜL, Veteriner Hekim, KONYA

30 Ocak 2008 saat 19.33' de Sayın Bülent bülbül makaleyi okumuş ve şu yorumları yapmış. (Yazışma tar-get@tarimsal.com e-posta adresine gönderilen posta aracılığı ile gerçekleşmiştir.)
 

İyi günler sayın Erzincanlı,

www.tarimsal.com sitesindeki yazınızı okudum. Teşekkür ederim yazınız için. Hayvan sayısını BBHB şeklinde değerlendirmeniz yerinde olmuş.

Bununla birlikte, sığır varlığını hesaplarken mevcut sığırların hepsini sayıya dahil etmişsiniz.

Bildiğiniz üzere sığır mevcudumuzun tamamı 500 kg canlı ağırlığında değildir. Bu sayının içinde büyük oranda daha zayıf/küçük yaşta olanlar vardır. Yani her ne kadar sığır sayısı 10 milyon 630 bin olsa da, bu sayıyı BBHB'ne çevirdiğimizde farklı bir sayı elde edeceğiz.

Hatta bildiğiniz gibi 1 BBHB, canlı ağırlığının yanında ayrıca günde %4 yağlı 25 litre süt veren inek olarak kabul edilmektedir. Ülkemizde süt veriminin genelde ne kadar düşük olduğunu da hesaba katarsak sayı biraz daha aşağı düşecektir.

Bundan dolayı sığır varlığımızı BBHB olarak hesaplarken bu durumu hesaba katarsak daha doğru olur ve daha doğru değerlendirebiliriz diye düşünüyorum.


iyi günler.
çalışmalarınızın devamını diliyorum.

Yanıt:

Bülent Bey,

Katkılarınız ve verdiğiniz, hatırlattığınız değerli bilgiler için çok teşekkür ederim.

Beyanlarınıza tamamen katılıyorum. Zaten ben de yazarken sürekli "ama bu sayı böyle verilebilir mi ki acaba?" diye düşünerek yazdım.

Ancak bir nirengi noktası koymamız lazım. Bu sayılar ve veriler, elimizde olan ve hesaplama yapabileceğimiz en tanımlı objektif veriler. Elbette bire bir geniş çaplı bir projede kullanılabilir yapıda değiller ancak bir karara varma noktasında yardımcı olabilirler. Zaten benim de bu sayıları, verileri biraz fazla kabaca kullanmaktaki amacım bu idi.

Yazımda da belirttiğim gibi, eğer konu ile ilgili uzmanlar olarak karar/görüş bekleyen kişi ve kurumların karşısına çıkıp "aslında şu biraz şöyle, biraz da böyle ama tam olarak öyle değil" diyerek önce kendimiz karar almaz ve onların karar almasına destek olmazsak; sürekli konuşup/yazışıp yol alamayacağız diye düşünüyorum.

Bakınız deprem konusunda ülkemizde yaşananlara... Biraz da uzmanların net beyan vermede sorunları olması sebebiyle değil yapılması gereken faaliyetlerin aksaması?

Gelin biz aynı hataya düşmeyelim.

Katkılarınız ve güzel temennileriniz için tekrar teşekkür ediyorum.

Saygı ve sevgilerimle
Hakan Ozan Erzincanlı

Bazı Ürünlerimiz:

Tüm makaleleri okumak için tıklayınız...

anasayfa


Eklemek istedikleriniz konular varsa lütfen bize yazınız.

Barınaklar, biyogaz, biyodizel, samanın yem değerinin arttırılması

anasayfa  |   bize yazın

tar-get@tarimsal.com