|
|
Tüm makaleleri okumak için tıklayınız...
|
08.02.2007 Küresel Isınma ve Su Kullanımı/Tarım İlişkisi
2003 yılında firmamızı kurarken, niçin kurulduğumuzu açıklayan bir kısmı web sitemize koymuştuk: tar-get'e niçin ihtiyaç duyuldu? Şu an 2007 yılındayız. 02.02.2007 tarihinde yayınlanan BM raporuna bir göz atalım ve bugünkü durumu tahmin etmeye çalışalım:
30 yıl sonra açlıktan toplu ölümler olma tehlikesi hala var mı? Vardıysa önleyebildik mi? Hala varsa önleyebilir miyiz? Önce gelin, WWF (Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı) tarafından yapılmış bir çalışmadan çarpıcı bir resme bakalım:
Bu resimlerin gerçekliğini merak edip az önce Google Earth programından Tuz gölünün uzay fotoğrafını inceledim. Sanırım 2007 yılında ve kışın (Ocak ayında) çekilmiş olması gereken fotoğraf aşağıda: 2007
Açıkçası ilk 3 resmin yazın mı kışın mı çekildiğini bilmiyorum. Ancak yazın bile çekilmiş olsa açıkça görülüyor ki, 2000 yılındaki fotoğrafta alttaki küçük su parçası göl ile birleşirken 2007 yılındaki fotoğrafta bu birleşme yeri yok. Gözle görülür bir kayıp bu... Su kaynaklarımız azalıyor. Zaten su zengini bir ülke olmadığımız da bir gerçek, aşağıdaki verilere bir bakalım:
Kişi
başına düşen 1430 m3’lük kullanılabilir su toplamıyla Türkiye, kişi başına 2020
m3 kullanılabilir su kaynağına sahip Irak’ın epey gerisinde yer alır. Bu durum
göz önüne alındığında, büyük su kaynaklarına sahip olmadığımız açıkça
görülebilir.
2030 yılında nüfusu 100 milyona ulaşacak olan Türkiye, kişi başına düşen 1100 m3 kullanılabilir su miktarıyla, su sıkıntısı çeken bir ülke durumuna gelecektir. Kaynak: WWF Bu verileri incelediğimiz zaman kolayca göreceğiz ki tehlike olarak belirlediğimiz "açlıktan toplu ölümler tehlikesi" mefhumu için zincirin zayıf halkası sudur ve 2007 fotoğrafı ile de öngörebileceğimiz gibi tehlike artarak kuvvetlenmektedir. Bilinmektedir ki en fazla su tarımsal faaliyetler sebebi ile tüketilmektedir. Yıllar geçtikçe sanayi, ev kullanımı ve son olarak da içme suyu kullanımı için ihtiyaç duyduğumuz su sebebi ile tarımsal sulama konusunda çok ciddi önlemler almamız, planlama yapmamız gerekmektedir. Bu konu ile ilgili benim aklıma gelen önlemler şunlar: 1- Golf Sahalarında Sürdürülebilir Sistemler Kurulması Mail grubumuzda (http://tech.groups.yahoo.com/group/tarimsal) da bahsi geçtiği gibi özellikle Türkiye' nin Güney Bölgelerinde golf sahaları bulunmaktadır. Bu sahalara yenileri eklenmektedir. Yine mail grubumuzdan bir katılımcı şunu belirtmiştir: "Dünya Su Fonu çölleşen Akdeniz Havzasındaki tüm ülkeleri golf turizmi için yeterli suyunuz yok diye bir kaç yıl önce uyarmıştı..." Bence yasaklamacı zihniyet ile yol alınmamalı. Bu sahaların, sürdürülebilir enerji ve su politikaları oluşturmaları zorunlu kılınabilir belki ancak bunun ötesinde "kapatalım" mantığı yanlıştır. Ben bu sahaların sürdürülebilir sistemlerle etkin ve dünya kaynaklarını çarçur etmeyecek şekilde işletilebileceğini düşünüyorum. (Golf sahaları için bahsettiğim sürdürülebilir uygulamalar: Kendi suyunu elde etme [bu alanda gereken enerjiyi de yenilenebilir kaynaktan üreterek], damlama sulama gibi pahalı ama etkin sulama sistemlerini kurma, uygun ve az su tüketen çim çeşitlerini kullanma, toprağın nem kayıplarını önleyici tedbirler alma gibi) 2- Tarımsal Faaliyetlerde Değişiklikler 2-a Su Kullanımı En çok su tüketen ve kişi başına düşen suyumuzun en büyük miktarını kullanan tarımsal faaliyetlerde suyun kullanımı ile ilgili sistematik düzenlemeler yapmalıyız. Bu amaçla en etkin sulama sistemlerini kullanmak gerekmektedir. Elbette bitkiye suyu "su" aracılığı ile göndermektense (yani salma sulama), suyu bitkinin ayağına götürmek çok daha mantıklıdır. Ayrıca damlama sulama son nokta olmayabilir. Bana göre damlama sulama sisteminde tarla (bahçe) hiç de doğal olmayan bir çok plastik boru ile dolmaktadır. Mesela bunun yerine her bitkinin dibine, veya gerekli belli bölgelere küçük su depoları konabilir ve bu depolar uzaktan kablosuz iletim aracılığı ile gelen belli zamanlardaki impulslarla suyu toprağa veya ortama verirler. Ayrıca bu depolar çevreden kendi sularını da toplayabilir özellikte de olabilir ve böylece zorlu depo doldurma iş yükü azalır veya ortadan kalkar. 2-b Toprak İşleme Tarlaya-bahçeye verdiğimiz suyun büyük kısmı toprakta bulunan küçük boşluklardan, (ki bu boşluklar küçük bacalar gibi çalışırlar) su kaybı olmaktadır. Toprak işleme, topraktan su kaybını arttıran bir unsurdur. Toprak işlemeye alternatif uygulamalar başlamıştır ve sürmelidir. Bence toprak işleme yapılmasına gerek yoktur. Bugün sıfır işlemeli tarım dönemi yaygınlaşmıştır. Özellikle günümüz dünyasında, toprak işlemenin faydaları ve zararları incelendiğinde, zararları daha ağır basmaktadır. 2-c Malçlama ve Benzeri Topraktan Su Kaçışını Önleyici Yöntemler Malçlama ülkemizde, belli ürünlerde zorunlu olarak kullanmanın haricinde (çilek gibi) pek kullanılmayan, su kullanımını ne kadar etkinleştirdiği ve verimine derece arttırdığı bilinmeyen bir uygulama. Hatta belki bir çok üretici tarafından ne olduğu bile bilinmiyor. Mesela benim Ziraat Fakültesi 3. sınıfı bitirmiş bir stajyer kardeşim (bu yazıyı okuyorsa selamlar gönderiyorum Erdinç Kardeşime buradan) stajı sırasında bana "malçlama" nın ne olduğunu sordu. Daha önce hiç duymamış ya da bilmiyor. Araştırmasını söyleyince buldu ve öğrendi. Malçlama bence üzerinde çok durulması gereken, araştırmaların yoğunlaştırılması gereken bir alan. Açıkçası ben de kendi uygulamalarım ve deneyimlerim dışında malçlama ile ilgili ek bilgiler edinecek pek fazla kaynak görmedim. Bu arada malçlama nedir onu da açıklayalım. En basit anlatımı ile toprağın üzerini kapatmaktır. Ancak bu anlatımı detaylandırmak gerekiyor. Tarım Bakanlığı web sitesinden aldığımız bir cümle ile malçlama şöyle tanımlanmış: "Bitkilerin daha iyi gelişme gösterebilmeleri için toprağın fiziksel özelliklerini (sıcaklık, nem vb.) artırmak, kaliteli, erkenci ve bol ürün almak amacıyla toprak yüzeyinin ince bir tabakayla kaplanmasına malçlama denir." Bence malçlama tek başına bir yöntem olarak üreticilerce araştırılıp uygulanması gereken önemli bir husustur. Çim alanlarında suyun tutulmasını sağlamak için toprağa zeolit atmak tavsiye edilir bir uygulama ve deneyimlerimiz etkinliğinin göz ardı edilemeyecek düzeyde olduğunu söylüyor. Tüm bunların dışında üretici kendine özel çözümleri kendi de bulabilmelidir. Tarımsal üretim, üzerine bolca kafa yorulması gereken detaylı ve çözülmeyi bekleyen bir çok sorunu içeren bir faaliyettir. Bir hocamız, tarımsal üretimde (onun verdiği örnek tavuk üretiminde idi ancak genele yayılabilir) şu öneriyi yapmıştır: "Eğer kümeste hiç bir bildik yöntem ile çözülemeyen bir problem varsa, mevkiinizin ne olduğuna bakmada sandalyenizi alın, kümesin ortasına koyun ve tavukları inceleyin. Bir süre sonra sorunun çözümü aklınıza gelecektir." Prof. Dr. Servet YALÇIN Bu tavsiye tavukçulukta işe yaradığı gibi daha bir çok tarımsal üretim faaliyetinde, hatta diğer alanlarda da etkinliği geçerli; faydalı bir uygulamadır. Ben, özellikle alanıma giren tarımsal üretim konusunda su kullanımı ile ilgili en önemli kalemlerde neler yapmak gerektiğini anlattığımı düşünüyorum. Konuyu toptan toparlamamız gerekirse önümüzdeki yıllar, dünyada sürdürülebilir bir yaşamın devam edebilmesi açısından bazı dar boğazların bizi beklediğini göstermektedir. Bu dar boğazlardan ilkinin "su ihtiyacı" olduğu tahmin edilmektedir. Bu sebeple su tedariki ve kullanımı ile ilgili hem dünya çapında, hem bölgesel anlamda hem de kişisel olarak önlemler almamız gerekmektedir. Bu önlemler yasa ve yönetmeliklerle desteklenmeli, eğitimlerle yayılmalıdır. Oluşturulan yasa ve yönetmelikler yasaklayıcı olmaktan çok yönlendirici olmalı, tavır değişikliği eğitim ve ikna yolu ile sağlanmalıdır. Konu ile ilgili eklemeleriniz olursa lütfen tar-get@tarimsal.com mail adresine gönderiniz ki aşağıda yayınlayalım. Böylece konu ile ilgili bir adım atmış olabilelim. Bu tip yazıları artık her hafta sitemizin makaleler bölümünde yayınlamayı planlıyoruz. Sizlerin de formatımıza uygun sitemizin çeşitli konular ile ilgili yazılarınız olursa lütfen bize gönderiniz ve yayınlayalım. Herkes okusun. Paylaşıldıkça artan yegane iki şey olan bilgi ve sevginin her daim sizinle olması dileklerimle. 08.02.2007
Hakan Ozan Erzincanlı |
|
Sayın A. Ergin Duygu, mail grubumuzda belirttiği husus konusunda detay gönderdi: Geç Algılamanın Tarihçesi: 08.02.2007 |
| Tüm makaleleri okumak için tıklayınız... |
Eklemek istedikleriniz konular varsa lütfen bize yazınız.
Organik tarım - Topraksız tarım - Barınak çizimleri - Biyogaz - Biyodizel
CD' lerimizi görmek isterseniz burayı tıklayınız