|

ANKARA - Tarım Bakanlığı AB'ye uyum sürecinde balıkçılık sektörünü de kayıt
altına alarak ürünün izlenmesini hedefliyor. Böylelikle kaçak avlanmanın da
önüne geçmeyi amaçlayan bakanlık, denizden sofraya gıda güvenliğini denetim
altında tutmuş olacak.
Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürü Hüseyin
Velioğlu, AB'ye uyum sürecinde su ürünleri sektörünü bir araya
toplayacaklarını belirterek, deniz, baraj gölleri, göletlerin işletmesi ve
stokların korunması için çalışmaların hızla devam ettiğini söyledi.
Velioğlu, doğal stokların takviyesinin yapılmaması durumunda 5-10 yıl gibi
kısa sürede balık çeşitlerinin tehdit altında olacağına dikkat çekti.
Velioğlu, toprak üretimi kadar denizlerde de üretim alanı olduğunu ifade
ederek, 105 milyon hektar civarındaki kaynağın çok az bir kısmının
değerlendirildiğini vurguladı. Yaklaşık 20 yıl önce başlanan balık
yetiştiriciliğinde ihracatçı durumuna gelindiğini belirten Velioğlu, "Şu
anda AB'ye girme yolundayız ama balıklarımız Avrupa standardında. Türk
balıkları tüm Avrupa ülkelerine ihraç ediliyor" dedi.
Geçen sene 80-90 milyon dolarlık ağırlıklı olarak
çipura-levrek ihracatı gerçekleştiğini anlatan Velioğlu, AB ile yapılan
projelerle balık stoklarının korunmasının ve geliştirilmesinin sağlanacağına
dikkat çekti.
"Deniz ürünleri kayıt altına alınacak"
7 milyon dolarlık proje ile deniz ürünlerinin
izleneceğini vurgulayan Velioğlu, denizden sofraya kadar geçen sürecin
bakanlık tarafından bilgisayar sistemi ile kontrol edileceğini söyledi. Bu
sayede deniz ürünlerinin etiketli barkotlu olacağını, nerede işletildiğinin
bilineceğini ifade eden Velioğlu, "Ürünler, gittiği pazara kadar bakanlık
tarafından izlenecek. Bunun bilgisayar programı hazırlanıyor, Böylelikle
kalite ve güvenirlik artacak" dedi. Uzaktan algılama metodu ile avcılık
yapan teknelerinin izleneceğini, böylece hangi teknenin nerede avlandığının
takibinin yapılacağını ifade eden Velioğlu, ürünün belli noktalardan karaya
çıkması için çalışmaların başlatıldığını anlattı. 30 civarında karaya çıkış
noktası tespit edileceğini söyleyen Velioğlu, stokların korunması adına boy
ve zaman yasağının çiğnenmesinin de önüne geçileceğini vurguladı. Velioğlu,
bu sayede avlanma yasağı olan yerlerde de avlanmanın yapılmasının mümkün
olmayacağını da kaydetti.

Su ürünlerin ekonomideki yerinin yüzde 4-5'lerde
olduğunu ifade eden Velioğlu, son 10 yılda bu sektöre herhangi bir desteğin
olmadığını anlattı. Bu yıldan başlanarak, 10 yıllık süreçte yetiştiricilik
sektörünün destekleneceğini belirten Velioğlu, geçen sene kg başına 400 lira
civarında olan rakamda ciddi bir artışın yaşanacağını kaydetti. Bu yıldan
itibaren belgelendirilmeleri durumunda yavru balığın da destekleneceğini
ifade eden Velioğlu, ayrıca çeşitliliği sağlamak için yeni türleri
yetiştirenlere ek kaynak ayrılacağını ifade etti. Velioğlu, "2005 döneminde
Türkiye'de yetiştiricilikte çipura levrek ve alabalık, avcılıkta ise hamsi
türü mevcut. 4 türde kısıtlı kalmış sektör bunu açmak için çalışmalarımız
sürüyor. Sularda bulunan doğal kalkan, Mersin balığı ve orkinos
yetiştiriciliği de başlamış durumda. Uuslararası kaynakları devreye sokmak
için gayretlerimiz var" diye konuştu.
Ayrıca Devlet Su İşleri ve Köy Hizmetleri'nin
kullanımında olan baraj göllerini hizmete sunduklarını ifade eden Velioğlu,
proje ile başvuran yatırımcıların kafeste balık yetiştiriciliği için söz
konusu yerleri kiralayabildiklerini söyledi. Daha önce yüzde 1'lik kısmın
kiralandığını aktaran Velioğlu, yapılan anlaşma ile bu oranın yüzde 3'e
çıkartıldığını açıkladı.
"Yüzde 40'lara varan indirimli tarımsal kredi
uygulaması başlatılacak"
Velioğlu, tarımsal kredide faizlerin yüzde 30 oranında
uygulandığını hatırlatarak, su ürünleri sektöründeki 500 milyara kadarki
yatırımlarda faiz oranlarının yüzde 40'lara varan indirimlerin
uygulanacağını müjdeledi. Bunun sektöre ivme kazandıracağını ifade eden
Velioğlu, sektörün bu sayede AB ile çok rahat rekabet edeceğini söyledi.
Diğer tarımsal ürünler gibi su ürünlerinin pazar
sıkıntısının olmadığını, ancak iç tüketimde sıkıntı yaşandığını ifade eden
Velioğlu, Avrupa'daki balık tüketiminin Türkiye'nin 5 katı olduğunu
vurguladı. Belli yaş kuşağının üzerindekilere alternatif protein kaynağı
olarak balığı önerdiklerini kaydeden Velioğlu, "Tüketici balığı tüketmek
istiyor ama fiyatının uygun olmasını istiyor. Bu da ancak üretimin yeterli
seviyeye çıktığı zaman aşılabilir" dedi.
"1 milyon ton üretime ulaşmak mümkün"
Avcılık ve yetiştiricilik oranının 600 bin tona
ulaştığını aktaran Velioğlu, söz konusu rakamın 1 milyon tona ulaşmasının
mümkün olduğunu ifade etti. Velioğlu, bu çerçevede uluslararası projeler
başlatıldığını anlattı. Japonlar'la Trabzon'da "kalkan balığı" projesi
başlattıklarını belirten Velioğlu, yıllık 10 bin yavru kalkan balığının
Karadeniz'e bırakıldığını kaydetti. Bu sayede, aşırı avlanma sonucu kalkan
balığı türünün yok olmasının engellendiğini ve stoklara takviye yapıldığını
vurgulayan Velioğlu, "Bu proje olmasa idi, 5 yıl sonra Karadeniz doğasında
kalkan balığı kalmayacaktı" dedi. Söz konusu yeni üretim modeli ile özel
girişimcileri sektöre çekmeyi hedeflediklerini vurgulayan Velioğlu, böylece
bölgenin kalkınmasına katkı sağlanacağını vurguladı.
Sektörün hukuki altyapısının düzenlendiğini, 2003
yılında ilk defa balık yetiştiriciliğinin düzenlenmesi ile ilgili bir
yönetmelik çıktığını kaydeden Velioğlu, idari yapının AB standartlarına
ulaştırması için `Su Ürünleri Genel Müdürlülüğü'nü kurma teşebbüsleri
olduğunu söyledi.
Kurulacak yeni genel müdürlük ile yetkinin tek elde
toplanacağını ifade eden Velioğlu, böylece sektördeki bürokratik engellerin
kaldırılacağını belirtti. Velioğlu, bir balık çiftliği kurabilmek için izin
alma sürecinin 2 yıl olduğunun altını çizerek, "Buna rağmen müthiş bir talep
var, bu sayede balık çiftliği kurmadaki zorluğun önüne geçilecek" diye
konuştu. |