|
AB SÜRECİNDE ENTANSİF TARIM İŞLETMELERİNİN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Dr. K. Savaş TİTİZ Antalya Tarım A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı
Son yıllarda AB ülkelerinde kişi başına düşen gayrisafi milli hasılanın (diğer bir deyimle hayat standardının) yüksek oluşu özellikle taze tüketilen ürünlerde tüketici taleplerinde önemli değişikliklere yol açmıştır. Çevreye ve doğaya giderek daha saygılı olan tüketiciler, klasik üretim yerine çevre dostu üretim teknikleri ile doğal veya doğala çok yakın ortamlarda yetiştirilmiş ürünler talep etmektedir.
İşte bu nedenle tüm süper ve hipermarketlerin üyesi olduğu Avrupa Gıda Perakendecileri Birliğinin her türlü yaş sebze ve meyveyi üretimden tüketime kadar kayıt ve kontrol altına almaya yönelik Eurepgap Protokolu AB ülkelerinde yürürlüğe girmiştir.
Türk üreticisinin bu standartlara uyumu ne şekilde sağlanacaktır ? Son yıllarda ülkemiz tarımını ve dolayısıyla ihracatının gündemine oturmuş olan bu soruya cevap verebilmek için öncelikle üreticimizin yapısını ve olanaklarını irdelemekte fayda vardır.
AB ülkelerine yönelik ihracatımızın yoğunluk kazandığı kış döneminde üretim seralarda yapılmaktadır. Yüksek tipteki sera varlığı açısından sebze üretiminde 30.000’i hektarı aşan bir alanla Avrupa’da İspanya’dan sonra ikinci sıraya oturmuş olan örtü altı tarımımızda işletme büyüklüğü AB ortalamasının 10 kat aşağısında olup 2.000 – 3.000 m2 düzeyindedir. Miras hukukumuzun yol açtığı bu olumsuz yapılanma, işletmeleri sermaye açısından güçsüz bıraktığı gibi, modern tekniklerin uygulanmasını imkansız hale getirmiştir. Küçük sera üreticisi her türlü örgütlenmeden yoksundur. Pazar anlayışı ise yakınındaki toptancı haline malın tesliminden öteye geçememektedir. Çünkü hasat öncesi üretim finansmanı çoğunlukla hal komisyoncusundan alınan avansla sağlanmaktadır. Bu da hallerde fiyat şeffaflığını önemli ölçüde kısıtlamaktadır.
Tablo 1 – AB Pazarına çalışan bazı ülkelerde ekonomik durum ve seracılığın karşılaştırılması
Kaynaklar : · Satın Alma Gücü Paritesine Göre. 2004 değerlendirmeleri (www.indexmundi.com) · Fruit & Veg Tech Volume 5 No.1 - 2005
Tablo 2 - Türkiye’de Arazi ve İşletme Büyüklükleri Dağılımı
Tablo 3 - Türkiye’de Mevcut Sera İşletmelerinin Yapısı
Kaynaklar: Sevgican, Tüzel, Gül, Z.Eltez; , 2000
4 dekar cam sera ve 10 dekar plastik seranın üstünde bulunan işletmelere büyük işletme ve bunun altında kalanları da küçük işletmeler olarak tanımlayabiliriz. Esasen 20.000 m2 altındaki işletmelerin küçük işletmeler olarak vasıflandırılması gerekirdi. Ancak elimizdeki istatistiki bilgiler böyle bir değerlendirmeyi mümkün kılmadığı için mevcut bilgilere bağlı kalmak zorundayız.
örtü altı işletmelerinde üreticinin özellikleri
Seracılığın yoğun olarak yapıldığı bölgelerde daha çok aile işletmesi ve ortakçılığa dayalı seracılık yapan üretici, toprağa ve işletmesine bağlılığı, özverili çalışması, tutucu olmamakla birlikte geleneklere bağlı yapısı, belirli konularda yeniliğe açıklığı, örnek olma ve örnek alma çabası, üretim alanını genişletme özellikleriyle olumlu bir görüntü çiziyor. Ancak sermayesinin yetersizliği, eğitim düzeyinin düşüklüğü, pazar ve fiyat bilincinin olmaması, teknik bilgiyi sağlayacak, teknik danışman bedelini ödemeye hazır olmaması, örgütlenmeyi ve ortak hareket etmeyi benimsememesi gibi olumsuz özellikleri de taşıyor.
Büyüklüğü 5.000 m2 üzerinde olan sera işletmelerinde üretici şu ana kadar seradan kazandığı gelirin tamamını alan itibarıyla büyümeye harcamıştır. Toplam içerisinde alan itibarıyla % 25 lik paya sahip olan bu üretici grubu Eurepgap standartlarının uygulanması için üzerinde durulması gereken gruptur. Şuana kadar her türlü örgütlenmeden mahrum bu üretici grubunun tek başına mevcut sistem içerisinde pazarın bu yeni talebine entegre olması beklenemez.
AB ÜLKELERİNDE ÖRTÜ ALTI ÜRETİMİNDE ÖRGÜTLENME
AB ülkeleri genelinde toplam yaş sebze-meyvenin % 40’ı üretici birlikleri tarafından üretilmektedir. Bu konuda şimdiye kadar önemli mesafeler kaydetmiş olan İspanyol ve İtalyan çiftçiler bu yeni sistemin gerektirdiği yeni modern üretim tekniklerini öğrenmek, uygulamak, ürünlerini ortak paketlemek ve ortak pazarlamak için üretici birlikleri ve kooperatifler bazında örgütlenmişlerdir. Bu örgütlenmenin boyutu, marka ve pazarda süreklilik sağlayacak ürün miktarı ile belirlenmektedir. Dolayısıyla bu tür üretici birlikleri 10 – 15 üreticinin bir araya gelmesi ile oluşabildiği gibi 100 – 150 üreticiden oluşan birlikler de vardır.
Toplam yaş meyve sebzenin üretim ve pazarlamasında Üretici Birliklerinin payı : { Belçika ve Hollanda’da bu oran % 70’lerde seyrederken, { İspanya’da %50’si, { Fransa’da %55’i ve { İtalya’da %30’u üretici birlikleri tarafından gerçekleştirilmektedir.
AB’de (örneğin İspanya’da) 100,000 Euro ciro ve en az 5 – 7 üreticinin bir araya gelmesi bu örgütlerin kurulması için yeterlidir. Üreticinin böyle bir örgüt içerisinde bir araya gelmesini gerekli kılan nedenler :
q Ortak pazarlama ve markalaşma, q Hasat sonrası işlemlerde ortaklaşa yatırım, q Danışmandan ortak yararlanma ve q Eurepgap sertifikalandırma işlemlerinde ortak hareket edilmesi
Böylece Eurepgap yani iyi tarım uygulamaları çerçevesinde, ürünün tarladan, sofraya kadar uzanan aşamasında kayıt ve izlenebilirliğin sağlanması için zincirde yer alan tüm aktörlere sorumluluk yükleyen bir sistem yaratılmaktadır. İşte tüm Avrupa ülkelerinde, üretici birlikleri felsefesinin altında yatan ana konular bunlar. Bizim üreticimizin de aynı konulara ihtiyacı var. Ülkemizde de bu unsurların hayata geçmesiyle dinamik bir yapı sağlanabilir.
ÜLKEMİZDE ÖRGÜTLENME ARAYIŞLARI
Avrupa’daki, üretici birliği yapılanmasına karşılık, ülkemizde yeni çıkan yasanın özellikle seracılığın ve küçük ölçekli açık tarla sebze tarımının hakim olduğu Kumluca, Kale, Finike, Fethiye ve Mersin’in bazı ilçeleri için ihtiyaca yanıt vermekten çok uzaktır. Yasa ve yönetmelik, bir ilçede sadece tek bir birlik kurulabileceğini ve o ilçede en az üreticilerin yüzde 10’unun üye olması gerektiğini söylüyor. Birliğin dernek statüsüne benzer bir yapıda çalışacağını ve kar amacı güdemeyeceğini söylüyor. Örneğin Kumluca Ovası’nda 60 bin dönüm sera alanı ve 20 bin üretici var. Bunların yüzde 10’unun birliğe üyeliğini düşünürsek, karşımıza 2 bin üreticili bir birlik yapısı çıkıyor. Bu kadar kalabalık bir birliğin genel kurulu bile yapılamaz. Son derece hantal bir yapı oluşur. Küçük üniteler halinde örgütlülükten endişe ediliyor. Ortaklık bazında ticari bir örgütlenme yerine derneklere benzer bir yapılanmayı ön plana çıkaran bu yasa haliyle kar amacını da taşımıyor. Yasanın özünde küçük üreticinin ticari bir yapılanmanın yerine danışmanlığın yol göstericiliğinin esas alındığı edilgen bir yaklaşım sözkonusu. Bu nedenle Yasa küçük üreticiye yönelik, yeniden ele alınmalı, belki ek maddelerle, onların ihtiyaçları karşılanabilir hale getirilmelidir.
Üretici örgütlülüğü konusunda önerimiz “İmtiyazlı Üretici Ortaklığı” dır. Üreticilerin biraraya gelip, üretim ve pazarlama işbirliğine, ortaklığına dayalı bir anlayış, imtiyazlı üretici ortaklığı. Üreticiye, düşük faizli kredi verilmesi, teşviklerden yararlandırılması da bu düşüncenin içinde yer alıyor. Türkiye’de insanlar örnek olmayı ya da örnek almayı sevmekte, ancak örgütlenmeyi sevmemektedir. İnsanları birarada buluşturmanın, cazip hale getirilmesi gerekmektedir. İmtiyazlı üretici ortaklığıyla, bu sağlanabilir. Ayrıca toptancı halleri ve komisyoncu üzeriden satma zorunluluğunun kaldırılması ve hiper - super marketlerle doğrudan çalışma olanağının mümkün kılınması Üretici Birliği oluşumlarını cazip hale getirecektir.
Türk üreticisinin pazarın bu yeni taleplerine cevap verebilmesi için öncelikle belli bir ortaklık statüsü içerisinde örgütlenmesine gereksinim vardır. Üretici Birliği olarak tanımlanabilecek bu yeni ortaklık modelinin hukuksal altyapısının acilen gözden geçirilmesi zorunluluk arz etmektedir. Ancak bu yolla şimdilik yukarıda sözünü ettiğimiz üretici grubunun yeni teknikleri uygulayacak ve ürününü pazarın taleplerine uygun olarak paketleyecek ve ihraç edebilecek konuma gelmesi mümkün gözükmektedir.
Toptancı Hal Yasası’nda değişiklik
Türkiye için üretim sonrasında, hem küçük, hem de büyük işletmeler için tek pazarlama kanalı toptancı halleridir. Rayiç fiyat için halin vazgeçilmez olduğunu, ancak tüm ürünün pazarlamasında tek kanal olarak halin kullanılması doğru kabul edilemez. Sistemi zenginleştirmek, bu yapıyla mümkün değildir. Avrupa’da yaş meyve ve sebze pazarlamasında süper marketlerin payı giderek artarken toptancı halleri önemini yitirmektedir. Toptancı Hal Yasası’ndaki ek düzenlenmelerle bu sağlanabilir.
Son günlerde yer alan tartışmalar mevcut Haller Kanunu ile Üretici Birlikleri Kanunu arasında uyumsuzlukların giderilmesi ile ilgilidir. Şu an mevcut Haller Kanunu’nda 50 ortaklı üretici birlikleri yer alırken, Üretici Birlikleri Kanunu’nda 16 kişilik üretici birlikleri bulunuyor. Bu kanunlar arasındaki uyumsuzluğun giderilmesi ile 16 kişiden oluşan üretici birlikleri de Haller Kanunu’ndan istifade edecektir. Böylece üretici birlikleri de ürünlerini doğrudan tüketicilere mal satan perakende zincirlerine (hiper ve supermarketlere) verebilmelidirler.
Üretici Birlikleri, tarımda kayıt dışılığın önlenmesinde Hallerden daha fazla rol üstlenecektir.
KIŞIN ISITILMAYAN SERALARDA İLAÇ KULLANIMI YOĞUNDUR : ÇÖZÜM DOĞALGAZ
Sera üreticisinin sezon boyunca AB standartlarına uygun üretimle pazarın istediği kalite ve zamanda mal sunabilmesi ancak seraların ısıtılması ile gerçekleştirilebilir. Şimdiye kadar uygulanagelen klasik üretim sisteminde kış aylarında ısıtılmayan seralarda sera içinin aşırı nemlenmesi pestisit kullanımını gerekli kılan bir çok bitki hastalığına sebep olmaktadır. Sera nemini azaltmanın tek yolu ise sera sıcaklığının kış aylarında yükseltilmesi ile mümkündür. Sera ısıtmasında çevre kirliliği yaratmayan en uygun kaynak olarak kabul edilen LPG için ülkemizdeki fiyatlar, Hollandalı üreticilerin ödediğinin 3 katı, İspanyol üreticisinin ise 2 katı daha fazladır. Eurepgap standartlarına uygun üretim yapmayı hedef alan Türk üreticisinin işçilik, kaliteli sulama suyu ve iklim elverişliliğinden sağladığı bütün avantajlar yüksek ısıtma maliyetleri nedeni ile ortadan kalkmaktadır ve buna paralel olarak ihracatçının rekabet gücü zayıflamaktadır.
Tablo 4 – AB Pazarına Yönelen Ülkelerin Güçlü ve Zayıf Yönleri
Kaynak : Fruit & Veg Tech Volume 5 No.1 - 2005
ÜRETİM DANIŞMANI EKSİKLİĞİ
Tüketici taleplerindeki değişiklik, ürünün izlenebilirliğini beraberinde getirmektedir. Esasen Eurepgap standartlarının uygulanması konusunda üreticiye yol gösterecek ve uygulamada cesaretlendirecek olan tek birim üretim danışmanlığı müessesesidir. Türkiye’deki ziraat mühendislerinin üretim danışmanlığı aşamasında olmadığını ve bu konuda ayrı bir eğitim almaları gerekmektedir. Üretim danışmanları, sermaye ölçüsünde modern üretim tekniklerini, yeni ürünleri öğretebilmelerinin yanında pazar ve pazarlama bilgisi verebilmeleri gerekmektedir. Örtü altı tarımında toplam üretiminin sadece yüzde 5’ini ihraç edebilen ülkemizde, İspanya örneğinde olduğu gibi ihracatın payının yüzde 50 seviyesine yükselmesi durumunda, sektörde 3 bin deneyimli üretim danışmanına ihtiyaç duymaktadır.
Ancak şu ana kadar ne yazık ki büyük bir işsizliğin yaşandığı ziraat mühendisliği mesleğinde çok az kişi bu alanda faaliyet gösterebilmektedir. Böyle bir danışmanlık eğitiminin alınabileceği konuya özel bir kurumun faaliyetine henüz rastlanmamıştır. Bu nedenle Eurepgap uygulamalarının yaygınlaştırılması aşamasında, üretim danışmanı eksikliği önemli sorun olarak karşımıza çıkacaktır.
Üretici Odaklı Üretimden Tüketici Odaklı Üretime Doğru
Islahçıların, yola dayanıklı, raf ömrü uzun, kırmızı, sert, albenisi yüksek ürün arayışları 7-8 yıldır alıştığımız domates ve çilek tadını bize unutturmuştur Üretici, komisyoncu ve pazarcı için üstün özelliklere sahip bu ürünler, üç kesimi de memnun etmiştir. Ancak, tüketici başlarda albenisine kapıldığı ürünün, aslında tadının kaybedilmiş olduğunu farkettiğinde, memnuniyetsizliği de başlamıştır. Islahçıların, şimdi yavaş yavaş yeniden tüketici odaklı çalışmanın ve tadı geri getirmenin peşinde olduğu gözlemlenmektedir. Son yıllarda, gıda güvenliği cümleleri içinde, güvensizlik başlamıştır. Güvensizliğin zeminini de kaybolan tat oluşturmuştur. Pazarda zaten çok fazla seçeneği olmayan tüketici, mutfağına tadını beğenmese de domatesi ya da çileği sokmak zorunda kalmış, bu arada işi bilen bilmeyen herkes konuyla ilgili yorum yapmıştır. Raf ömrünü uzatmak ve albeniyi arttırmak uğruna tadın ihmal edildiği konusunu vurgulamak yerine, konuyu hiç bilmeyen kimselerin değerlendirmeleri gündeme gelmiş ortaya bilgi kirliliği çıkmıştır. Bu konuda doğrular yeterince açık ifade edilemediği veya medyada yeterince yer bulamadığı için tüketici kaybolan lezzetin nedenini aramaya başlamıştır. Lezzeti kaybeden tüketici yanlışlara dayalı yorumları benimsemek zorunda kalınmıştır.Halbuki lezzet konusu hormondan daha çok çeşitle ilgili bir konudur. Önce bilgi kirliliğinin ortadan kaldırılması ve ardından tarım ilacı ve kalıntı gerçeğinin doğru zeminde tartışmaya açılması gerekmektedir. Üretici en fazla verimi almak istemektedir. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz ülkelerinin seracılıkta bir dezavantajı var. İklim sıcak olduğu için böceğe karşı ilaç kullanılması gerekmektedir. İklim soğuk olmadığında, böcek populasyonunda azalma olmamaktadır. Hollanda gibi salt biyolojik mücadeleyle tamamen başarı sağlanamamaktadır.
Ancak her şeye rağmen Türkiye’de zirai ilaç kullanımının hassasiyetle ele alınması gerekmektedir.
Sivil bir insiyatifle kurulan zirai ilaç kalıntı analiz laboratuar örneklerinin ülke genelinde yaygınlaştırılması için çaba gösterilmelidir. Sonuç olarak:
Türk yaş sebze ve meyve üreticisinin 2006 yılında yürürlüğe girecek Eurepgap Protokolu uygulamalarına uyum sağlaması oldukça güçtür. Ancak imkansız değildir. Toplam üretimde % 4’lük ihraç payının ( aynı oran İspanya’da % 51, İsrail’de % 23’tür) dahi tehlikeye gireceği bir döneme doğru gitmekteyiz. Bu durumun önüne geçmek ve iklim, toprak ve su avantajımızın getirdiği sürdürebilir bir üretim potansiyeli ile uyumlu ihracat miktarına erişmek için çok hızlı hareket etmek zorundayız. Uzun ve yoğun gayret sarfedilmesi gereken bu hedefe ulaşmak için;
1- Üreticinin teknik hizmet almasını, paketleme ve pazarlamasını ortaklaşa yapabileceği bir örgütlenme yapısına kavuşması kaçınılmazdır. Üretici Birliği olarak da tanımlanan bu modelin hukuksal altyapısının gözden geçirilmesi gereklidir. 2- Tarım işletmelerinin ekonomik açıdan rasyonel bir büyüklükte kalmasını sağlamak için Miras Hukukunun yeniden düzenlenmesine ihtiyaç vardır. 3- AB ülkelerine mal satabilmenin ön koşulu haline gelen Eurepgap standartlarını uygulama bağlamında üreticiye kayıtlı ve kontrollü üretimi öğretmek için Üretim Danışmanının rehberliğine gereksinim vardır. Uygulama aşamasında oldukça ihtiyaç duyulacak üretim danışmanlığı mesleğinin hayata geçirilmesi için eğitsel düzenlemeler yapılmalıdır. 4- Serada, iyi tarım uygulamalarına uygun üretim için ülkemizin güney sahil kuşağında dahi seraların ısıtılması kaçınılmazdır. Mevcut enerji fiyatları ile bunu gerçekleştirmek ekonomik olmadığından sera bölgelerine hızla doğalgaz getirilmelidir. 5- Zirai ilaç kalıntısız sebze üretimine daha fazla imkan tanıyan ve modern seracılığın bir gereği olan topraksız üretim işletmeciliği teşvik edilmelidir.
Haziran, 2005 Antalya |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Tarımda yeni teknolojiler ile ilgili güncel haberleri bize gönderin, yayınlayalım.