|
18.03.2010
Kuzey Ege Bölgesi’ nde Uçakla İlaçlama
Kuzey Ege
bölgesinde en büyük hata, tüm bölgenin monokültür zeytincilik yapıyor olmasıdır.
Bugün zeytin sineği, yarın dal yanıklığı hastalığı olacaktır. Bu kadar büyük
monokültür tarım yapılan her alan doğa tarafından tahrip edilir. Tarihte de
bunun örnekleri çoktur. Kalıcı çözüm, bu sahada ürün çeşitlemesi sağlamak ve
bölgede vahşi yaşamın sürdüğü alanlar-parseller oluşturmaktır. Böylece hangi
zararlı olursa olsun onun predatörü (zararlı böceğin avcısı) bu farklı alanlarda
konaklayabilecek ve zararlının çok zarar vermesini önlemek amacı ile faaliyette
bulunacaktır.
Organik bile olsa ilaç kullanımında biz insanlık olarak şunu deriz:” Hey böcek,
sen benim bizzat sahibi olduğum bitkilere zararlısın. Buradan git ve öl! Ben
para kazanacağım ve seni bir daha buralarda görmeyeyim.” Ayrıca bir ilacın
organik olup olmadığına karar verebilecek bir otorite olduğunu düşünmüyorum.
Bugünkü bilgi ile organik olan bir ilaç 4 yıl sonra “aaa, meğer organik
değilmiş!” denerek yasaklanabilir.
Mantık olarak bir bölgedeki zararlıları bir ilaçla öldürmek uygun değil. Uygun
olanı predatörleri (yani zararlıyı avlayan canlıları) güçlendirmek ve zararlının
yaşayacağı koşulları zayıflatmak.
Sivrisinek sorun ise yaşam alanlarını bataklık yanına kurmazsınız, illa
kuracaksanız ve alanı insanlık olarak işgal edecekseniz bataklıkları ve
sivrisinek yuvalama alanları yok edersiniz. Yarasa yuvalarına, mağaralara
dokunmaz hatta onları geliştirirsiniz. Böylece sivrisinek doğal olarak kontrol
altına alınır.
Tarımda ise predatörlerin yuvalanacağı “beetle bank” (böcek bankası) olarak
görev yapacak alanlar oluşturur; monokültür tarımı polikültüre çevirmek için
çalışmalar yaparsınız.
Her şeyin ötesinde böceğin kafasına ilaç sıkmak, bitki koruma faaliyetlerinin en
ilkelidir. Entegre mücadele tekniklerine göre şu aşamalarda zararlı ile mücadele
edersiniz:
Kanuni Mücadele
Kültürel Önlemler
Fiziksel Mücadele
Mekaniksel Mücadele
Biyoteknolojik Mücadele
Biyolojik Mücadele
Kimyasal Mücadele
Yukarıda 7 madde ile sıra ile bir zararlı ile mücadelenin yöntemleri var. İlk 6
maddeyi uygulamadan 7. maddeye geçerseniz bunun adı insanlık, akılcılık,
doğaseverlik değil; ilkellik ve katliam olur. (Ayrıca uçakla ilaçlamanın
zararları ile ilgili bilgi
http://www.yesiller.org/V1/index.php?option=com_docman&task=doc_download&gid=170&Itemid=36
adresinde mevcuttur.)
Bence yapılması gerekenler şunlar:
1- Kampanyayı etkin şekilde yürütmek
2- Uçakla ilaçlamanın yasak olduğuna dair bir yasa-yönetmelik çıkartmak (çünkü
şu anda sadece bakan talimatı mevcut. Yarın biri uçağı alıp DDT atsa ne
yapılacağı belirsiz)
3- En son yapılacak şey de eğer burada sorun zeytindeki bir zararlının bölgede
yaptığı ekonomik tahribat ise Koruma kontrol genel müdürlüğünün (KKGM) “zeytinde
entegre mücadele” isimli oluşturduğu en son talimatı alıp uygulamak ve
uygulatmak için faaliyette bulunmak olur. Entegre mücadelenin tarihi ve yapılan
çalışmalarla ilgili bir haber konuyla ilgili bilgi açısından faydalı olacaktır:
http://www.tagem.gov.tr/HABERLER/entegre_kitap.html Örnek “zeytinde entegre mücadele” kitabının resmi:

4- Ayrıca bu çalışmaların hepsinden de iyi ve sürdürülebilir olanı, bölgeyi 50
yıllık bir planlama ve havza yönetim planı ile monokültür tarımdan
uzaklaştırarak bölgede predatörlerin konaklayabileceği insan eli değmeyen
alanlar oluşturmak amaçlı girişimlerde bulunmak olacaktır.
Gerçek çözüm (zor ve anlatması imkânsıza yakın da olsa)
dördüncü maddedir.
Bu sorunun net olarak çözülmesi için oradaki halkın desteği ile uygun
planlamalar yapılır ve bunlara uyulursa, 15 yıl sonra o bölgede hiç ilaç
istemeyen tam ekolojik zeytin üretimi (ve yanında üzüm, nar, hünnap, böğürtlen,
keçiboynuzu, sakız, bal vs. vs.) yapılabilir. Ve toplam gelir (hatta verim)
bugünden çok olur.
Sevgi ve saygılarımla,
Hakan Ozan Erzincanlı
|