Barınaklar, biyogaz, biyodizel, samanın yem değerinin arttırılması

 

21.04.2008

Toprak Analizleri ve Gübreleme

Bahar geldi ve biz yine Türkiye çapında denetimlere başladık.

Denetimlerde güzel gelişmeler gördükçe seviniyor; eksiklikler tespit ettikçe elimizden geldiğince doğrusunu anlatmaya, göstermeye çalışıyor; hatalı uygulamalar ve yanlışlıklar gördükçe de elbette üzülüyoruz.

Üretici bazında yapılan yanlışlıklar ve eksiklikler konusunda elimizden geleni yapıyor, üreticiyi doğru uygulamalara yönlendirmeye çalışıyoruz.

Ancak üreticinin elinin kolunun bağlı olduğu bazı konular var.

İşte bu yazımda bu hatalı uygulamalar ve yanlışlıkların en önemlilerinden biri olan “Toprak analizleri ve Gübreleme” konusuna değinmek istiyorum.

Toprak Analizleri ve Gübreleme

Bilinçli üreticilerimiz, bizlerin de yönlendirmesi ile toprak analizlerini yaptırmaya, böylece toprağın bitki besin maddesi durumunu görüp bitkiye en faydalı şekilde gübreleme yapmaya çalışıyor.

Biliyoruz ki eğer üretici toprak analizi yaptırıp bunun sonucuna göre bitki besleme yapar ise hem yüksek verim alacak, hem boşuna gübreye para vermeyecek, hem de fazla fenni gübre atmak sebebi ile su ve toprak kirliliğine sebep olamayacak.

Doğru gübreleme yapmak için de bazı bilgilere ihtiyaç var. Bu bilgilerin en önemlileri:

a- Toprakta ne kadar besin var? Toprak bünye ve pH olarak ne durumda?
b- Verilecek gübrede ne tür besinlerden ne kadar var?
c- Yetiştirilen bitkinin bu besinlere ne oranda ihtiyacı var?
d- İçeriğini bildiğimiz bu gübreyi, durumunu analiz ile bildiğimiz bu toprağa ne oranda verirsek besinler bitkiye ne oranda geçer?

İşte bu ve buna benzer tali birkaç bilgiyi ne oranda edinebilirsek gübreleme uygulamamamız o oranda başarılı olur.

Ancak ülkemizde tüm bu konularda sorunlar var. Bu sebeple üreticimizin parası büyük oranda boşa gidiyor, verimler bu sebeple istenen seviyelere gelemiyor ve yine bu sebeple su ve toprak kirliliğini tam olarak önleyemiyoruz.

SORUN 1: Toprak analizleri

Ülkemizde maalesef sağlıklı toprak analizleri yapıldığını düşünmüyorum.

Bir hafta önce Afyon bölgesinde farklı laboratuarlar tarafından yapılan toprak analizlerini inceledim. Sorunları sıralayayım:

1- Azot analizi yok: Bunların çoğunda azot analizi sonucu yoktu. Oysa azot toprakta en çok eksilen, en çok tamamlanması gereken, en çok para harcanan, kirliliğe en çok yol açan element. Gelin görün ki bizim analizlerimizde azot (N) analizi genel olarak bulunmuyor.

2- Sonuçlar aynı: İçerisinde azot analiz sonucu veren bazı laboratuarların analiz sonucu aynı idi. Örneğin adını vermek istemediğim bir laboratuarın azot analizi sonucunda tüm üreticilerin ve tüm bölgelerdeki tüm toprakların azot miktarı 0,07 idi!

Bu laboratuarın incelediğim tüm analizlerinde (yaklaşık 10 kadar analiz raporu) sonuç aynı idi: 0,07. (Toprakta azotun ne kadar değişken olduğunu bilen herkes birbirinden kimi zaman 50-100 km uzaklarda farklı farklı topraklarda aynı azot analiz sonucu alınmasının imkansız olduğunu bilir.)

3- Aynı sonuçlara farklı gübre tavsiyesi: Farklı üreticilerin analiz raporlarını yan yana koyduğumda değerler hemen hemen aynı oluyor. Sadece bünye ve pH çok az bir miktar fark ediyor. Burada şöyle bir durum var: Diyelim ki toprakların durumu, analiz sonucu aynı. O halde aynı bitki için aynı gübre tavsiyesi olmasını bekleriz değil mi? Hayır efendim, hepsinde farklı farklı gübre tavsiyeleri yapılmış. Mantık, anlam bulmak mümkün değil.

4- Aynı değerlere farklı yorum: Toprak analizlerinde her değerin karşısında bir yorum olur. Örneğin ph 8,5 çıkarsa karşısına “alkali” yazılır. Farklı üreticilerin aynı olan değerlerine farklı yorumlar yazılabiliyor. Örneğin pH’ ı 7,89 olan bir toprak analiz sonucunda yorum “alkali” iken yine 7,89 olan bir diğerinde “orta alkali” ve bir diğerinde “az alkali” olabiliyor.

Maalesef bunlar hiç olmaması gereken şeyler. Bence toprak analizi böyle yapılacağına, hiç yapılmamalı. Aksi halde üreticinin analize güveni kaybolur. Her yıl zorlama ile yaptırılan analiz sonucu üretici, bürokrasi ile uğraşmak ve boşa para harcamaktan bıkacak ve uzmanların başka söylediklerini de dinlemeyecek ve uygunsuz analiz sonuçlarını uzmanlara yorumlatıp olumsuzlukları duydukça kişi ve kurumlara olan güvenini kaybedecektir. Ki bence en büyük hata bu olur!

Bu sorunu çözmek için zirai analiz laboratuarlarımızın acilen TSE 17025 standardına uygun hale gelmeleri gerekmektedir.

Bu öneri zorlu ve pahalı olabilir.

Ama bence analizlerin hiç olmaması veya iyi analizin pahalı olması, hatalı olmasından çok daha iyidir.

SORUN 2: Verilecek gübrede ne tür besinlerden ne kadar var?

Bu konuda da bazı sorunlar var.

Özellikle topraksız tarım seralarında bu sorun yoğun olarak hissediliyor. Gübre firmalarının sattıkları gübrelerde beyan edilenden farklı miktarlarda besin olabiliyor. Zaten bildiğim kadarı ile şu anda gübre satan firmaları (sattıkları gübrenin kimyasal bileşimi konusunda) teknik olarak denetleyen bir birim yok. Üretici aldığı gübrenin içinde ne kadar azot, ne kadar fosfor var tespit edebilecek durumda değil. Tespit etse bile ne olur? En fazla, aldığı gübreyi geri verir.

SORUN 3- Yetiştirilen bitkinin bu besinlere ne oranda ihtiyacı var?

Diyelim ki çok uygun bir analiz sonucuna ulaştık ve satın aldığımız gübreleri de hem güvenilir yerlerden aldık hem de analiz ettirip içeriğini doğruladık.

Peki, bitkilerimize ne kadar besin vereceğiz?

Türkiye’ de yerli muz ve muzculuğun önemli ismi sayın Bünyamin Kozak’ ın “Muz Devriminin Kısa Hikayesi” adlı yazısını keyifle okudum geçenlerde. Ve şaşırarak öğrendim ki bizim yerli muzların kalitesinin yabancı muzlara göre düşük olmasının en önemli sebebi, hangi gübreden ne kadar verileceğinin tam olarak bilinememesiymiş! Eskiden önerilen gübre dekara 30 kg azot, 30 kg fosfor ve 45 kg potas imiş. Ancak araştırmalar sonucu dekara 45 yerine 130 kg potas uygulanmış ve verimde büyük artışlar elde edilmiş.

Benzer sorun şu an birçok bitkide var. Mesela dünya’ da en çok Türkiye tarafından üretilen, büyük bir ihracat geliri sağlayan kiraz bitkisinin tam olarak besin ihtiyacı bilinmiyor.

Şimdi,

- Yapılan toprak analizinin gerçekleri yansıtmadığı

- Attığınız gübrenin içeriğini net bilmediğiniz 

- Besleyeceğiniz bitkinin de besin ihtiyaçlarından tam emin olmadığınız bir ortamda

- Üretici, gezi yatları için 0,80 YTL olan mazotu dört kat farklı fiyattan alacak

- Geçen sene düşük kalite yüzünden mahsulü toplamak yerine dalda bırakmış ve yıl içinde sürekli kredi çekerek borçlanmış olan üretici

- % 100’ den fazla fiyat artışı yaşamış gübreden alacak,

Ve bu iş bilimsel, akılcı ve karlı olacak öyle mi?

Kendimizi kandırmayalım, boş hayallere kapılmayalım. Maalesef mevcut durum çok yönlü bir çıkmazlar sarmalıdır.

Peki, neler Yapabiliriz?

Ben yine naçizane önerilerimi yapayım:

1- Gezi tekneleri için 0,80 YTL olan mazot derhal üreticiye en azından 1,00 YTL fiyatından verilmelidir.

2- Ülkedeki tüm toprak analiz laboratuarları akreditasyon çalışmasına başlamalı, belirli bir seviyeyi tutturamayan laboratuarlar analiz işine son vermeli.

3- Türkiye çapında (aynı kalıntı analizlerinde olduğu gibi) fenni gübreler yetkili bir makam tarafından örnekleme yolu ile analiz edilip uygunsuz ürünleri üretenlere yaptırım uygulanmalı.

4- Türkiye çapında yetkili bir makam, yapılmış toprak analizlerinin uygunluğunu değerlendirmeli ve hatalı analizler yapan birimlere yaptırımlar uygulanmalı.

Umudumu kaybetmiyorum. Napolyon ne demiş:

“Umutla umutsuzluğun arası bir adımdır.”


En derin saygılarımla,

Hakan Ozan Erzincanlı
Ziraat Yüksek Mühendisi
www.tarimsal.com

 

Okuyanların katkı ve yorumları, soruları ve cevaplar:
 
1- Sayın Dr. Sadık Yetim, Ziraat Yüksek Mühendisi, Şanlıurfa
 

Sayın Erzincanlı,


Toprak analizleri ile ilgili olarak gönderdiğiniz makalenizi okudum. Bazı sorunlara değinmiş olmanız sevindirici. Ancak bir kısım iddialarınızın eksik bilgiye dayandığını söylemek zorundayım. Toprak analizleri ve gübreleme konusunda Türkiyede en iyi çalışmaları yapan kurum TOPRAK ve SU KAYNAKLARI Araştırma Enstitüleridir. TAGEM'e bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren bu kurumlarda çok deneyimli meslektaşlarımız çalışmaktadır. Ben Şanlıurfa Toprak ve Su Kay. Ar.Enst. Laboratuvarında çalışan bir eleman olarak sıraladığınız eliştirilerle ilgili bir kaç noktaya açıklık getirmek istiyorum:

1. Azot analizinin yapılmaması normal bir durumdur. Çünkü son derece pahalı bir anaizdir. Çifçimizin maddi gücü yetmemektedir. Ancak isteyen kişilere azot analizi yapiyoruz. son derece tutarlı sonuçlar buluyoruz. İsterseniz kayıtlarımızı size gösterebiliriz. Diyebilirizki en hatasız analizimiz azot analizidir. Ancak kurumlarımızda yapılan çalışmalrda organik madde dikkate alınarak gübreleme önerisinde bulunulmaktadır. Azotun toprakta hareketli olması nedeni ile benim laboratuvarımda çıkan sonuçla benden 3-5 gün sonra aynı numunede yapılan analizin farklı çıkması gayet normal bir durumdur. Fakat tüm numunelerde azotun aynı çıkması olanaksızdır. O konuda mutlak bir sorun görünmektedir.

2. Makalenizde gübreyi etkin bir şekilde denetleyen bir mekanizmanın olmadığını belirtmişsiniz. Ancak Tarım İl Müdürlüklerimizin kontrol şubeleri bu işle görevlendirilmiş ve her yıl gübre analizi yaptırmak üzere kendilerine ödenek tahsis edilmiştir. Bazı il müdürlükleri bu konuda çok iyi çalışmaktadır. Ayrıca gübre analizleri konusunda Türkiyedeki bir çok laboratuvar gibi bizim laboratuyvarımızda yetkilendirilmiştir. Bu güne kadar bölgemizin farklı illerinde görev alanımıza giren illerden yüzlerce gübre numunesi laboratuvarımıza gönderilmiş ve analizleri yapılarak raporlar verilmiştir. Beyana aykırı gübreler olduğu gibi, ambalajı üzerindeki beyanı ile aynı içeriğe sahip gübrelerde bulunmuş olup bunlar kayıtlarımızda sabittir. Yaptığımız analizlere bu güne kadar herhangi bir itirazda yapılmamıştır.

3. Hangi bitkiye nekadar gübre konusuna gelince ne acıdır ki yıllardır (yaklaşık 30 yıl) bu konuda çalışma yapan ve yayınalr yapmış olan TOPRAK ve SU KAYNAKLARI ARAŞTIRMA ENST. gerekli yayımı belkide yapamamıştır. Çünkü hemen hemen Türkiyede Yetiştirilen tüm bitkilerde hangi bitkiye ne kadar gübre ve hangi çeşit gübrenin verilmesi gerektiği ile ilgili olarak projeler yürütülmüş ve sonuçlar tüm ilgili taraflara gönderilmiştir. Bu konuda yapılan çalışmalar son olarak ANKARA TOPRAK ve GÜBRE ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ tarafından TÜRKİYE GÜBRE VE GÜBRELEME REHBERİ adı ile 2006 yılında yayınlanmştır. Hekesten önce meslektaşlarımızın bundan haberdar olması gerekir.

bilgilerinze önemle sunulur. Selamlar.

Dr. Sadık YETİM
0414-3132883/238
0414-3132882 fax

 
Cevap:

Sayın Sadık Yetim,

 

Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Yalnız belirtmek isterim ki bazı iddialarım tamamen gözleme dayalı. Gittim, gördüm, soruşturdum-araştırdım. Ortaya bunlar çıktı. Maalesef üreticilerin (en azından Afyon bölgesindekilerin) Toprak ve Su Kay. Ar. Enst. Laboratuarından haberi yok. Analizler ziraat odaları ve valiliğin laboratuarlarında yapılıyor. Bazı uyanık ve nispeten varlıklı üreticiler bu analizlerin uygun olmadığına yıllar içerisinde görmüş ve analizlerini Yalova Araştırma’ ya göndermişler. Benim iddialarımın gerçekliğini görmek için Afyon bölgesindeki kiraz üreticilerine gidip toprak analizlerini istemeniz yeterli. Tabloyu benden çok daha iyi tahlil edebilirsiniz.

 

1-   Azot analizlerini sizin çok iyi şekilde yapabildiğinize eminim. Bazı laboratuarların azot analizi yapmak yerine, gübre tavsiyesini organik madde içeriğine göre yaptıklarını biliyorum. Benim burada işaret ettiğim nokta, analiz sonucu tüm değerlerin aynı olduğu durumlarda (gübre tavsiyesi istenen ürün de aynı) nasıl oluyor da gübre önerileri farklı oluyor? Burada bir hata olduğunu anlamak için ziraatçı olmaya gerek yok. “Aradaki yedi farkı bulun” oynayan ilkokul çocukları da iki analiz sonucunu yan yana koyup bunu görebilir.

2-   Sayın Yetim zaten benim en çok üzüldüğüm nokta bu “bazı” kelimesi. Kalite, başarı, verim, “bazı” Tarım İl müdürlükleri’ nin iyi çalışması ile sağlanamaz. Her birimin eşit oranda iyi alışması ile ancak belirli bir kalite seviyesi yakalanabilir. Sonuçta ben uygulamanın içindeyim. Eğer etkin bir kontrol mekanizması olsa idi, (burada etkinlik en önemli kelime) topraksız tarım ile üretim yapan üreticilerin, gübre içeriklerinden şüphe duymadan verimle ve keyifle, gübre içeriğinden emin oldukları için daha düşük maliyetlerle güvenle gübre kullanabilmeleri gerekirdi diye düşünüyorum. Bu olmadığı için, kontrolün etkin olmadığını düşünüyorum. Umarım daha iyi olur zaman içerisinde. 

3-   Sayın Yetim, bir kaç yıldır Türkiye’ nin her yerinde bitkisel üretimle ilgili denetim yapıyorum. Ziraat mühendisinden üreticisine en az 1000 farklı kişiye “gübreleme kararını neye göre aldınız?” diye sordum. Konu ile ilgili birçok çalıştaya katıldım, uzmanlarla görüştüm, araştırmalara katıldım. Ancak ilk defa “Türkiye gübre ve gübreleme rehberi” adlı bir kitap olduğunu duydum. Siz de yayım ile ilgili aksaklığı belirtmişsiniz, bu kitaba ulaşım sanırım oldukça zor. Ancak bulmaya çalışacağım, teşekkür ederim. Bu arada bildirmek isterim ki, bitki besin ihtiyaçlarındaki araştırma ve bilgi eksiği ile ilgili serzenişimin kaynağı direkt olarak ben değilim. Bu sıkıntıyı bana, bitki besleme alanında doktorası olan ve tamamen ve nerede ise sadece kiraz ile ilgili çalışan bir üst düzey firma yöneticisi bir ziraat mühendisi söyledi.

 

Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Umarım Afyon bölgesindeki kiraz üreticilerinin toprak analizlerini inceleme fırsatınız olur.

 

Saygılarımla,

H. Ozan Erzincanlı

 

Yazan teknis675 , 06 Mayıs, 2008

evet sonuna kadar katılıyorum. laboratuardan analiz geliyor, bir besin elementi aynı oranda,organik madde oranı 3 rakam belirlenmiş hep o.en önemli besin elementi olan azot ve fosfor analizi yok,artık tavsiye ph a göre yapıyoruz.hoş ph ada güvenmiyorum ya.ne menem analizdir bunlar.bu analzie göre tavsiye yapıyoruz,yarın ters bi durumla karşılaşmamız olası yani.bu laboratuarlara belli standart getirilmeli. uzmanımızın dediği gibi ayrıca
hangi bitkinin ne kadar besine ihtiyacı oluyo belirlenmeli. tam olarak belirlenemese de belli standartlar oluşturulmalı.

Yazan selsarac , 06 Mayıs, 2008

Değerli Meslektaşım Hakan Ozan Bey,
yine mükemmel bir yazı hazırlamışsınız. Kaleminize sağlık. Sonuna kadar fikirlerinize katılıyorum. İçler acısı durumumuzu gözler önüne serdiğiniz için teşekkür ederim. Umarım bu yazınız İlgili makamlarca dikkate alınır...

...
Yazan katremuhendislik, 16 Mayıs, 2008

Evet. Maalesef bu konu kanayan bir yara. Hakan Ozan beyin yazısına yorum yapmak haddime düşmez ama, bam teline basmış. Bizim Kayseri yöresinde de tahlile giden toprak, zannedersem tahlie masasına bile konulmadan, yöreye münhasır değer aralıklarında "tamamen organik(!)" rakamlar kağıda yazılıp veriliyor. mesela "A" yöresindeki topraktaki N değeri 0.07....0.3 değeri arasında belirlenmiş. "A" yöresi toprağın N değeri 0.12 olarak tahmini
bir değer alıyor, diğer parametrelerde böyle. Zaten 4 unsuru geçmez. N P K ve OM. bu 3 değerle al sana tahlil. Fizik analizi ve biyolojik analiz zaten hayallerde bile yok. Peki bunları laboratuvarlarda yapan ve yorumlayan kim?? Kimya teknikerleri, biyologlar, yada ilgili kuruluşlarda bir kaç ay çalışmış fason işçiler. Durum malesef içler acısı. Allah sonumuzu hayretsin.

...
Yazan vacitpat , 29 Mayıs, 2008

mükemmel bir yazı, bu sorunlara el atılmazsa ülkede tarım diye birşey kalmayacak .İnşallah yetkililer siyaset için değil ülkenin geleceği için çözüm üretirler.

 

Tüm makaleleri okumak için tıklayınız...

anasayfa


Eklemek istedikleriniz konular varsa lütfen bize yazınız.

Barınaklar, biyogaz, biyodizel, samanın yem değerinin arttırılması

anasayfa  |   bize yazın

tar-get@tarimsal.com