Barınaklar, biyogaz, biyodizel, samanın yem değerinin arttırılması

 

30.05.2008

Topraksız Tarımla İlgili Temel Sorular ve Cevaplar

 

Topraksız Tarım mı? Hidroponik mi?

İngilizce hidroponik (hydroponics) de denilen bu tarım şekli, adı üzerinde bitkisel üretim sırasında toprağın kullanılmadığı ve bitkiye toprağın durak görevini yapmadığı bir bitkisel üretim tekniğidir.

Ben genelde Türkçe’ de de hidroponik kavramının kullanılmaya başlandığına şahit oluyorum. Buna iki yönden karşıyım:

Birincisi, hidroponik kelimesi tam olarak “topraksız tarım” tekniklerini açıklayan bir kavram değil.

“Neden ?” diyeceksiniz.

Hidroponic Yunanca hidro (su) ve ponos (iş, çalışma) kelimelerinin birleşimi ile oluşmuş bir sözcük. Yanı "su işi, suda çalışan" demek.

Oysa topraksız tarım tekniklerinden bir tek “su kültürü” dediğimiz teknikte, sadece su ile çalışma söz konusu.

Oysa topraksız tarım teknikleri, katı ortam kültürü, yarı topraklı sistem, su püskürtmeli sistem gibi sadece "su işi" olmayan yöntemleri de kapsamaktadır.

Yani hidroponik terimi tüm topraksız tarım tekniklerini kapsamadığı için yanlış ya da eksik bir terimdir.

İkinci karşı çıkma sebebim ise bunun yabancı bir kelime olması. Yani hem yapılan işi tam açıklamıyor; hem de yabancı, dilimize hiç uymayan bir kelime.

O zaman sadece hava atmak, "ben bu işi biliyorum" demek için bu garip kelimeyi neden kullanalım ki?

Açıkçası ben sürekli konu ile ilgili görüşüp tartışarak hidroponik yerine "topraksız tarım" teriminin kullanılması gerekliliğini anlatıyorum.

Sanırım zaten artık (umarım) “topraksız tarım” terimi yerleşti; hidroponik unutuldu. Öyle de kalsın.

Topraksız Tarım nedir?

Tam olarak ne olduğunu açıklamak gerekirse, çok kısaca:

Topraksız tarım, toprak yerine sıvı mineral besin karışımları ile bitki yetiştirme tekniğidir. (http://en.wikipedia.org/wiki/Hydroponics)

Yani bitkilerin kökleri toprak yerine içerisine bolca bitki besini bulunan çeşitli ortamlara girer ve besinlerini buradan alır. Bu ortamlar; perlit, cam yünü, ponza taşı gibi katı ortamlar olabileceği gibi sadece su veya püskürtülen su gibi ortamlar da olabilir.

Sonuçta temelde toprak:

1- Suyu köke iletir.
2- Havayı köke iletir.
3- Besini köke iletir.
4- Durak vazifesi görür.
5- Kökü güneş ışığından korur.


İşte bu beş maddedeki imkanı toprak olmadan bitkiye sağlayabilirsek, topraksız tarım yapmış oluruz.

Peki Neden Tüm Bu İşlemleri Yapan Ucuz Bir Kaynak Olan Toprak Varken Topraksız Tarım Yapıyoruz?

Açıkçası tarımsal üretim, büyük belirsizlikler ve dolayısı ile büyük riskler taşıyan bir üretim biçimidir.

Tarımsal üretim yaparken belirsizlikleri, bilinmezlikleri ne kadar azaltırsak riskler de o oranda azalır.

İşte topraksız tarımda bitkiye verilen su, hava, besin gibi çok önemli temel öğeler kontrol edilebilir ve böylece hem riskler azaltılır; hem de bu girdilere daha hâkim olunabildiği için verim arttırılabilir.

Ayrıca toprakta çok fazla sayı ve çeşitte mikrop ve çeşitli canlılar bulunur. Bu mikroplar ve canlılar genellikle bitkiye zarar vermezler. Ancak kimi zaman bazıları bitkiye zarar vererek üretimdeki riskleri arttırır, verimi düşürebilir.

Toprakta bu tip zararlılar varsa bu canlılarla savaşmak oldukça zorlu hatta bazen imkânsızdır.

Ayrıca toprak, sürekli aynı bitkinin yetiştirilmesi; yanlış sulama-hatalı gübreleme yapılması gibi sebeplerden dolayı bozulabilir ve bitkisel üretime elverişsiz hale gelebilir.

Bu duruma gelen toprağı ıslah etmek çok zor ve masraflı olabilir.

İşte tüm bu sebeplerden daha pahalı da olsa topraksız tarım, topraklı tarıma tercih edilebilir.

Topraksız Tarım Teknikleri Nelerdir?

Yukarıda saydığımız, toprağın görevi olan beş maddeyi çeşitli şekillerde karşılayan topraksız tarım teknikleri mevcuttur.

Örneğin (1) katı ortam kültürü: Bu teknikte bitkiler perlit, kaya yünü, kum gibi içinden su geçebilen katı bir ortama dikilir. Daha sonra bu ortama eritilmiş bitki besinlerinin (gübrelerin) olduğu su verilir.

Başka bir teknik (2) su kültürüdür. Bu teknikte bitkiler tamamen içi besinle karışık, havalandırılan su dolu bir havuzda, genelde delinmiş strofor malzemenin içerisindedir. Bu teknik, özellikle boyu yüksek olmayan marul gibi bitkiler için uygundur.

(3) Hava kültürü (ya da püskürtmeli su kültürü): Bu teknikte bitki köklerine sürekli olarak içinde besinlerin eritilmiş olduğu su püskürtülür.

Bu isimler aslında benim, işleyişe göre kolay anlaşılsın diye verdiğim isimler. Tekniklerin isimleri aslında hidroponik, aeroponik, NFT gibi değişik yabancı dilde terimlerle tanımlanıyor.

Topraksız Tarım Neden Sadece Seralarda Yapılıyor?

Topraksız tarım genel olarak ilk yatırım masrafları yüksek bir tarımsal üretim şeklidir. Bu sebeple bu yatırımın, kontrolsüz çevre şartlarının olumsuz etkilerinin azaltıldığı ve birim alandan yüksek verimlerin alındığı; gerekirse ısıtma ile üretimin yıl boyu sürdürülebildiği seralarda yapılması tercih edilir.

Ancak topraksız tarımın serada yapılması kesin bir kural değildir. (Örneğin ben, saksı kültürü ile topraksız tarımda fide yetiştiren başarılı fidanlıklar gördüm.)

Topraksız Tarımda, Üretim Esnasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Nelerdir?

Topraksız tarım, az önce anlattığım sebeplerden dolayı tarımın (bitkisel üretimin) en kontrollü şekillerinden biridir.

Bu sebeple bir nevi hassas tarımdır.

Yine bu sebeple topraksız tarımla üretim yapılan seralar, bitkiye gerekli tüm girdilerin ve olası birçok riskin kontrol edilebildiği seralardır.

Ancak gelin görün ki topraksız tarımda kontrol edilebilecek parametrelerin aslında birçoğu kontrol edilmez.

Benim topraksız tarım seralarında çok sıklıkla şahit olduğum, kontrol edilebileceği halde kontrol edilmeyen unsurlar şunlardır:

1- Bitki Bazında Besin Kontrolü: Her bitkiye ne zaman ne kadar besin gittiği (azot, fosfor, potasyum ve iz elementler tek tek) takip edilebilir. Bu takip ve izlenebilirlik ile bitkiler, en azından sıra bazında hasat edilen ürün ile karşılaştırıldığında bitki beslenme verimliliğine dair çok önemli bulgular edinilebilir ve verim/kalite sürekli arttırılabilir.

2- Drenaj Suyu Ölçümü ve Yeniden Kullanımı: Topraksız tarımda drenaj suyu, besinli suyun köklerin arasından geçip gitmesi sonucu genelde verilen tüm suyun % 20 ila % 30’ u gibi olan ve ne kadar azaltılırsa o kadar karlı olunabilen atık sudur. Bazı seralarda bu su tekrar kullanılmakla birlikte birçok serada bu su tekrar kullanılamadan atılmaktadır. Bu suyu atmak hem çevre kirliliğine sebep olmakta, hem de içerisinde bulunan çeşitli miktar gübrenin israf olması ile sonuçlanmaktadır.

Burada yapılması gereken, drenaj suyunun bir yerde toplanarak içerisindeki besin maddelerinin ölçülmesi, eksilenlerin yerine konması ve EC, pH gibi değerlerinin düzenlenerek bitkilere yeniden verilmesidir.

Önemli not: Eğer topraksız tarım ile üretim yapılan bir yere giderseniz “drenaj suyunu tekrar kullanıyor musunuz?” diye sorunuz. Eğer tekrar kullanabiliyorlarsa biliniz ki orası yetkin ve iyi bir işletmedir.

3- Bitki Bazında Verim Kontrolü: Aslında bu konu topraksız tarımla birebir bağlantılı olmasa da, bu kadar yoğun girdili bir tarımsal üretimde yapılması beklenebilecek bir çalışmadır. Eğer bitki bazında verilen besin ve alınan verim hesaplanabilirse, hatta serada birkaç çeşit tohum böylelikle karşılaştırılabilirse, verimde sürekli iyileşme kolayca gerçekleşebilecektir.


Sonsöz

Ben yazılarımı genel olarak ustalarımdan öğrendiğim gibi, bir yere çok bakmadan, yoğunlukla kendi bilgi ve yorumlarımla yazıyorum.

Bu sebeple hata değil ama (çünkü bildiğim yerlerden yazmaya çalışıyorum) unuttuğum kısımlar olabiliyor.

Kısacası eğer unuttuklarım varsa lütfen kusura bakmayın hatta mümkünse beni uyarın ki başka bir yazımda telafi edebileyim.

Bunun yanı sıra sonsöz olarak önemli bir diyeceğim var:

Ben topraksız tarımda en büyük eksikliğin bilgisizlik ve araştırmaya önem vermemek olduğunu düşünüyorum.

Bir kişi veya kurum, topraksız tarımla üretim yapmak amaçlı yatırım yapacağı zaman, pek araştırma yapmadan hemen bir anahtar teslimi sera kuran firmaya gidiyor ve serasını kurup üretime başlamayı amaçlıyor.

Bu durumda da tüm anahtar teslim sera kuran firmalar “katı ortam kültürü”ne dayalı topraksız tarım seraları kuruyor.

Bunun bir sebebi katı ortam kültürünün en kolay ve güvenli topraksız tarım tekniği olması olduğu gibi; bir sebebi de sera kuran firmaların, bir-iki yılda bir değişmesi gereken katı ortamların yenilerini bu müşterilerine tekrar satarak para kazanmak istemeleri diye düşünüyorum.

Oysa bence yatırımcılar topraksız tarım yatırımı yaparken çeşitli topraksız tarım tekniklerini mutlaka derinlemesine incelemeli. Sorup, okuyup, araştırmalı ve firmalara bilgiler ile donanmış olarak gitmeli.

Böylece belki de su kültürü, hava püskürtmeli kültür gibi teknikler ile katı ortam kültüründen çok daha başarılı sonuçlar almak mümkün olabilir.

Şahsen ben, bilgili ve ne istediğini bilen bir yatırımcı ile çalışmayı; bilmeden, araştırmadan parasını saçarak verimsiz çalışan ve sonucunda başarısız olup yatırımın tümünden vazgeçebilecek bir yatırımcı ile çalışmaya tercih ederim.

Bence herkes böyle düşünmeli.

Bu konuda Goethe’ nin deyişi oldukça anlamlı sanıyorum: “Akıllı adam, akılsız adamın son yaptığını ilk önce yapar.”

En derin saygılarımla,

Hakan Ozan Erzincanlı
Ziraat Yüksek Mühendisi
www.tarimsal.com

Konu ile ilgili ürünlerimiz:

 

Okuyanların katkı ve yorumları, soruları ve cevaplar:

Sayın Doğan Erol, Ziraat Mühendisi, İZMİR


Doğan Bey 31.05.2008 tarihinde tar-tes e-posta grubu aracılığı ile makalemize aşağıdaki katkıları göndermiştir. Katkılar makale içerisinde paragraf sonlarına eklendiği için katkıları kırmızı renk ile madde madde aşağı alarak devamlarına kendi cevaplarımı mavi ile yazacağım:

Makaledeki "İngilizce hidroponik (hydroponics) de denilen bu tarım şekli, adı üzerinde bitkisel üretim sırasında toprağın kullanılmadığı ve bitkiye toprağın durak görevini yapmadığı bir bitkisel üretim tekniğidir." ardından:

1- (Katkı) Doğan Erol: İngilizcesi soilless culture (topraksız kültür)

(Cevap) H. Ozan Erzincanlı: Biliyorum Doğan Bey topraksız tarımın tam İngilizcesi "soilless culture". Aslında benim de tam değinmek istediğim konu bu: İngilizler' in terimlerini düzeltmek belki bize düşmez ama onlar da "soilless culture" yerine hydroponic terimini kullanmayı daha çok tercih ediyorlar. Bunu kontrol etmek için google da bir arama yapınız. Tırnak içinde "soilless culture" yazdığınızda 172.000 sonuç; hydroponic yazdığınızda 2.190.000 sonuç çıkıyor.(06.06.2008 tarihinde)

İsmin ne olduğundan ziyade hangi kelime ile tanımlandığını anlatmaya ve dilimizde hatalı şekilde terimleşmesini önlemeye çalışmak amacıyla bu şekilde giriş yapmıştım konuya.

 

Makaledeki "Birincisi, hidroponik kelimesi tam olarak “topraksız tarım” tekniklerini açıklayan bir kavram değil." ardından:

2- (Katkı) Doğan Erol: Hidroponik ‘’su kültürü’’ topraksız tarım değildir. Alt yöntemlerinden biridir.

(Cevap) H. Ozan Erzincanlı: Ben de aynen bunu diyorum. Ancak hem İngilizce hem Türkçe' de hidroponik, sanki tüm topraksız tarım tekniklerini kapsayan bir terimmiş gibi kullanılıyor. Aynen bahsettiğiniz gibi bunun alt yöntemlerden biri olduğunu açıklamaya çalıştım.
 

Makaledeki "İşte topraksız tarımda bitkiye verilen su, hava, besin gibi çok önemli temel öğeler kontrol edilebilir ve böylece hem riskler azaltılır; hem de bu girdilere daha hâkim olunabildiği için verim arttırılabilir." ardından:

3- (Katkı) Doğan Erol: Toprak kimyasal olarak aktiftir. Verilen gübreler ile reaksiyona girerek verilen gübrelerin bitkiye fayda oranı düşüktür.

Toprağa verilen gübrelerin bir kısmı yıkanarak yer altı sularının kirlenmesine neden olduklarından bazı yerlerde topraksız tarım yapılması zorunludur. (örnek baraj koruma bölgelerinde)

Yüksek miktarda su tutabiliyor olması sulama periyotlarının uzamasına dolayısı ile bitkiye besin aktarımı gecikmektedir. Dolayısı ile istenen zamanda istenen miktarda besleme olmamaktadır.

(Cevap) H. Ozan Erzincanlı: Katılıyorum. Katkınız için teşekkür ederim.
 

Makaledeki "Bu teknik, özellikle boyu yüksek olmayan marul gibi bitkiler için uygundur." ardından:

4- (Katkı) Doğan Erol: Ek olarak NFT (nutri film technic) Borular içinden 0,5 cm yüksekliğinde su ve suda erimiş besin akıtılarak köklerin bu akışkan suyla beslenmesi tekniğidir.

(Cevap) H. Ozan Erzincanlı: Katılıyorum. Katkınız için teşekkür ederim.

 

Makaledeki "Bu sebeple bu yatırımın, kontrolsüz çevre şartlarının olumsuz etkilerinin azaltıldığı ve birim alandan yüksek verimlerin alındığı; gerekirse ısıtma ile üretimin yıl boyu sürdürülebildiği seralarda yapılması tercih edilir." ardından:

5- (Katkı) Doğan Erol: Seralarda yetiştirilen sebze ve çiçeklerin kök bölgesinin sağlıklı yetiştirme açısından kritik sıcaklık 10 derecedir. Bu sıcaklığı da anca sera içinde ısıtma yaparak sağlayabilirsiniz ısıtma yapılmayan seralarda topraksız tarım yapmak anlamsıdır.

(Cevap) H. Ozan Erzincanlı: Kesinlikle katılıyorum. Burada cümlemi "yıl boyu ısıtma yapılan seralarda yapılmak zorundadır" diye bitirmememin sebebi yazarken çok itinalı olmaya çalışmamdan kaynaklanıyor.

Lakin bu sera ekvatoral iklimde kurulabilir ya da aynı yerde dışarıda üretim yapılabilir veya mesela Anamur' da yıl içerisinde sıcaklığın 10 derecenin altına düşen periyotta üretim kesilerek diğer zamanlarda üretim yapmak tercih edilebilir.

Bu durumda serada ısıtmaya gerek olmayabilir (boş kalan dönemde yatırımın biraz boşa gittiğini unutmamak gerekir. Ancak yine de ısıtma sistemi kurup yakıt masrafından kaçınmak için tercih edilebilir.)

Cümlemi "yapılması tercih edilir" ile bitirmemin sebebi buydu.

Katkınız için teşekkür ederim.

 

Makaledeki "(Örneğin ben, saksı kültürü ile topraksız tarımda fide yetiştiren başarılı fidanlıklar gördüm.)" ardından:

6- (Katkı) Doğan Erol: Fidanlarda veya meyve türlerinin topraksız yetiştirilebildiği doğru olup yapılabilmesi soğuklama ihtiyaçlarının olmasıdır.

(Cevap) H. Ozan Erzincanlı: Katılıyorum. Konu biraz derin. Konuya uzak okuyucular için şöyle açıklayayım:

Meyve fidanlarının soğuklama (vernalizasyon) adı verilen soğuklanma ihtiyacı vardır (detay bilgi için konuyu internetten araştırınız). Topraksız tarım için ise 10 derece ve üstü sıcaklık gerekmektedir.

İşte Doğan Bey' in bahsettiği bu iki konunun  birbiri ile ters düşmesi sebebi ile açık alanda meyve fidanlarında topraksız tarım uygulamasının zor olduğudur.

 

Makaledeki "Bu takip ve izlenebilirlik ile bitkiler, en azından sıra bazında hasat edilen ürün ile karşılaştırıldığında bitki beslenme verimliliğine dair çok önemli bulgular edinilebilir ve verim/kalite sürekli arttırılabilir." ardından:

7- (Katkı) Doğan Erol: Bitkilerin tek tek aldığı besin miktarının ölçülmesinin anlamı yoktur, pratik değildir, ve bitki başına formulasyon hazırlama şansınız olmayacaktır. Burada esas olan seraya giren gübreli suyun içindeki gübre miktarlarının yeterli oranlarda ve pH aralığında olmasıdır.

(Cevap) H. Ozan Erzincanlı: Burada hemfikir değiliz. Şöyle açıklayayım:

Eğer üretimdeki kalite, izlenebilirlik ve takip sisteminiz bitki başına takip ve kontrol yapabilecek kadar iyi ise; üretime dair risklerinizi çok düşürürsünüz.

Elbette ki üretimden sorumlu kişi/departman için iş yüküdür. Ve ben burada bitki başına formülasyon hazırlanmalıdır demiyorum. Sadece bitki başına ne kadar azot, fosfor, potasyum kullanıldığı ve sonucunda bitki bazında ne kadar ürün alındığı; hatta ürünün de analizi yapılarak çıkan azot, fosfor, potas değerleri ile verilen azot, fosfor, potas değerleri karşılaştırılabilir ve gübre etkinliği/verimliliği hesaplanabilir diyorum.

Ayrıca bu seviyede takip ve izlenebilirlik sağlamak işletmeye bir çok açıdan üretimle ilgili esneklik, beceri kazandırarak rekabet üstünlüğü sağlar.

Elbette bunu yapmak ek (değerli) işgücü gerektirir. Ben zaten  burada kontrol edilebileceği halde kontrol edilmeyen parametreleri açıklamaya çalıştım.

Kontrol etmeyi tercih etmek ya da etmemek işletmenin kendi kararıdır elbette. Sizce gereksizken bence (imkanım varsa) gerekli ve çok faydalıdır.

Benim tavsiyem sonrası bu takibi yapan (yapabilen) işletmeler vardır. Çok fazla işgücü ihtiyacı gerekmemiştir ve artık bu izleme/kontrol çeşitli formlar ile sistematiğe oturtulmuştur.

Elbette ki izleme % 100 her bir bitkinin numaralandırılarak izlenmesi değil ancak sera ortalaması ile izlemedir. Ancak verim arttırmak, rekabet avantajı sağlamak ve riskleri azaltmak için çok etkindir. Tavsiye ederim.

 

Makaledeki "Bu suyu atmak hem çevre kirliliğine sebep olmakta, hem de içerisinde bulunan çeşitli miktar gübrenin israf olması ile sonuçlanmaktadır." ardından:

8- (Katkı) Doğan Erol: Drenaj suyunun ne kadar olacağı sizin kontrolünüzdedir. Drenaj miktarını azaltmak ortamın tuzlanmasına neden olmaktadır. Yada drenajı arttırmak ortamın tuzunu azaltmaktadır. Topraksız tarım geri dönüşümlü ve geri dönüşümsüz sistem olarak ikiye ayrılır.

Geri dönüşümlü sistemde seradan drene olan suların tekrar kullanılması sera içindeki bir bitkideki hastalık drenaj suyuna karışabilir geri dönüş suyunun tekrar kullanılmasıyla tüm seraya yayılmasına sebep olabilmektedir. Bunun önlenebilmesi için geri dönüş sularının dezenfekte edilip içerisindeki kalan besin maddelerinin ölçülüp tamamlandıktan sonra seraya verilmesi gerekir buda pahalı bir yöntemdir. Fayda masraf oranlarına göre işletmeler bu drene suyu tekrar kullanmayabilirler bu kötü işletme demek değildir.

(Cevap) H. Ozan Erzincanlı: Burada hemfikir olduğum ve olmadığım noktalar var. Şöyle açıklayayım:

Elbette drenaj suyunun ne kadar olacağı sizin kontrolünüzdedir. Ancak bitki başına ne zaman ne kadar besleme yapılacağı ne kadar doğru tespit edilirse, drenaj suyunun azaltılması ile tuzlanma olma riski o kadar azalır. (Yani bir önceki katkıdaki olay ile bağlantılı)

Yani siz bitkinin ihtiyacı ve tüketimini ne kadar doğru tahminlerseniz (ve elbette gübreniz de kaliteli olmalı), drenaj suyunda artık olarak çıkan kullanılamamış gübre o kadar az olur.

Böylece daha az gübre ve enerji/çalışma ile daha iyi besleme yapmış olursunuz.

Yoksa benim burada bahsettiğim bolca besin formülasyonu verin ve drenajı azaltın değildir.

Doğru formülasyon ve uygun işletim ile drenaj suyu azaltılabilir. Drenaj suyu bu şekilde azaltılabiliyorsa işletmenin bilgi ve becerisi ve dolayısı ile verim ve karlılığı yüksek denebilir.

Drenaj suyunun geri dönüşümlü sistemle tekrar kullanabilen işletmeler daha yetkin işletmelerdir. Eğer bir işletme drenaj suyunu başarılı şekilde yeniden kullanabiliyorsa, bu işletmenin dezenfeksiyon, besin analizi ve esnek formülasyon yapma kapasitesine sahip olduğunu anlarız.

Elbette fayda/masraf ile ilişkilidir. Ancak zaten yetenekli işletmeler: doğru araştırma, doğru insan kaynağı temini ve iyi bir yönetimle bu işlemi uygun masrafla etkin ve verimli bir şekilde sistemlerine dahil eden işletmelerdir.

Ben "drenaj suyunu yeniden kullanamayan işletmeler kötü işletmelerdir" demedim. Sadece "bunu uygun şekilde yapabilen işletmeler yetkin ve iyi işletmelerdir" dedim. İkisi aynı şey değil.

Lakin ülkemiz koşullarında topraksız tarımsal üretim yapabilmek, zaten daha en başından iyi olma unvanını işletmeye verir.

Ama her iyinin, daha iyisi vardır ve amaç sürekli iyileştirme olmalıdır.

 

Makaledeki "Bunun bir sebebi katı ortam kültürünün en kolay ve güvenli topraksız tarım tekniği olması olduğu gibi; bir sebebi de sera kuran firmaların, bir-iki yılda bir değişmesi gereken katı ortamların yenilerini bu müşterilerine tekrar satarak para kazanmak istemeleri diye düşünüyorum." ardından:

8- (Katkı) Doğan Erol: Ben de bir Sera kuran firma temsilcisi ama ortam satmayan biri olarak
Bu dediğinize de katılmıyorum Şu an tüm dünyada tercih ortam kültürü yönündedir.
Diğer tekniklerin risk ve belirsizlikleri ortam kültüründen daha fazladır.

(Cevap) H. Ozan Erzincanlı: Saygı duyuyorum ve bu yorumunuzda hatalı olmadığınızı söylemek istiyorum. Ancak bu tespitimde kendi sebeplerimi izin verin açıklayayım:

Taktir edersiniz ki bir araştırma süreci sonrası bir bilimsel gelişme gerçekleştirildiğinde, bu bilimsel bulgunun ticari olarak nasıl uygulanır olacağına yönelik ürün geliştirme faaliyetlerine başlanır.

Bir organizasyonun bir geliştirme çalışması yapmasının bir maliyeti vardır.

İşte organizasyon, bu geliştirme masraflarını geri kazanabilmek için ürün olarak sunabileceği olanaklar arasından, tüketiciyi bağımlı kılacak olanları seçmek zorunda kalır. (Bu durum maalesef ve özellikle en çok tedavi ve ilaç geliştirme faaliyetlerinde kolayca gözlemlenebilir.)

Topraksız tarımda bu geliştirmeler genel olarak Hollanda, ABD, İngiltere ve İsrail gibi tüccarlığı ile bilinen ülkelerde yapılıyor olduğundan daha geliştirmenin ilk adımında bağımlılığın daha yüksek olacağı tekniği geliştirmeyi tercih etmeleri doğaldır.

Standart bir yatırımcı şu an topraksız tarım yatırımı yapmak istese elbette daha çok tercih edilen daha daha az riskli katı ortam kültürünü tercih etmelidir ve kimi zaman etmek zorundadır.

Çünkü bu teknikte çok fazla geliştirme yapılmıştır. Girdilerini temin etmek diğer tekniklere oranla çok daha kolaydır. Dolayısı ile bu tekniği bilen uzman sayısı da daha fazladır, sürekli uygulama bu olduğu için olası riskleri deneyimlemiş kişi ve kurum sayısı da daha fazladır.

Artık katı ortam kültürü bir bağımlılıktır.

Ancak bu tip ticari bir çarkın içinde olması, kolay ulaşılabilir olması; katı ortam kültürünün en iyi teknik olduğunu kesinlikle göstermez.

Bu, araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin başka ülkeler ve kurumlar tarafından yapılması yüzünden bizlerin bu bağımlılık içeren tekniğe mahkum olduğumuzu gösterir.

Ve bana sorarsanız bitki besleme etkinliği açısından su kültürü ve havalı su kültürü çok daha etkindir.

**************

Makalemi irdeleyip değerli görüşlerinizi sunduğunuz için tekrar teşekkür ederim.

Saygılarımla,

H. Ozan Erzincanlı

 
 
 
 
 

Tüm makaleleri okumak için tıklayınız...

anasayfa


Eklemek istedikleriniz konular varsa lütfen bize yazınız.

Barınaklar, biyogaz, biyodizel, samanın yem değerinin arttırılması

anasayfa  |   bize yazın

tar-get@tarimsal.com